SON DAKİKA
Hava Durumu

Ahmaklığa Sövgü

Yazının Giriş Tarihi: 10.12.2022 10:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.12.2022 10:30

Hayatımıza hayallerimiz değil, onlara yönelik korkularımız yön verir.. Her hayal, ona dair bir korkuya yenik düşer. “Ne umdum, ne buldum” dediğimiz, “neyden korktuysam, onu buldum” demektir aslında. Korkularımızın en büyüğü sevilmeme korkusudur, kabul görmeme.. İşte bu yüzden daha çocuk yaşlarda vazgeçeriz kendimiz olmaktan. En yakınlarımız, bizi gerçekten sevdiğine inandıklarımızla başkadır ilişkilerimiz. Orda olabildiğimiz kadar hırçın, olabildiğimiz kadar kaçık, olabildiğimiz kadar huysuzdur. Kendimizizdir aslında. Bizi sadece kabul gören davranışlar sergilediğimizde sevecek olan ikinci bir grup vardır; işte onlara karşı eğilir, bükülür, üzülür ama belli etmeyiz. Sonsuz krediler veririz kendiliğimizden, sevilmek uğruna..

Anlayışlı, hoşgörülü, verici, affedici roller oynarız karşımızdakilere; sevilen biri olmak uğruna.. Hep evet deriz örneğin.. Hayır’lar bizi sevdirmez diye.. Okkalı bir küfürü hakkedenlere bile yutarız öfkemizi.. Kendiliğimizden vazgeçerek, kabul görmek uğruna aptal rollere bürünürüz. Kaçıklığımı, ayrıksılığımı, deli öfkemi gizleyerek yaşadım ben yıllar yılı.. “Normal” insanlardan kabul görmek uğruna, beynimin en deli, en çılgın kıvrımlarına eziyet ettim. Kendiliğimi utanılacak bir şeymişçesine herkesten gizledim. Aptal bir topluluğa kendini sevdirme tiradları adına, eşsiz benliğime eziyet ettim. Kilitledim onu, ortaya çıkma sen, dedim, yoksa bu aptallar ordusu sevmez seni )

Neden bu kadar güçlüdür içimizdeki kabul görme ve sevilme duygusu? Onlar gibi olursak severler bizi dedirten duygu nerede başlar. “iyi kız ol, yoksa sevmem seni diyen anne babalar mı, öğretmenler mi yaratır bu sahtelikler ordusunu?

Sevilmek uğruna, kabul görmek uğruna kendinden vazgeçenleri nasıl bir hayat bekler?

Ben markette hep sıramı verdim birilerine, birilerine telefon edecekken bile, rahatsız mı ederim diye düşünecek kadar ikinci plandaydı kendiliğim. Her telefona, “müsait misin” sorusuyla başladım.. Birini ziyaret ettiğimde hep, fazla vaktini almayayım düşüncesi kafamdan çıkmadı. “Bir şey ister misin” sorusuna hep, “hayır, hiçbir şey” yanıtı verdim. Sadece çok sevildiğime inandıklarıma talep yöneltebildim. Annemden karnıyarık isteyebildim örneğin, ya da kızımdan kurabiye.. Ama gerçek ihtiyaçlara, örneğin maddiyata yönelik bir istediği en yakınıma bile yapmak çok zor geldi. Maddi bir şey istersen sevmezler insanlar seni.. Mümkün olduğunca ihtiyaçsız ol. Birine borç verirsem, ömür boyu geri vermese de isteyemem onu, bu huyumu bildiğimden hiç sevmem borç vermeyi. Verirsem unutabileceğim, geri almazsam canımın yanmayacağı bir miktar olmalı )

Ben almayı öğrenemedim hayatta.. Alırsan değil, verirsen sevilirsin diye bir inancın kurbanıyım sanırım. Kimsenin zamanını, ilgisini, sabrını, talep edemedim. Bolca sundum oysa bunları.

Gün gelir, elindeki hayata bakarsın bir gün ve dersin ki “ey hayat hani ben neredeyim? Nerene saklandın beni?”

Kendini o denli yok saymışsındır ki, hayat da sana “yok” muamelesi yapar!

İşte o yüzden, bırakın kardeşim sevilmeyi, kabul görmeyi.. Sevin ve koşulsuzca kabul edin kendinizi.

Sevilmek uğruna bin ayrı kişi olacağınıza, sevilmemek pahasına, bir kez kendiniz olun; gerekirse en çekilmezinden)

Taşımayın be şu koca dünyayı sırtınızda, yüzünüzde hüzün, gözünüzde yaş, ellerim bomboş şarkısıyla..

Bir küfür savurun geçmişinizdeki ahmaklığınıza, sizi sevenlere, sevmeyenlere bi yallah çekin ve geçirin üzerinize kendiliğinizin pelerinini, yapışın hayatın bembeyaz boynuna ve neşesini emin )

Hayat sevilmeyi beklemek için çok kısa!

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.