SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Şiirce / Kış (23.12.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 23.12.2021 09:26

Zamlar ve ziyanlar. Dolardaki sert dalgalanma… Sert dalgalanma dediysek, dalgalar yumuşak olmaz mı? S kıvrımları hakinde gözükmez mi? Ama doğru. Dalgalar, taşları öyle sert döver ki… Taşlar, yeniden şekillenir.

Bizimde evlerimiz üşüdü. Ellerimiz üşüdü. Ceplerimizde yangın çıktı. Yangın buz soğukları getirdi. Dolar, Euro, altın derken ne dışarı çıkabilir olduk, ne de sıcak yuvamız da oturur olduk. İçimiz bu kadar üşürken

Sevgimiz, üşüdü.

Sevgimiz de üşüdü.

En azından şiirler var da ruhumuza kışın soğuğu ile sıcaklık getiriyor…

***

Sezai Karakoç’unda ruhu ‘o’nu düşününce ısındı, aldı eline kalemi. Yazdı yazı…

 

Karın yağdığını görünce

Kar tutan toprağı anlayacaksın

Toprakta bir karış karı görünce

Kar içinde yanan karı anlayacaksın

Allah kar gibi gökten yağınca

Karlar sıcak sıcak saçlarına değince

Başını önüne eğince

Benim bu şiirimi anlayacaksın

Bu adam o adam gelip gider

Senin ellerinde rüyam gelip geçer

Her affın içinde bir intikam gelir gider

Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi

Öyle kar yağdı ki elim üşüdü

Ruhum seni düşününce ışıdı

Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın

***

Ataol Behramoğlu ise karın yumuşaklığını gördü de durduramadı kendini. Başladı gökyüzünden dizeleri kağıda yazmaya…

Beyaz ipek gibi yağdı kar

Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde

Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri

Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak

Şarkılar çaldı odalarda

Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm

Düşmanlarımız dışında

Düşmanlarımız çünkü

Sevgiyi yok ettikleri için

Düşmanımız oldular-

Beyaz ipek gibi yağdı kar

Bir kız kardan hafif yüreğiyle

Geçip gitti güvercinleri anımsatarak.

Uzaktaki şehir

Uykuya dalmıştır şimdi.

Düşündüm bir bir

Kardeşlerimin ne yaptıklarını

***

Metin Altıok karda kaldı. 3 gün 3 gece. O 3 günde 3 ömre bedel kışı yazdı.

Kar yağdı durmadan, üç gün üç gece…

Yaslandı duvarlara, kapıları zorladı,

Pencerelerden baktı ev içlerine.

Kar hiç böyle kimsesiz kalmadı

Kendi özgül tarihinde.

Çıngırakların, kızakların karı

Yağdı her şeyin üstüne sessiz bir öfkeyle.

Birikti bir çamaşır ipine bile.

Saçaklardan sarktı,

Attı kendini gürültüyle yere,

Kimse sahip çıkmadı;

Yığıldı kaldı duvar diplerine.

Yalnız kuş ayakları

Bastılar incelikle göğsüne.

-Sevgilim, yanımda olsaydın keşke!

Kar var yaşadığımız günlerde.

Umutsuzluk çevremizi kuşattı,

Kıtlık kıran gündemde.

Yine de ele güne karşı,

Özenle saklıyorum yüreğimde

Sana duyduğum aşkı,

Dört yanım kar içinde.

***

Yahya Kemal için bin bir gece bin yıldan uzun oldu. Bin yıl sürecek bir müzik duydu kulaklarında. Karın ardında döküldü dizeler kağıda…

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.

Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.

Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı,

Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı,

Bir erganun âhengi yayılmakta derinden…

Duydumsa da zevk almadım İslav kederinden.

Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,

Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta.

Birdenbire mes’ûdum işitmek hevesiyle

Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.

Sandım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,

Uykumda bütün bir gece Körfez’deyim artık!

***

Kışın ardı da masaldır. Gökyüzünden bulutlar çekildiğinde baharın adı yazılır… En güzel baharlara…