SON DAKİKA
Hava Durumu

Ahmed Arif (09.04.2022)

Yazının Giriş Tarihi: 09.04.2022 10:50

23 Nisan da Diyarbakır da doğan Arif, annesini küçük yaşta kaybetti ve annesi onun ismini hep “Ahmet Hamdi Önal” olarak düşünmüştü. Annesi ve babasının kökenleri birbrinden farklıydı ve bu durum kültürel bir çatışmaya yol açıyordu. Babasını tekrar evlenmesi ile psikolojik olarak zorlanan arif artık başka bir anne ile büyümeye çalışacaktı. Arif kültürel çatışmayla ilk olarak kullanılan dillerde başlamıştı. Arif Arapça, Kürtçe ve Zazaca dillerini çok iyi derecede konuşuyordu. Çocukluğundan beri haksızlığa tahammülü hiç yoktu. Arkadaşları arasında oynadıkları oyunlarda bile haksızlık olduğunda baş kaldıran bir yapısı vardı. Adalet duygusu küçükken bile oldukça yoğun bir çocuktu..

Ahmed in her ne kadar adalet duygusu olsa da şiddete eğilimi vardı, mahalle kavgalarında eksik olmazdı da diyebiliriz. Çünkü arif korumak istiyordu,adalet istiyordu. İlk olarak şiir yazmakla başladı işe arif.. Bu konuda biraz zorlu yollardan geçmiş olsa da dergilerde şiirleri yayınlanmaya başlamıştı. Her zaman halk, ezilen taraf, zulüm gören tarafan olacaktı arif.. Bunu belki de annesini kaybetmenin verdiği zorluk olarak adlandırabiliriz. Her zaman ezilenin tarafında olacaktı kalemi. Ahmed Arif,  “Hasretinden Prangalar Eskittim” adlı kitapıyla edebiyata giriş yapmıştı. Aslında kitabının adı için farklı düşünceleri vardı hatta kaba tabirlieride vardı kitabının adı için ama kardeşi onu durdurmuştu. Kitaplarına böyle kaba tabirleri koymamaıs gerektiğini belirtmişti kardeşi ona. Arif kardeşine hak vermişti. Ve iyi yada kötü yazacakları bazı insanları burjuva sınıfı olarak ayrıştırabilirdi. Ki arif böyle bir şey asla istemezdi çünkü her zaman kardeşliken yanaydı.

Ahmed arif edebiyatta aşktan nasibini alan isan olmuştu en büyük aşkı onunla yaşamıştı.. Leyla’ya adeta taparcasına aşıktı. Leyla’yı her zaman sonsuz aşk olarak görürdü gözünde. Leyla’ya doymak bile ahmakçaydı onun için. Çünkü Leyla her zaman aşık olunacak bir kadındı. Güzellik gelip geçecekti ama leyla’nın büyüsü asla geçmeyecekti. Kapılmıştı bir kere aşkın büyüsüne.. Ancak nasibini kötü almıştı arif.. Çünkü aşkından ölüp bittiği aşkı Leyla evlenmişti ve evlendikten sonra ona bir mektup yazdı. Mektupların cevap alamayınca kendi hayatına döküldü arif. Oda evlendi.. Bu evlilikten bir oğulları oldu ve adını filinta koydular.. Oğlu arif için oldukça kıymetliydi bazen kendini unuturdu ama oğlunu asla ihmal etmezdi. Arif Edebiyatta bir çok şairi benimsemişti. Şairelerin yazılarını beğenir ve örnek alırdı.

Ahmet Kaya, Cem Karaca gibi usta sanatçılar bir çok şiirlerini bestelemişlerdir.

Hayatını sadelik içinde yaşayan bir adamdı.. Gürültü ve zenginlik sevmediği hayat tarzıydı.. Kendiside ezilenin yanındaydı her zaman. 2 Haziran 1991 tarihinde kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yumdu..

Arif’in anısına ka bir şiirini sizlerle paylaşıyorum

 

Unutamadığım

 

Açardın,
Yalnızlığımda
Mavi ve yeşil,
Açardın.
Tavşan kanı, kınalı - berrak.
Yenerdim acıları, kahpelikleri...

Gitmek,
Gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak,
Gözlerinde yatmak zinda

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.