SON DAKİKA
Hava Durumu

Amok Koşucusu

Yazının Giriş Tarihi: 03.11.2022 09:54
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.11.2022 09:54

Stefan Zweig 1881 yılında Viyana, Avusturya’da dünyaya gelmiştir. Oyun yazarı, romancı, gazeteci ve biyografi yazarıdır. Babası varlıklı bir sanayici olan Stefan küçük yaşlardan itibaren edebiyat, kültür alanında iyi bir eğitim görmüş Latince, Fransızca, İngilizce, Yunanca dillerini iyi şekilde konuşmaktadır. Zweig, için bu ilk gençliğinde Alman şair Rilke’nin önemi çok büyüktür. Bu yıllarda Rainer Maria Rilke’nin şairliğinin etkisi ile kalemine yön veren Zweig, üniversitede ise felsefe eğitimi almıştır.

Bir aydın olarak da anılan ve savaş karşıtlığı ile bilinen Stefan Zweig, Nazilerin insanlık için yarattığı tehlikeyi “Çok büyük bir felakete sürüklendiğimizin farkında olduğunuzu sanıyorum. Edebiyat yaşamımız yok olacak…” sözleri ile dile getirmiştir.

Eserleri:

Yürek Çöküntüsü, Dünün Dünyası, Bir Kadının Yirmi Dört Saati, Yarının Tarihi ,Kendileri ile Savaşanlar (1. Cilt), Üç Büyük Usta: Balzac, Dickens, Dostoyevski (2. Cilt), Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar: Casanova, Stendhal, Tolstoy (3. Cilt), Lyon'da Düğün1,- Yıldızın Parladığı Anlar,- Karışık Duygular, - Günlükler, Değişim Rüzgârı, - Calvin'e Karşı Castellio ya da Köleliğe Karşı Özgür Düşünce,- Fouche, Bir Politikacının Portresi, - Tehlikeli Merhamet- Amok Koşucusu, - Balzac, Bir Yaşam Öyküsü,- Magellan - Freud ve Öğretisi- Yakıcı Sır - Ruh Yoluyla Tedavi

Sevdiğim kitaplarından birisi olan Amok koşucusundan bahsetmek istiyorum biraz. Amok Koşucusu kitabı, kimsenin asıl nedenini bilmediği bir kazayla başlıyor. Kitabın asıl kahramanı neler olduğunu bildiğini iddia ediyor ve gemide başından geçenleri anlatmaya başlıyor. Gemideki insanların sürekli gülüşmelerine ve sürekli telaş halinde olmalarına dayanamayan kahramanımız, kendini gündüzleri uyuyup geceleri ayakta kalmaya alıştırıyor. Bu şekilde kendini insanlardan uzak tutuyor. Ancak gece kendini yalnız sandığı bir anda, karanlıktan yüzünü göremediği, yalnızca bazen yanan piposunu görebildiği bir adamla karşılaşıyor. Yani Amok Koşucusuyla…Amok şöyle bir şey: Bir Malezyalı, son derece sade, son derece iyiliksever bir insan, içkisini içiyor… orada öylece oturuyor, duygusuz, umursamaz, donuk… tıpkı benim odamda oturduğum gibi… ve birden ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor ve sokağa koşuyor… dosdoğru koşuyor, hep dosdoğru… nereye olduğunu bilmedenAmok’u bu şekilde tanımlayan ve kendini tam olarak ona benzeten esrarengiz adam, artık dayanamayıp yaşadığı her şeyi anlatmaya başlıyor. Hikayenin tamamından bahsetmek istemiyorum ama çok ilginç bir hikayedir Amok koşucusu. Kitabın ismindeki “Amok”tan söz edilecek olursa, aslında bu bir hastalık. Kısacası, önündeki her şeyi yakarak yıkarak kendi ölümünü hazırlayanlara böyle denir.

Amok Koşucusu kitabını hepinize tavsiye ediyorum, iyi okumalar.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.