SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

TROYA’NIN 10’UNCU KATMANI/Yine, yeniden, daima; Troya (12.08.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 12.08.2021 09:40

Kibele’nin evrenin tozları arasında bir ışık süzmesi ile var olduğundan bahsetmiştik… Işık süzmesi olan Kibele’yi görebilmek için bütün toz bulutları birbiriyle yarışmış ve ona yaklaşmak için çaba sarf etmişti. Öyle ki o kadar yan yana gelmişlerdi ki dünya gezegeni ortaya çıkmıştı. Kibele’de dünyanın merkezinden bir anda çıkmış ve çıktığı yer ise Anadolu toprakları olmuştu. Dokunduğu her yere bitkilerin tohumları serpilmişti. Bu yerlerden biri de Bin Pınarlı İda idi. Medeniyetlerin köprüsü… Anadolu’nun en batısı olan bu toprakları Kibele için de çok kutsal olarak görülüştü. Bin Pınarın sularıyla can bulan tohumlar; bin yıllar boyunca beslenmiş, büyümüş, ölmüş ve yeniden filizlenmişti. Binlerce canlıya ev olmuştu. Bin Pınarlı İda’nın eteklerindeki Troas’da bu bereketten nasibini almış; binlerce yıl boyunca bambaşka toplumların evi olarak varlığını sürdürmüştü. Toprak altında kalsa bile, tanrıça Kibele’nin birden bire ortaya çıktığı gibi o da ortaya çıkmıştı. Kulaktan kulağa yayılan efsaneler sayesinde, insanlar yönlerini; Ege ve Marmara’nın birleştiği yere; Avrupa ve Asya’nın kadim köprüsüne çevirmişlerdi.

***

Köşe yazısının mitolojisine göre, Bin Pınarlı İda ve eteklerindeki yerleşim yerleri böyle oluştu. Bizlerin üzerinde yaşadığı coğrafya olan Troas Bölgesi hakkında ise ilk olarak Homeros’un epik şiirlerinin yer aldığı İlyada ve Odysseia destanlarından bilgi alıyoruz. Elbette Vergilius tarafından yazılmış olan Aeneis Destanı, Heseidos’un didaktik şiirleri, antik tiyatronun vazgeçilmezi Aiskhylos’un eserleri de anlamamıza, analiz etmemize büyük katkı sağlıyor.

1870'lerde Alman tüccar ve/veya arkeolog Heinrich Schliemann’da bu antik kaynaklardan yararlandı. Homeros’un İlyada Destanını defalarca okuyan Schliemann, Homeros'un anlattığı Troya'nın, yani İlios kentinin, Çanakkale Boğazı'nın (Hellespont) güneyinde yer alan, Hisarlık Tepesi'nde olduğunu düşündü.

Ve ilk kazma çakıldı.***

Zamanla, arkeolojik kazı tekniklerinin gelişmesi, arkeoloji ve sanat tarihinin anlaşılması ile kazılar, düzenli ve en az tahribat yaratacak şekilde sürdürüldü. Ve öğrenildi ki; bu antik kent tam tamına 9 katmandan oluşuyor.

Tarihin ilk çağlarından itibaren pek çok topluluğa ev sahipliği yapan Bin Pınarlı İda’nın etekleri, Schliemann’ın bir kez daha keşfi ile can bulmuştu. Tarihler 1800’lü yılları gösteriyordu. 5 bin yıllık bir tepe ve 9 katmandan oluşan Troya Antik Kentinin günümüz dünyasına bu şekilde öğrenilmeye, öğretmeye başladı. 

Troya’yı bir köşe yazısına sığdırmak imkansız.

Efsaneye göre deniz perisi Thetis ile denizler tanrısı Okeanos’un kızı Elektra, Zeus’un karısı olarak Dardanos’u dünyaya getirmiştir. Dardanos’un oğlu Tros, Truad adlı kenti, onun oğlu İlus da Troya kentini kurmuştur. Ve bu efsane bin yıllar boyunca; başka toplumları da bu coğrafyaya çağırmaya devam etti. Efsanenin bu kadar bağlayıcı olmasının bir nedeni hikayelerin anlatımı ise bir nedeni coğrafi/stratejik konumu diğer nedeni bereketli topraklarıysa başka bir nedeni de Bin Pınarlı İda’dır. Tarih boyunca, efsane için gelen her toplum belki de bir önceki kentten daha büyük ve görkemli, daha ses getiren ve güçlü bir kültür kurmuştu. Kentin tarihi boyunca defalarca kurulup yıkılmasının nedeni belki de budur.

Şuanda Troya’nın 10’uncu katmanını yaşıyoruz.

10’uncu katmanın en güzide eseri de Troya topraklarında; Troya’yı anlamak ve anlatmak için tüm sadeliği, mütevazılığı ile boy gösteren Troya Müzesi… (Yazının devamı yarın)