SON DAKİKA
Hava Durumu

Dünden bugüne (09.05.2022)

Yazının Giriş Tarihi: 09.05.2022 09:35

 Yaşam şartlarının zorluğu nedeniyle stressiz ve sorunsuz insan olmadığı gerçeği herkesçe malum. Film izleyerek bu sorunlardan bir süreliğine uzak kalmak da bir o kadar mümkün. Dolayısı ile hayatın bir nebze dışına çıkartıp, farklı bakış açıları ile bakmaya yardımcı olur. İzlenen filmler sayesinde korkuları ile yüzleşen insanlar, bu sayede korkularının sebeplerini öğrenebilir, nasıl çözümleyeceklerini bilebilir; belki de korkularının yersiz olduğu düşüncesini algılayabilirler. İzlenen filmlerde film karakterlerinin yaşadıklarına benzer şeyler yaşayan insanlar, yaşadıkları problemleri görebilir, karakterlerle kendilerini özdeşleştirdiklerinde empati kurarak çözüme daha kolay ulaşabilirler. Film izlemek benim için bir tutku özellikle türk filmlerine oldukça şans vermeye çalışıyorum. Günümüzde türk filmlerinde hep aynı senaryolar aynı konular ile ilerleyip gidiyor en azından benim gördüğüm kadarıyla öyle. Fakat yine de şans vererek izleyerek değişen bir durum var mı diye bakıyorum. Bir dönem hep aynı çizgide giden türk filmleri ya da dizileri zamanla değişime uğramaya başladı en azından birşeyler deneniyor ve bence oldukça başarılı olabiliyorlar. Her ne kadar iyi bir film izleyicisi için aynı görünüyor olsa da bence oldukça iyileşme var. Geçmişten günümüze sinema yolculuğuna bakalım biraz.

ilk Türk sineması 19 Mart 1910'da "Milli Sinema" adıyla kuruldu. Osmanlı'nın sinemayla tanışması ise ilk kez Lumiere Kardeşler'in "Bir Trenin La Ciotat Garına Varışı" adlı filminin 1896'da bir Alman Yahudisi olan Sigmund Weinberg tarafından, İstanbul Galatasaray'daki bir birahanede gösterilmesiyle oldu. Türkiye'de sinemanın kurumlaşması ise Birinci Dünya Savaşı döneminde gerçekleştirildi. Sinemanın Türkiye'de yerleşiklik kazanması süreci ise 1922'de çekilen "Ateşten Gömlek" adlı filmle başladı. Muhsin Ertuğrul'un Halide Edip Adıvar'ın romanından uyarladığı yapım, Kurtuluş Savaşı'nı konu alan ilk film oldu.

Türk Sineması'nda 1922'den 1949'a kadar sivil yapımevleri bazında yapılandırılan döneme "Özel Yapımevleri Dönemi" adı verildi ve tiyatro kökenli çalışmalardan oluşan bu dönemde Türk filmlerinin yapımında Muhsin Ertuğrul aktif rol oynadı.

Bu dönemde yerli sinemaya olan ilgi ciddi oranda artarak, Türkiye Avrupa ülkeleri arasında yerli yapımların en çok izlendiği ülke haline geldi. Son yıllarda artan seyirci ve film sayısı, üretimdeki çeşitlilik ve uluslararası arenada kazanılan ödüller, Türk sinemasının yeniden canlanmasına neden oldu. Günümüze baktığımızda ise sinema kültürü eski sinema kültürüyle oldukça farklı tabi. Eskiden sinema salonlarında izleyebiliyorduk şimdilerde pek gidilmiyor daha çok film siteleri uygulamaları bizlere daha cazip geliyor ve sinemaya gitmeyi pek tercih etmiyoruz. Aslında oldukça kolaylık bizler için fakat sinema kültürü bu şekilde fazlaca azaldı diye düşünüyorum. Şimdilerde bir filmi açıp ötekini rahatlıkla kapatabiliyoruz.  Bu bizler için oldukça kolaylık sağlayan bi durum aslında.

 

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.