SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Yemek bir kimlik midir? -2- (24.11.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 24.11.2021 09:40


Toplumun kendini yansıtma şekli ve saklayamama hali yemektir.
Asla kendini saklayamaz.
Toplum, temel bir gereksinim olduğu için örtemez.
Ama kültürü yemeklerinde gizlidir.
Bir topluluğun özel bir yemeğini yerken, gözlemlerken, koklarken doğal olarak tüm yaşanmışlıklarından izler bulabilirsiniz. Farklı toplumlardan esinler de vardır bu yemeklerde. Kaynaşmalar, benzerlikler, mücadeleler…
Bir mutfağın soğan kavurma şekli diğer mutfağım sarımsaklı sosu ile kavga eder, mücadele eder. Ya bir kazanan olur ya da dostluk baki kalır. Mutfak buna göre şekillenir.
Etkileşim kaçınılmazdır.
Yemek yemek, yemek yeme şekli, yemeğin kendisi, kullanılan malzemelere, pişirme şekli ve pişirme hali…
Günümüzde, ‘modern’ kentlerde, modernleşme dürtüsüyle hareket eden kentlerde çok gözlemlenmese de, kırsalda, ovalarda, dağlarda; kültürün yemekleri bakidir.
Mahallelerin derinliklerinde, teyzelerimiz, halalarımız, analarımız hala o yemekleri yaparlar.
Bazıları, modernleşmiş, kentin markası haline gelmiş diğer bütün yemekler ise unutulmaya yüz tutmuştur.
Çok büyük harflerle konuşmuyoruz.
Her kültürü vazgeçilmezi, kültürü anlatan, anlatmak için olmazsa olmaz bir besin var ortada. Bir yemek yeme alışkanlığı var.
Biraz örnekler verelim ki ne demek istediğimiz anlaşılsın.
Dini kaynakların büyük bir kısmında, İlahi dinlerde; İslamiyet’te, Hıristiyanlık’ta ilk insanla ilgili ne denir?
İnsanlık tarihi Adem’in Allah tarafından yasak kılınmış elmayı yemesiyle başlar.
Hıristiyanlık dininde ise Hz. İsa’nın son akşam yemeği, sanata da yön vermiş, en büyük anlatılardan biridir. Efkaristiya, Komünyon ya da Rabbin Sofrası, Hristiyanlıkta İsa'nın çarmıha gerilmeden önceki gece havarileri ile yediği Son Akşam Yemeği'nin anıldığı ayindir ve bu ayinde Hz. İsa'nın bu yemekte havarilere ekmek verirken ‘Bu benim bedenim’ ve şarap verirken ‘Bu benim kanım’ dediğine inanılır.
Hz. Muhammed’in “Yanıbaşındaki komşusu açken tok olarak geceleyen kişi (olgun) mü'min değildir” (Komşusu açken tok yatan bizden değildir) sözleri de benzer şekilde yemekle ilişkilidir.
İlahi ve pagan dinlerin neredeyse tamamında da sayısız sofra kültürü işlenir. Düğün yemeği, cenaze yemeği ve sünnet yemeği gibi artık gelenekleşmiş sofraların dışında toplulukları bir araya getiren sayısız sofra toplumun birer yansımasıdır. Hangi gıdanın önce tüketileceği, neden o gıdanın önce tüketilmesi gerektiği, sofra düzeni, pişirme şekli o toplumun coğrafyası, iklimi, toplumsal düzeni ile ilgili dolayısıyla kültürü ile ilgilidir.
Coğrafya, din ve gelenekler yenilen yemeğin türünü değiştirse de her toplumda bir sofra kültürü vardır.