SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Doğanay'ın Kaleminden (28.01.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 28.01.2021 08:49

 

Başarısız bir yazar olan ilk kocası Henri Gauthier-Villars yönetiminde özyaşamsal çizgiler taşıyan ve çok sevilen Claudine romanlarını kaleme almaya başladı. 1900'lü yılların başında Claudine Okulda, Claudine Paris'te, Claudine Evli, Claudine Gidiyor adlı kitapları çıkardı. Sözü edilen bu kitaplarda yaşamı tanımaya çalışan akıllı bir kadının çocukluğunu, gençliğini ve evliliğini anlatır. Dört kitabında ortak kahramanı olan Claudine'ın, özgürlüğünü kazanmaya çabaları burjuva toplumu fazla irdelemeden erotik bir sonla noktalanır. Yazdıklarıyla kendi yaşamını temel olarak ortaya koyarak gerek Claudine'ın Evi gerekse Sido adlı romanlarında kendi çocukluğunu, yaşadığı memleketin özelliklerini ve annesini anlatır. Yapıtlarında Paris müzikhol dünyasını da sık sık irdeleyen yazar, bu çevreyi olabildiğince açık bir dille konu etmekle birlikte toplumsal-eleştirel derinlik kazandıramaz. Genç bir teğmene duyduğu aşk nedeniyle kendi kişiliğini bulan revü şarkıcısı Mitsou ve zengin bir hayat kadını olan annesinin bir arkadaşıyla dostluk kuran üçkağıtçı Cheri'nin yaşamını anlattığı romanlar, yazarın olaylar karşısındaki yüzeysel değerlendirmelerine ışık tutacak niteliktedir.

 

İlk evliliğini genç yaştayken yazar ve müzik eleştirmeni Henri Gauthier Villars’la yapan Colette, Paris’e yerleştikten sonra kocasının adıyla yayımlanan 'Claudine' isimli bir roman serisi yazmaya başladı. 1900'lerin başında yazdığı bu seri ona, daha doğrusu kocasına büyük bir başarı getirmişti. Dolandırıcılık konusunda nam salmış olan Henri Gauthier Villars, Colette'in yeteneğini keşfettikten sonra onu bir odaya kapatarak sürekli yazı yazmaya zorluyordu. Colette ise o zamanlar yazmaktan keyif almıyordu. En sonunda kocasının pençesinden kurtulmayı başaran Colette, boşandıktan sonra altı yıl boyunca Paris müzikhollerinde şarkıcılık yapmaya başladı. Hatta hikayesi filmlere konu olan meşhur 'Moulin Rouge' kabaresinde sahne aldı. Moulin Rouge'daki 'Mısır Düşü' adlı gösteride göğsü açılınca adı 'Skandallar Kraliçesi' olarak anılmaya başladı. Colette bu hareketi bilerek mi yaptı, yoksa yanlışlıkla mı oldu bilinmez ama o dönemde bu durumun çok ses getirdiği kesin... Tabuları yıkmayı kendine hobi edinen Colette, 'Madam Missy' adıyla bilinen, III. Napolyon'un yeğeni Marquise de Belboeuf ile aşk yaşadı. Colette'in Madam Missy'nin intiharından sonra İtalyan yazar Gabriele D'Annunzio ve oyun yazarı Natalie Clifford Barney gibi birçok tanınmış kadın ve erkekle ilişkisi oldu. Daha sonra da hayatını Henri De Jouvenel ile birleştirerek Colette de Jouvenel adını verdikleri bir kız çocuk dünyaya getirdi. 1920'lerden itibaren büyük bir üne kavuşan Colette, o yıllarda moda olan erkeksi kadın imajını yerle bir etti. 20. yüzyılın en beğenilen yazarlarından biri olan Colette, kitaplarında çoğunlukla kadın cinselliğini konu ediniyordu. Bu tercihi sebebiyle herkes tarafından büyük ilgi gördü ve bu durum ona 1930 yılında Belçika Kraliyet Akademisi ve Goncourt Akademi'nin kapılarını açtı. Colette, artık sadece aykırı kişiliği ve skandallarıyla değil Goncourt Akademi'ye dahil olmuş ilk kadın yazar olarak da anılacaktı.