SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

 Faruk Nafiz Çamlıbel  (24.05.2022)

Yazının Giriş Tarihi: 24.05.2022 09:34

Hece ölçüsünün beş şairlerinden biri olarak bilinmektedir. Bir dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekilliği yapmış olan şairdir. Aynı zamanda han duvarları şairi olarak da bilinmektedir. Babası Süleyman Nazif Bey annesi ise Fatma Ruhiye Hanım'dır. İlköğrenim eğitimine İstanbul'da başlayan Faruk Nafiz Çamlıbel Bakırköy Rüştiyesinde eğitimine başlamış ve tamamlamıştır. Şiir yazmak çocuk yaşlardan itibaren ilgisini çekti. Küçük yaşlarda yazmış olduğu şiirler bulunmaktadır. Yazmış olduğu ilk şiirler Çocuk Dünyası adlı dergisinde yayınlanmıştır.  Üniversitede tıp fakültesini kazanmıştır. Bir süre Tıp fakültesinden eğitim alsa da okulu yarıda bıraktı ve mezun olmadan ayrılmıştır. Tıp fakültesini bıraktıktan sonra gazeteci olmaya karar vermiştir. 1922’de Kayseri Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak atanmış. 1924’te Ankara Erkek Muallim Mektebi edebiyat öğretmenliğine geçti; ardından Ankara Kız Lisesi'nde öğretmenlik yapmıştır. 1928’de Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati'nin başkanlığındaki “Şark Vilâyetlerini Tedkik Heyeti”'nde bulunarak Sivas, Erzincan, Gümüşhane, Trabzon, Erzurum illerini ve dönüşte Kastamonu'yu görmüş. Bu yolculuk, onun edebi yaşamında bir dönüm noktası oldu. Memleket şiirleri yazmaya yönelmiştir. İlk şiirlerini aruz ölçüsüyle yazdı. Cenap Şahabettin ve özellikle Yahya Kemal'in etkisinde kaldı. “Edebiyat-ı Umumiye” dergisi’nde yayımlanan “Şarkın Sultanları” şiiri, edebiyat çevresinde kendisine yer açmasını sağlayan ilk ürünü oldu. Aruzla yazdığı şiirlerini 1918’de “Şarkın Sultanları”, 1919’da “Dinle Neyden” ve “Gönülden Gönüle” adlı kitaplarında topladı. Şiirlerinde ele aldığı başlıca temalar aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve ihtirastır. 1918-1930 arasında edebiyatın tek kuvvetli aşk şairi olarak tanınmıştır. 

 

Çoban Çeşmesi

 

Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.

Gönlünü Şirin'in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağ
çoban çeşmesi..."