SON DAKİKA
Hava Durumu

TROYA’NIN 10’UNCU KATMANI/Troas Bölgesinin sakinleri (13.08.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 13.08.2021 11:28

Troas Bölgesinin sakinleri, azdan az çoktan çok diyeyerek dağları tepeleri aştılar.

Uzun ve derin bir öyküydü bu. Hiç Kolay değildi. Her gelen; kendinden önce gelenlerin hikayelerini duydu. Antik yazarların tamamı, bu hikayeleri taşıdı başka diyarlara, kıtalara, coğrafyalara…

Bu kara parçasının destanı dillere salındı ve hükmü o kadar uzun sürdü ki… Bu hüküm neredeyse; Troas topraklarına insanlar tarafından ilk ekin ekildiğinden beri sürüyordu.

Dünyanın en güzide toprak parçalarından biriydi bu yer… İnsanlarından da öte; doğası konuşuluyordu önceleri… Henüz, Troas’a ilk ekin ekilmeden, ilk insanlar ateşin çevresinde dans ederek ritüellerini gerçekleştirmeden, Olymposlu tanrıçalar ve tanrılar fark etmeden; bu toprak parçasının destanı dillerde bir ışık gibi parlamıştı.

Öyle ki; insanlar da bu hikayelerin ışığında, bu öykülerin yol göstermesiyle gelmişlerdi.

Aziz Troas… Kutsal topraklar…. Bin Pınarlı İda’nın etekleri…

Kadim İda… Troas’ın ilk yaşayanı… VE son ölecek olanı….

Troas Bölgesi’nde henüz insanlar ve tanrıçalar dahi yokken; Bin Pınarlı İda’nın şiirsel varlığı, canlılara düş gibi geliyordu. Dokunulması gereken, görülmesi, hissedilen bir düş…

Böylece başladı yolculuk.

Zeus ve Atlas’ın kızı Elektra’nın oğlu Dardanos’un oğlu; bu topraklara çağrıldı.

Dardanos, aslında; sular sayesinde ulaşılamayacak bir adada idi. Rivayetlerden birine göre; Dardanos bir süre kardeşi ile birlikte Samothrake Adası’nda kardeşi İssion ile yaşayıp giderken; Bin Pınarlı İda, su tutmadı. Yağan yağmurları denize bıraktı ve ada sular altında kaldı… Hayatta kalan Dardanos ise karşı kıyıya ulaşmaya başladı. Böylece Troas Bölgesinde kent yerleşim yerleri kuruldu. Bugün hala isimlerini duyduğumuz; tanrılar soyundan gelen kent hakimleri; hükümlerini Troas Bölgesinde ve mitolojide hissettirdi.

Zaman geçti. Bin Pınarlı İda’nın hayalini kurduğu yaşam yavaş yavaş da olsa kuruluyordu. Efsanelerin, rivayetlerin, tarihin, kültürün, bereketin ev sahibi Bin Pınarlı İda; yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle, zeytin ağaçları ve kızılçamlarla, göknar ve kayınlarıyla boylu boyunca uzanıyordu…

Eteklerinde kurulan kentler onu memnun ediyor, hikayeler destanlaşıyor, destanlar dilden dile dolaşıyordu…

Ama bir gereklilik daha vardı. Bir şey daha…

Zaman, Bin Pınarlı İda’nın hayaline ön ayak olmuştu. Günlerden bir gün;

Dardanos’un oğlu, Tros; Tros’un oğlu İlos doğmuştu. Phrygia topraklarında bir yarışmaya yarışmaya katılan İlos, yarışmada bilegğinin hakkıyla birinci gelmişti. Kralın ödülü ise bin yılllar boyunca konuşulacak olan elli kız, elli erkek bir de kara benekli inek idi. İnek yola çıktı. Bin Pınarlı İda hareket geçti. Yeraltı kaynaklarıyla farklı farklı yerlerdeki çimleri daha da besledi. İnek, kuzey yolunda girdi. Bin Pınarlı İda şaşkın şaşkın ineği izledi. Beslediği onca yer varken; inek tarihi değiştirecek tepe de durdu ve otlandı. İneğin durduğu yer, bugün Hisarlık Tepesi olarak bildiğimiz tepede idi. Yeni kentin kurulacağı uğursuz tepe…

Zeus’un tanrıça Ate’yi saçlarından tutarak Olympos’tan attığı ve yeryüzünde çakıldığı yer… Uğursuz tepe olarak bilinen hisarlık…

Bin yıllar boyunca konuşulacak olan Troya Antik Kenti’nin toprakları böylece belirlenmişti.

(Yazının devamı yarın)

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.