SON DAKİKA
Hava Durumu

İnanç Meselesi

Yazının Giriş Tarihi: 18.08.2022 10:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.08.2022 10:01

Hayatımızda illa ki bir şeylere inanmış onu bensemişizdir. Bu ne olursa olsun insan hayatında inanmak çok önemli diye düşünüyorum. Bir şeyleri kolay atlatmak için olsun, güç kazanmak için olsun inanmak ihtiyacı duyar insan. İnanç; beynimizin dünyadaki karmaşaya uyumlanmasını sağlamak, etrafımızda olan bitenin işleyiş biçimini anlamamıza yardımcı olmak ve olası getirileri ön görmemizi sağlamak için geliştirdiği bir yöntem aslında. Aidiyet hissi yaratan, varoluşu anlamamızı ve ahlaki değerlerimizin korunmasını sağlayan inanç sistemleri dışındaki bazı inançlarımız, yaşam boyunca bize eşlik edip ve hayatımıza yön veren birer blokaja dönüşebiliyor. Bu blokajlar; başarısız ve yetersiz hissetme, cesaret edememe, motivasyonu kaybetme, korku olarak karşımıza çıkıyor ve bizi gitmek istediğimiz yoldan alıkoyuyor.Aslında sadece dinen bi inançtan da bahetmiyorum inanmaktan bahsediyorum. Bazen sadece inanarak herşeyi başaracağımızı görürürüz. Fakat inanmıyorsak başarmakta zorlanır ve blokajları yıkamayız. İnanmak ve bilmek arasında çok ince ancak bir o kadar da derin bir fark vardır. Bir gerçeği bilirsin gerçeğe/gerçeklere inanamazsın. İnanmak ise herhangi bir kanıt veya veriye ihtiyaç duymadan doğru olduğunu kabul ettiğin inançları kapsar. Bildiğin gerçekleri aksi kanıtlanana kadar doğru kabul edersin ancak inandığın ve senin doğru olduğunu düşündüğün bilgileri terk etmek bir hayli zordur. İnançlarda zaten adı üstünde inanmanın ürünüdür.

İnançlarımız ve değerlerimiz yaşamımızın her alanında bizim düşüncelerimizi, duygu ve davranışlarımızı yönlendirmektedir. Genellikle kendimize, toplumsal kurallara ve din konusuna dair inançlarımızın ve değerlerimizin temelleri ailemiz ve içinde bulunduğumuz toplum tarafından çocukluk çağında atılmaktadır. İnsanların dini inanç geliştirme sebepleri birbirlerinden farklı olabilir. Örneğin; bu sebepler kişinin sıkıntılarını, içsel çatışmalarını gidermek olabileceği gibi direkt bir ihtiyacını karşılamak da olabilir. Ayrıca din konusunda şüphe, sorgulama, bilgilenme ve edinilen bilginin uygulanması ile yaşanan haz ve mutluluk da söz konusudur. Böylece kişinin yaşadıkları, o kişiyi bir din kurumuyla bütünleşmeye götürür ve iman insan yaşamında çok önemli bir yer teşkil eder hale gelir.İster arzu, ister ihtiyacı karşılama şeklinde olsun, insanlar bir dini inanç edinmeye yönelik bir yatkınlık içindedir diyebilir miyiz?

Din, fert ve toplum açısından zorunlu bir ihtiyaçtır. Din duygusu doğuştan olduğuna göre insan ruhunun huzura kavuşması için bu duygunun tatmin edilmesi gerekir. Din ve inançtan başka hiç bir şey insanın gönlündeki mânevî boşluğu dolduramaz. İnsan beden ve ruhtan meydana geldiği için insanın nasıl bedensel ihtiyaçları varsa, ruhsal ihtiyaçları da vardır. Ruhun en mühim ihtiyacı ve gıdası ise dindir, inançtır.

İnsanların neden inandığı sorusu büyük düşünürleri yüzyıllardır uğraştırıyor. Örneğin Karl Marx dini “toplumun afyonu” olarak tanımlarken; Sigmund Freud ise, tanrının bir yanılsama olduğunu ve inananların çocukluk dönemindeki güvenlik ve bağışlanma ihtiyaçlarına döndüğünü düşünüyor.

Kısacası inanamak ve inanaç duyguları insanaın doğasında olan şeylerden bir tanesi. İnançsız olmak zordur çünkü inanmadığın bir şeye de inanaıyorsundur zaten. Daha iyi açıklamak için şöyle bir örnek verebilirim. Ateizmden yola çıkarsak Ateizm, tanrının ya da tanrıların varlığına olan inancın yokluğudur. Bu fikir akımına dahil olanlara "ateist" denir. Bir ateist bile ateizm inancına inanıyor aslında inanç burda yine devreye giriyor inanmamaya inanmak gibi bir şey diyebilirim. Yani bir şeye inanmadan yaşamak mümkün görünmüyor benim düşünceme göre.İnanmak iyidir inanç insana iyi gelir. Hoşçakalın sağlıkla kalın..

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.