SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

 Ağrı’daki gençlerin sahuru  (14.04.2022)

Yazının Giriş Tarihi: 14.04.2022 09:43

 

Bir çizgisi, doğruları yanlışları, bir de omurgası olan Allah (CC) verdiği akıl nimetini kullanabilme yetisini kaybetmemiş insanlar makul ve mantıklı düşünürken, bu özelliğini doğru kullanamayanlar veya bu yetisini kaybetmiş olanlar ikilemleri arasında debelenip duruyor.  

  

Eğriye eğri doğruya doğru demek yerine asrımızın hastalığı olan ben merkeziyetçi düşünce yapısı zamanla içinden çıkılmaz bir hal aldı. 

 

Ben veya benim meşrebim, grubum, partim yapmışsa doğrudur mükemmeldir. 

 

Ama başka birisi hele hele rakibim yapmışsa kesin yanlıştır gibi yalan kurgu ile çarpıtmalarla yapılan haber ve yorumlar günlük hayatımızın içinde sıkça karşılaşır olduk.  

 

Mübarek Ramazan ayında karşı mahallenin görsel, yazılı yayın organları ile sosyal medya trolleri Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan’ın Ağrılı gençlere düzenlediği sahuru dillerine doladılar... 

 

Neymiş efendim AK Partili gençler düzenlenen sahur yemeğinde def ile eğlenmişler...  

 

Size ne kime ne? Sahura kalkan gençlerden neden rahatsız oluyorsunuz? 

 

Şimdi plağı terse çevirelim ve Ağrı Belediye Başkanlığının AK Partide değil de HDP’de olsaydı ve benzeri bir organizasyon düzenlenseydi AK Partili gençleri eleştirirken mangalda kül bırakmayan karşı mahallenin kalemşorlarının bu olaya yaklaşımları nasıl olurdu.  

 

700 Öğrenciye kişi başı 30-TL gibi makul bir ücret ile verilen sahur yemeğini AK Partili Belediye Başkanı Savcı Sayan yaptı diye tenkit edenler, HDP yapsaydı yere göğe sığdıramazlar ve gençler doyasıya eğlendiler diye duyururlardı. 

 

İstanbul’u beyaz kâbus esir aldığı zaman İmamoğlu kendisine özel tahsisli kar küreme aracı ile balıkçıda İngiliz Büyükelçi ile kalkan balığı ciğeri yediğini “yemeye de mi gitmeyecekti.” diye savunan, Danışmanın İsviçre tatil faturası ile Kılıçdaroğlu’nun otel faturasını görmezden gelip tek satır yazmayanların Ağrılı 700 gencin sahur yemeğinin parasını dile dolamalarını gerçekten anlamıyorum. 

  

Kendilerinden başka kimseye yaşam hakkı tanımayan, kendilerinin en zeki, en akıllı, en Atatürkçü en ... en... gibi her konuda kendini dev aynasında görüp eşsiz ve tapılacak biri olarak gören narsit kişilik belirtilerinin tezahürü olan düşüncenin yalan yanlış, algı ve kurgu ile yapılan fikir beyanlarını inanınız dikkate almıyorum ve hiç önemsemiyorum. 

 

Yalnız aynı olayı karşı mahalle ağızı ile Millî Gazetenin de üç aşağı beş yukarı aynı cümleler ile haberleştirmesi “Düşmanın attığı taş değil de dostun attığı gülün yaraladığı” gibi bu durum birçok insanı gerçekten derinden yaraladı. 

 

Taş atanlar bilmiyorlar, halden anlamazlar. Onlar her fırsatta saldırmak için beklediklerini bildiğimiz için onların taşı bizi incitmese de halden anlayan dostun attığı gül bizi incitti, canımızı çok acıttı. 

 

Oysaki Millî Gazete bizim neslimiz için bir düşünce okuluydu ve değerlimizdi.  Yeni Devir, Akit, Yeni Şafak gibi gazeteleri de okuyorduk ama Millî Gazete’nin yeri bir başkaydı... 

 

Öyle ki İmam-Hatip Lisesinde öğrenci iken harçlıklarımız her gün gazete almaya yetmediği için sınıf olarak ortaklaşa Millî Gazete alıyor ve dönüşümlü okuyorduk. Malum 1980 darbe zamanı ve İmam-Hatipler sıkı takip altında...Gözünün üstünde kaşın var bahanesi ile İmam-Hatiplerin kapatılmak için bahanelerin arandığı zamanlar... 

 

Yapılan bir ispiyon veya rutin işler kapsamında okul idaresi bir gün sınıfa arama yapmaya geldi... Sınıfın Gazetesini alma ve getirme işini takip eden arkadaşın sırasında gazeteleri buldular.  

 

Gazete okumak Suç mu? Suç değil ama o zaman Millî Gazete okumak büyük suç... 

 

Müdür Yardımcısı arkadaşa gazeteler senin mi diye sorduğunda Arkadaş sınıfın başı derde girmesin diye kem küm etmeden dimdik “evet benim” dedi, arkadan bir başkası bir başkası derken bütün sınıf gazeteyi benim diye sahiplendi.  

 

Bu defa başladılar bütün sınıfı sorgulamaya bu aklı size kim verdi? Bu işi kim organize ediyor diye... 

 

Tehdidin, korkutmanın bini bir para gırla gidiyor. İdare bu tehdit ve korkutmaları sonucu netice alamadılar. Bütün sınıfı da disipline veremediklerinden tehditler ile gazete aboneliğini sona erdirmemizi istediler... Biz Millî Gazete aboneliğimizi sınıf olarak devam ettirmiştik... 

 

Şimdi günümüzde yaşananlar ile geriye dönüp baktığımda inanın ki içim burkuluyor... 

 

Dün sahip çıkmak adına harçlığımız yetmediği için sınıf olarak öğrenci harçlıklarından kesinti yaparak okuduğumuz zamanımızın Millî Gazetesinin farklı kulvarlara yelken açmış olmasını ve kardeşlik hukukuna yakışmayan yayınlar yapmasına insanı ister istemez üzülüyor... 

 

Zaman her şeyin ilacı olduğu gibi bizleri yanıltmaya da devam ediyor. 

 

Ağrılı gençlere ve onlara sahur yemeği veren Savcı Sayan’a gençlere selam ve sevgilerimi iletiyorum. 

 

Allah tuttuğunuz oruçları ve yaptığınız ibadetleri kabul etsin, bizleri de duaların da unutmamalarını istirham ediyorum.