SON DAKİKA
Hava Durumu

Polikistik Over Sendromu ve Beslenme (01.12.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 01.12.2021 09:52

Polikistik oversendromu (PKOS), üreme çağındaki kadınların yaklaşık %6 ila %20'sini etkileyen üreme, metabolik ve hormonal bozuklukları bir arada içeren bir hastalıktır. PKOS'unnedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik ve çevresel faktörler arasındaki etkileşim sonucu ortaya çıkabileceği düşünülmektedir. Aile öyküsü, düşük doğum ağırlığı, obezite, kötü beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı da bu hastalığın temelini oluşturan faktörlere dahildir.

Belirtileri arasında; kilo artışı, akne, hirşutizm, adet düzensizliği, saçlarda dökülme-seyrelme, yorgunluk ve depresyon bulunmaktadır. Hirşutizm; androjen seviyesi yüksekliğine bağlı olarak koyu renkli, kalın telli kıllanmanın fazlalığıdır.

Gelelim PKOS ve insülin direnci arasındaki ilişkiye… Araştırmalara göre insülin direnci, PKOS’un hem sebeplerinden hem de sonuçlarından biridir. PKOS’lu bireylerde %50-70 oranında insülin direnci ve insülin seviyelerinde artış izlenir.

İnsülin direncinden de yüzeysel olarak sizlere bahsetmek isterim. Besin tüketimi sonrası pankreas insülin üretir. İnsülinin görevi, kandaki şekeri alıp hücrelere taşımak ve hücrelerin enerji olarak kullanmasını sağlamaktır. Eğer hücreler insüline yanıt vermiyor, içerisine kan şekerini almıyor ise bunu insülin direnci olarak adlandırırız. Hücreler insüline yanıt vermedikçe, pankreas tarafından daha fazla insülin salgılanır. Artan insülin seviyeleri, yumurtalıklarda androjen (testosteron) üretimini sağlar. Androjenlerdeki bu artış da akne, hirşutizm ve adet düzensizliğine yol açar.

PKOS’da tedavi ise üç şekilde ele alınmaktadır. İlaçla tedavi, cerrahi tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri (diyet ve egzersiz).Beslenme tedavisiyle; obezite, menstrualsiklus bozukluğu, hiperkolesterolemi,  hirşutizm, cilt ve iştah sorunları, artmış kan glukoz düzeyi, hormon dengesizlikleri gibi tipik semptomlarının düzeldiği belirlenmiştir.

PKOS’ta beslenme tedavisinin esasını, düşük glisemik indekse sahip karbonhidrat kaynakları oluşturmalıdır. Besinlerin glisemik indeksinin düşük olması;  insülin direncinin azaltır, tokluk sağlar ve acıkmayı geciktirir. Karbonhidrat kaynağı olarak bulgur, yulaf, esmer ekmek çeşitlerinin tercih edilmesi daha ideal olacaktır.Mısır, bezelye, havuç, taze incir, kurutulmuş meyveler gibi glisemik indeksi yüksek besinler PKOS diyeti içerisinde çok sık yer almamalıdır. Karbonhidrat kaynağı besinlerin, protein kaynakları ile birlikte tüketilmesi kan şekeri regülasyonu için oldukça önemlidir.

PKOS’lu hastalara doymuş ve trans yağ asitlerinden fakir, doymamış yağ asitlerinden zengin beslenme önerilmektedir. Diyette doymamış yağ asitlerinin artması kontrolsüz insülin salınımını engellemektedir; bu da androjen salınımında azalma sağlamaktadır. Beslenmede özellikle omega-3 yağ asitlerine ağırlık verilmesinin hastalığın seyrini olumlu yönde etkilediği bilinmektedir. Asia Pacific Journal of ClinicalNutrition’da yayınlanan bir çalışmada, hafif şişman olan PKOS’lu kadınlarda günlük 4 gram balık yağı tüketiminin kan şekeri, insülin, trigliseritler ve LDL kolesterol seviyelerinde azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir.Yağ kaynakları; somon ve uskumru gibi yağlı balıklar, avokado, zeytinyağı, ceviz ve fındık gibi yağlı tohumlar, kabak çekirdeği ve keten tohumu gibi besinlerden yana kullanılmalıdır.

Son olarak PKOS’lu bireylerin egzersiz yapması insülin hassasiyetinin düzelmesine yardım etmektedir. Egzersiz; bel çevresini, visseraladipoz doku, ağırlık kaybı ve BKİ’yiazaltmaktadır. Tüm bu olumlu gelişmeler PKOS’lu bireylerde komplikasyonların azaltılmasına yardımcı olmaktadır. Sağlıkla kalın.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.