SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Beyaz ve Gri Türkler…

Yazının Giriş Tarihi: 22.09.2022 09:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.09.2022 09:48

Halkın oyları ile seçilen gri olmasına rağmen Beyaz Türklerin gazabına uğradığı için 6 defa gidip 7 defa gelen Demirel’in siyaset literatürümüze girmiş çok sözleri vardır.

Bunlardan birisi seçim zamanında verilen sözlerin ve yapılan vaatlerin kıymeti harbiyesinin olmadığını belirtmek için kullandığı “Dün dündür, bugün bugündür.” Sözüdür.

Bir diğeri ise üç haneli enflasyonu 500 gün içinde tek haneli rakamlara düşüreceğine dair verdiği vaat ve 500 günün sonunda “Allah’ın 500 günleri çuvala girmedi ki… Evet 500 gün demiştim ama birinci 500 gün dememiştim. Daha sırada ikinci ve üçüncü 500 gün var” demesidir.

Bu gibi çıkışları ve siyaseten yaptığı yanlışların bilinmesi ve görünmesine ve gri olmasına rağmen halk ehveni şer anlayışı ile Demirel’e oy verdi. Çünkü halk iktidarda Demirel olmasına rağmen muktedir olanın Beyaz Türklerin olduğunu biliyor ve insan ürkmesi başka bir şeye benzemediği için de sırf CHP iktidara gelmesin diye Demirel’e oy vermeye devam ediyordu…

O “zamanlar Türkiye’de kim seçilirse seçilsin, iktidar kim olursa olsun Beyaz Türklerin sözü geçiyor ve kılıcı kesiyordu. Laiklik adına denildiği zaman akan sular duruyordu. O zamanki iktidarlar sadece kötü gidişten sorumlu tutulan ve kötü gidişin faturasının kesildiği şamar oğlanları idi ve mutlak muktedir olan Beyaz Türklerdi.

1980 Darbesinden sonra da halk Beyaz Türklerin hoşlanmadığı Rahmetli Özal’ı seçti. Burnundan kıl aldırmayan Beyaz Türkler yine muktedirdiler ve kilit noktalarda olmaya devam ettikleri içinde sözleri geçiyor ve kılıçları kesiyordu…

28 Şubat’ta bu defa tanklar ile demokrasi ve laiklik adına post modem darbe ile demokrasiye balans ayarı yapıldı ve halkın oyları ile seçilmiş Rahmetli Erbakan iktidardan el çektirildi ve partisi kapatıldı, kendisine de siyaset yasağı getirildi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken şiir okuduğu için görevden alınan ve hapse atılan muhtar bile olamaz denilen Recep Tayyip Erdoğan’ın kurduğu AK Partiyi 2002 yılında iktidara getirdi.

Getirdi getirmesine ama Beyaz Türkler rahatları kaçacağı ve Türkiye’de istedikleri gibi at koşturamayacaklarını bildikleri için rahatsız oldular, e- muhtıra, Gezi Kalkışması ve darbe girişiminde bulunuldu.

Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk zamanlarında Beyaz Türkler etkinliklerini kaybetseler de ülke yönetiminde kısmen söz sahibiydiler. Zamanla köprülerin altından çok sular aktı ve TC 10.ncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görev süresinin 2007 yılında sona ermesi ve Abdullah Gül’ün seçilmesi ile birlikte yeni bir dönem başladı.

2007 yılı ve sonrasındaki Cumhurbaşkanlığı seçimindeki yaşananlar ile bugünkü Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesindeki yaşananları kıyaslamak ülkenin demokrasi kazanımlarında nereden nereye geldiğini hatırlatmaya yeterli olacaktır sanırım…

2007 yılı arşivlerine girdiğiniz zaman ülkemizde Beyaz Türklerin demokrasimizin üstünde ne kadar etkili ve vesayetlerinin ne kadar güçlü olduğu çok net olarak görülecektir.

O zaman Deniz Baykal’a kaset kumpası kurulmamış ve CHP’nin Genel Başkanı idi. Partisinin Grup Toplantısında Abdullah Gül’e etinden et koparılmış gibi can havli ile avazının çıktığı kadar bağırıyordu: “Sakın ha Cumhurbaşkanı adayı olma! Sakın ha olma! Sakın ha! Bu tavsiyem kulağına küpe olsun Sayın Tayyip Erdoğan…” (Baykal’ın bu konuşması internette YouTube ’de yüklü izlemenizi öneririm)

Başka birisi çıkıp aba altından sopa gösteriyor ve “Sözde değil özde Laik Cumhurbaşkanı istiyoruz.” Diye kükrüyordu.

Sonrasında Erdoğan Partisinin Grup Toplantısında “Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Abdullah Gül kardeşimdir (?)” Diye Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını ilan etmişti.

Hileli zarları ile hep düşeş atmaya alışan Beyaz Türkler bu defa 367 krizi ile Abdullah Gül’ün seçilmesini engellediler. Sonrasında o engelde aşıldı ve Abdullah Gül T.C. 11 Cumhurbaşkanı seçildi ve TBMM’nin seçtiği son Cumhurbaşkanı olarak 2014 yılına kadar görevine devam etti.

2014 Yılından itibaren Cumhurbaşkanını halk tarafından seçilmeye başladı. Muhalefet Erdoğan’ın karşısına halkta ve CHP tabanında karşılığı olmayan Ekmeleddin’i aday gösterdi ve Kılıçdaroğlu tabanına tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz diye diretti.

Sonuç halk tercihini Erdoğan’dan tarafa kullandı ve Erdoğan halkın ekseri oyu ile seçildi.

2018 Yılında CHP Erdoğan’ın karşısına “Gel Muharrem’i” çıkardı. Sonuç yine değişmedi. Seçimi Erdoğan kazandı…

2023 yılında tekrar Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Cumhur İttifakının adayı Erdoğan Millet İttifakının adayı ise henüz belli değil ama kıyasıya adaylık mücadelesi devam ediyor.

6+1 Masasının seçimi kazanma ihtimalleri azaldıkça masadaki kartlar bozuluyor, yeniden dağıtılıyor… Masadaki dengeler değiştikçe de yeni yeni figürler ortaya çıkıyor…

Erdoğan’ın gitmesi için “Tuvalet Terliğine” oy vermeye hazır kıvama gelmiş tabanda da kafalar karışıyor…

6+1 Masasında işler istedikleri gibi gitmediği ve halkın masaya rağbet etmemesi nedeniyle Beyaz ve Gri Türkler her geçen gün hırçınlaşıyor. Aciz kaldıkları içinde kızgınlık ile söyledikleri nedeniyle her geçen gün yüzlerindeki maskeyi biraz daha indirdikleri için gerçek yüzlerini deşifre ediyorlar…

Halk ise tartışmalardan uzak olanları izliyor ve sandığın önüne geleceği günü bekliyor…