SON DAKİKA
Hava Durumu

Troya’nın 10’uncu katmanı Tanrıçaları kızdırmak (18.08.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 18.08.2021 09:57

Kaldığımız yerden devam edelim. Troya Antik Kenti’nin üzerinde yeniden bir yapı inşa etmek yerine; orada kazılara başladık. 10’uncu katmanını da bu şekilde oluşturuyoruz. Sürecimiz bitmedi. Bizden sonra gelecek olan insan nesli; Troya’nın 10’uncu katmanı olarak bizleri tanımlamaya çalışacak.

Bu deneme; uzun zaman botunca sürecek. Geçmiş katmanları incelemek için yapılan arkeolojik çalışmalar; analiz ve yorumlar sonuçta öyle ya da böyle bir tahribat yarattı. Dünyanın farklı birçok kentinde; Troya2nın 9 katmanından izler; eserler izleyicilerini bekliyor.

Bizlerde 10’uncu katmanını oluşturuyoruz.

Yeni meskenler kurmadan, tapınaklar ve saraylar inşa etmeden; Troya’nın 10’uncu katmanını oluşturmak mümkün mü? Diye soranlar için de açıklayalım.

Troya’nın 10’uncu katmanı; bizlerin oluşturduğu kültür katmanının ta kendisi. Troas Bölgesinin üzerindeki yapılaşmayı da düşünecek olursak; bu bahsettiğimiz 10’uncu katmanın geliştiğini de söyleyebiliriz. 10’uncu katmanın en güzide yerlerinden biri de Troya topraklarına çok yakın olan Troya Müzesi. Yazı dizisinin ilerleyen sayılarında Troya Müzesi’nin önemine dair bazı detaylar vereceğim elbette.

Ama onun öncesinde; Troya’yı Toya yapan neydi? Bu nedenlerden birkaç tanesinden söz etmek; anlam ve önemini açıklamak açısından da daha kolay olacaktır.

Zeus ve Elektra’nın oğlu; Dardanos soyunun kurduğu kent… Dardanos’un oğlu Tros, Tros’unda oğlu İlos’un lanetli Hisarlık Tepesi’nde kurduğu İlion ya da başka bir isim ile Troya.

Ve bizlerin mitolojik kahramanlarla öğrendiği güzide antik kent; Troya…

İlk 9 katmanı anlamadığımız sürece 10’uncu katman olmamız da bir o kadar zor. Öyle ise;

***

En güçlü duygulardan biri olan aşk, Troya’nın laneti olabilirdi. 9 katmanın ardından bulunmasına gidilen yol yine tutkulu bir aşktan geçiyordu. Şekli, cismi farklı olsa da; tepeye ev yapanda, yıkanda, onu bulmak için çalışan da hep aşkın mistik gücünden faydalanıyordu.

Olympos kanından; Dardanos’un torunları kenti kurmuş; Paris ve Helen’in aşkı yıkmış ve günümüz insanlarının geçmişe duyguyu sevgi ve aşk da yeniden ortaya çıkarmıştı.

Didaktik bir öğreti gibiydi. Deniz tanrıçası Thetis’in bir ölümlü ile evlenmesinin hikayesi idi. Thetis; Zeus soyundan gelen ölümlü kral Peleus ile evlendi.  Tüm tanrılar; tüm görkemleri ile düğüne geldi. Hepsinin elinde de bir hediye vardı. Poseidon Peleus'a iki tane ölümsüz at: Balius and Xanthus, Hephaestus bir bıçak, Aphrodite Eros baskılı bir kase, Hera bir pelerin, Athena bir flüt, Nereus bir sepet karşı koyulamaz aşırı yeme, iştah ve sindirim erdemi olan kutsal tuz ve Zeus Thetis'e hediye olarak Olympos’tan attığı Arke'nin kanatlarını verdi.

Nifak tanrıçası Eris ise düğüne davet edilmemişti. Ama yine de hediye vermesi gerektiğini de biliyordu. Hayat ağacından aldığı altın bir elmayı gönderdi. Hediye düğün sahibine verilmesi gerekirken; ‘en güzeline’ yazılı not işleri karıştırdı.

En güzeline…

Ve Troya’nın varlığını tehdit eden hamle o oldu. Tehdit bile etmedi. Yaktı ve yıktı.

Diğer tanrıçaların hepsi sus pus oldu; kimse en büyüklerle savaşmak istemezdi. Düğüne katılan insan konuklar ise sanki orada yokuşmuşçasına yaşadı. Üç tanrıça; Hera, Afrodit ve Athena…

Kendilerinden korkan insan kadınlar ve tanrıçaların arasından Zeus’a yöneldi. Kimse tanrıçaları kızdırmak istemez. Tanrıların kralı, tanrıların da tanrısı Zeus bile tanrıçaları kızdırmak istemez.

Zeus’ta Troya prensi Paris’in gözlerinin en güzeli görebildiğini söyledi. Savaşın görünmeyen ilk ateşi burada yandı.

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.