SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İslam’a ve Diyanete taarruz başladı.

Yazının Giriş Tarihi: 04.08.2022 10:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.08.2022 10:50

                                                                                   

Kurt ile kuzunun suyu bulandırması ile ilgili hikayesini biliyorsunuzdur ama hikâye günümüzdeki İslam’a ve Diyanete yapılan saldırın mantığı ile paralellik arz ettiğinden konun daha iyi anlaşılması için hatırlatma babından kısaca özetlemekte fayda var…

Kurt ile kuzu su içmek için gittikleri dere kenarında tesadüfen karşılaşmışlar. Kurt derenin üst tarafında, kuzu ise alt tarafında su içmeye başlamış. Bir bahane bulup kuzuyu yemek için fırsat kollayan kurt seslenmiş: “Bana bak kuzu, sen neden benim içtiğim suyu bulandırıyorsun?”

Kuzu, “Kusura bakma ama ben derenin alt tarafında sizin önünüzden geçen suyu içiyorum, ben sizin suyunuzu nasıl bulandıra bilirim” diye efendice cevap vermiş. Minik kuzu bu sözüyle kurdun bahanesini çürüttüğünü düşünmüş.

Fakat kurt kararlı, bir bahane bulup kuzuyu yiyecek. Bu kez şöyle seslenmiş: “Hey kuzu sen bir yıl önce benim hakkımda kötü konuşmuşsun.” Kuzu “ama” der, “ben 6 ay önce daha doğmamıştım.” Kuzu kurdun bahane için ürettiği sahte delilleri tek tek çürüterek hayatta kalacağını sanmaktadır.

Oysaki kurt kuzuyu yemeğe kararlıdır; aradığı sadece kamuoyunu ve kendini inandırmaya çalışmaktadır. Ve kurt son olarak “tamam sen konuşmamış olabilirsen ama baban konuştu” der, kuzunun üstüne atılır …

Son günlerdeki İslam’a ve Diyanete karşı başlatılan akıl ve mantıktan yoksun organize tepkilerin saçmalığı ve ön yargı mantığı, kurt ile kuzu hikayesindeki saldırgan kurdun mantığı ile neredeyse aynı…

İhsan Şenocak Hocanın vaazı ile Diyanet İşleri Başkanlığının sorulan bir soruya verdiği cevap üzerinden çarpıtma ve yanlış anlama ile vehim ürürnü anlamlar üzerinden çığırından çıkmış tartışmalar İslam’a ve Diyanete top yekün bir taarruza dönüştü.

Fırsatı ganimete çevirmek isteyen saygı ve sevgi yoksunu günümüzün çağdaş güruhu da bu saldırıları kendilerince  ganimete çevirmek için fırsat bu fırsat deyip Don Kişot misali yel değirmenlerine saldırırcasına İslam ve Diyanete top yekûn mesnetsiz akıl ve mantık dışı iftiralar ve suçlamalar ile saldırıya geçtiler, içlerindeki kin ve nefreti bir kez daha dışa vurdular…

İhsan Şenocak hedef gösterildi, söyledikleri nedeniyle meczup diye tahkir edildi. Diyanet İşleri Başkanı da her zaman olduğu gibi tahtadaki hedef oldu.

Köy Enstitüleri sosyal medya hesaplarından “Tanrım benden duymuş olma ama Ali Erbaş arkandan atıp tutuyor…” gibi kahkaha attıracak derece de saçma sapan paylaşımlar ile Ebu Cehil’i sollayan, lağım çukurunun tahliye borusu patlamış gibi ağız dolu küfürler sarf edildi.

Peygamber (SAV) Efendimizin binlerce yıl öncesi söylediği Hadis-i Şeriflerini eğip bükerek, yanlış anlamlandırıp kopyala yapıştır mantığı ile bugüne uyarlamaya çalışan, söyleyeni de günah keçisi ilan edip tartışmanın ucunu AK Partiye getirip, hesap soracağız moduna girmeleri fıkra tadında yeni yeni saçmalık derecesinde davranış sergilemelerine şahit oluyoruz.

İslam Peygamberi (SAV) Efendimiz 571-632 tarihleri arasında Dünyamızı aydınlattı. Kırk yaşında Peygamberlik verildi. Tebliğini tamamladıktan sonra her fani gibi aramızdan ayrıldı.

Aradan binlerce yıl geçmiş. O zaman ne AK Parti vardı… Nede bu günkü Dünya…

Kur’an ve Hadislerin dolayısı ile İslam’ın   anlatılmasını hazmedemeyen ve bir bardak suda fırtına koparan organize saldırı ve iftira sahiplerine “Allah akıl fikir versin” temennisinde bulunuyorum.

Çünkü akıl ve fikir çok önemli.

Bazen insanda akıl oluyor ama fikir olmayınca hiçbir işe yaramıyor ve gelişimi eksik kalıyor düşünce melekesi eksik kaldığı için de birbirlerini kutsayıp yel değirmenlerine savaş açmaya yelteniyorlar ki insan ister istemez insanlık adına üzülüyor….