SON DAKİKA
Hava Durumu

Orhan Seyfi Orhon (21.06.2022)

Yazının Giriş Tarihi: 21.06.2022 09:58
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.06.2022 09:58

Orhan Seyfi Orhon 23 Ekim 1890 tarihinde İstanbul’da Dünya’ya gelmiştir. 1914 senesinde Hukuk Mektebi’ni bitirdikten sonra Meclis-i Mebusan da yer alan Kavanin Kalemi’nde memurluk yapmıştır. Önce Tıbbiye Mektebi'ne girdi. Ancak bir anestezi uygulamasında fenalaşınca, bu mesleği yürütemeyeceğine karar verip ayrıldı.Bu görevden sonra gazetecilik ve öğretmenlik de yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı yıllarında tanınan, aruzdan heceye geçtikten sonraki şiirlerini Yeni Mecmua (sayı 1-16 temmuz 1917- eylül 1918), Şair (1918-1919), Büyük Mecmua (1919), Yarın (1921-1922) dergilerinde yayımlayan Orhan Seyfi Orhon, Hecenin Beş Şairi'nden biri olarak da edebiyat tarihimizde kendinden söz ettirdi. Onun kişiliğini bulduğu ve adını duyurduğu yapıtı ise, Gönülden Sesler'dir.

Tüm hece şairleri gibi temiz, duru bir Türkçeyle şiirler yazdı. Kişisel duygularını lirik ve incelikli dizelerle okurlarına ulaştırdı. 1930 sonrası, "serbest şiir"in ortaya çıkması ona duyulan ilgiyi de azalttı.

Eserleri

Şiir: Fırtına ve Kar (1919), Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi (1919), Gönülden Sesler (1922), O Beyaz Bir Kuştu (1941), Kervan (1946), İşte Sevdiğim Dünya (1965)

Düz Yazı: Fiskeler(1922), Asri Kerem (1942), Dün Bugün Yarın (1943), Kulaktan Kulağa (1943), Hicveler (1950), Gençlere Açık Mektup (1951), Düğün Gecesi (1957), Çakırların Derinliği (1958)

Yayımlamış olduğu şiirlerine aruzla başlamıştır ancak daha sonradan hece ölçüsüne geçiş yapmıştır. Aruz ile başlamış olduğu eserlerinde Abdülhak Hamit Tarhan, Cenap Şehabettin ve Tevfik Fikret’ten etkilenmiştir. Hece ölçüsü ile yayımlamış olduğu şiirleri gazel biçimindedir. Şiirlerinde genel olarak bireysel duyguları işlemiştir. Ahenk unsuru bulunan ve zarif şiirlerinde genel olarak temiz ve duru bir dil gözlemlenmektedir. Genel olarak eserlerinde şahsi konuları işlemiştir.

VEDA

Hani o bırakıp giderken seni

Bu öksüz tavrını takmayacaktın?

Alnına koyarken veda busemi

Yüzüme bu türlü bakmayacaktın?

Hani ey gözlerim bu son vedada,

Yolunu kaybeden yolcunun dağda

Birini çağırmak için imdada

Yaktığı ateşi yakmayacaktın

Gelse de en acı sözler dilime

Uçacak sanırdım birkaç kelime…

Bir alev halinde düştün elime

Hani ey gözyaşım akmayacaktın?

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.