SON DAKİKA
Hava Durumu

HANGİ DİYETLE KİLO VERİLİR? - 2

Yazının Giriş Tarihi: 16.11.2022 09:37
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.11.2022 09:37

Doğru diyet arayışımızda geçen hafta genel yağ oluşum-yakım metabolizmasını ve aralıklı oruç diyet sistemini konuşmuştuk. Yazımın ilk bölümünü okumanız, bu bölümde bahsedeceğimiz konuları daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır. İlk olarak oldukça önemli bir durum olan kilo verme sürecinde kas kaybından bahsetmek istiyorum.

Yağ oluşum-yakım mekanizmasında besinlerle alınan ve harcanan enerji dengesinin sağlanması oldukça önemlidir. Zayıflama sürecinde öncelikle günlük olarak besinlerle alınan enerjinin, harcanan enerjiden düşük olması gerekir. Fakat harcanan enerji noktasında sadece hareket etmek için değil, organların çalışması için de belirli miktarda enerji gerektiğini bilmemiz gerekir. Biz bu enerjiye bazal metabolizma enerjisi diyoruz. Peki, besinlerle bazal metabolizma enerjisinden de daha düşük bir enerji alınıyorsa? İşte, tam bu noktada vücudumuz organların çalışması için yağları olduğu gibi kasları da enerji kaynağı olarak kullanmaya başlar. Kas kaybı bizim zayıflama sürecinde istemediğimiz bir durumdur. Doğru kilo verme, maksimum yağ minimum kas kaybını sağladığımız diyetle mümkündür. Sağlıklı zayıflamanın püf noktası bazal metabolizma enerjisinden daha yüksek olmak şartıyla en uygun enerjiyi sağlamaktır. Bu konudaki hesaplamalar için internette bulunan yöntemleri kullanmak yerine uzman desteği gereklidir çünkü bazı vücut parametreleri bazal metabolizma enerjisinde değişikliğe neden olur. Basitçe kas kaybından bahsettiğimize göre ketojenik diyetlere geçebiliriz.

Ketojenik diyetler temelde karbonhidrat oranının çok düşük, yağ oranının yüksek olduğu beslenme modelleridir. Atkins, Dukan, Karatay vb. gibi yüksek proteinli düşük karbonhidratlı beslenme tiplerini de bu grupta değerlendirebiliriz. Klinikte nörolojik bazı hastalıkların tedavi sürecinde ketojenik diyetler kullanılmaktadır. Karbonhidratlar alınmadığında vücutta enerji kaynağı olarak yağlar kullanılır ve bu mekanizmayla yağ yakımı artar. Temelde ketojenik diyet bu prensibe dayanır. Fakat doğru şekilde uygulanmadığında ciddi olumsuz sonuçlara yol açar. Beynin temel enerji kaynağı glikoz yani karbonhidratlardır. Karbonhidratlar yerine yağlar kullanıldığında ketozis dediğimiz bir durum ortaya çıkar. Ketozis kontrol edilmediğinde nörolojik fonksiyon sorunlarına neden olur. Bunun yanında vücutta asit yükü artıp, kemik, böbrek ve karaciğer metabolizmalarında bozulmalar oluşabilmektedir. Bu yüzden diyetimizde doğru oranlarda kompleks karbonhidrat kaynaklarının kullanılması hem sağlık hem de sürdürülebilirlik açısından oldukça önemlidir.

Bir diğer diyet modeli ise detokslar yani kalorisi çok düşük diyetlerdir. Detoks kelime anlamıyla vücudu toksinlerden yani zararlı maddelerden arındırma anlamına gelir. Fakat günümüzde düşük kalorili diyetlerden de bahsederken detoks kelimesini kullanıyoruz. Kişiye özel beslenme programları uygulanırken dönem dönem vücudumuz, sürekli benzer kalori alımına alışmakta ve metabolizmayı hareketlendirmek gerekmektedir. İşte, tam bu noktada kısa süreli yani birkaç günlük düşük kalorili beslenme bize yardımcı olmaktadır. Detoks programlarına uzun süreli devam edilmesi önerilmez çünkü başta bahsettiğimiz bazal metabolizma enerjisinin altında enerji alımının etkileri bu noktada devreye girer. Vücudumuz yağların yanında kas da kaybeder ve bu sebeple yağ oranımızda yeterli düşme gerçekleşmez. Tartıda hedefe ulaşsak da kilomuz kalıcı olmaz ve tekrar kilo artışı özellikle yağdan gerçekleşir.

Popüler diyetleri ve kilo verme mekanizmalarını incelediğimiz yazı dizimize önümüzdeki hafta da devam edeceğiz. Sağlıkla ve takipte kalın…

HANGİ DİYETLE KİLO VERİLİR? – 3

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.