SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Şiirce/ ipek dostluklar (25.10.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 25.10.2021 09:47

Arkadaşlıklar arasındaki bağ ipek böceğinin ipeklerinden elde edilir.

İpek böceklerinin yeni bir yaşam için ördüğü kozalardan elde edilen ipeklerle, dostluklar filizlenir. Her bir kozalağın içinde sadece kelebek metamorfoz geçirmez. İnsanda de geçirir.

Burada asıl mesele, o ipeği nasıl elde ettiğindir.

Kimi dostluklar kopar gider. Kimisi ise demir halatlarla bağlı gibidir. Ama bu bağın sağlamlığından ziyade, iki insanı bir arada durmak isteyip istememesi değerlidir. Kimi zaman taraflardan biri mecburiyetle sonuna kadar kişiyle birlikte kalmaya mahkum olabilir.

Asıl mesele ipek böceğinin rızasıdır.

Onu öldürerek, kanırtarak alınan ipeklerle örülü bir dostluk yürümez. Binlerce ipek böceği öldürseniz ve kilolarca ipek elde etseniz de yürümez.

Bazen cılız bir ipek böceğinin azıcık ipi yeter. Bir dokunuş, bir tebessüm…

Onun rızasıyla alınmış bir ipek. O kozayı terk ettikten sonra… Bin yıllar da geçse baki kalacak olan dostluğun temeli işte burada gizlidir.

“Biz haber etmeden haberimizi alırsın,

yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.

Gözümüzün dilinden anlar,

elimizin sırrını bilirsin.

Namuslu bir kitap gibi güler,

alnımızın terini silersin.

O gider, bu gider, şu gider,

Dostluk, sen yanı başımızda kalırsın”

Nazım Hikmet böyle bahseder dostluktan. 7 bin yıl geçse de kuşun kanadında dost ocağına varmak ister bazen yürek…

***

“Unutalım mı şimdi kente indiğimiz o ilk günü/

Sabahlara kadar okuduğumuz o kitapları/

Sabahlara kadar düşüncelerimizde yaşattığımız hayallerimizi/

Kar aydınlığında yürüdüğümüz o yolları/

Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan/

Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam/

Her akşam mektup yazarım dağlar kadar/

Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun/

Unutma dostumsun sen, neredeysen orda ölmek isterim!”

Ahmet Telli’de dostuna böyle hitap eder. Dost nerede ise son yuvamız orası olsun istemez miyiz? İyi de kötüde, bal da ve acıda, baraber olmak istemez miyiz? Yokuğuna gömülmek istemez miyiz?

***

“Bir gece habersiz bize gel

Merdivenler gıcırdamasın,

Öyle yorgunum ki hiç sorma

Sen halimden anlarsın.

Sabahlara kadar oturup konuşalım

Kimse duymasın.

Mavi bir gökyüzümüz olsun, kanatlarımız

Dokunarak uçalım.”

 

Kimsenin bilmediğini bilen, herkesin bildiğini söylemekten kaçınan değil midir, gönlümüzün yol arkadaşı? Cahit Külebi habersiz ister. Kimse duymadan… Ansızın. Çünkü bilir, bir tek o anlar.

Dost anlar halden. Yardan.

***

“Dostluk dediğin güzel bir kitap

Hava gibi

Su gibi

Ekmek gibi

Vazgeçilmez bir tad

Sonuna kadar dayanmak şart

Dostluk dediğin eşsiz bir kitap

Sevmediğin sayfaları varsa atla

Sayfayı kökünden yırtmak şart mı?”

 

Bedri Rahmi Eyüboğlu’da dostu hava gibi tanımlar. Küssen de gider mi hava?

Toprağa küssende gider mi, yeryüzü ayaklarının altından? Yitip gitse de gider mi anıları, bellekten?

***

Dostluk ekmek, su gibidir.

Toprağa zorla ekseniz de ekini, hasat etseniz de bir şey değişmez. Mesele onun gönlü olmasıdır. İpek böceğinden zorla alsanız da kozasını, öldürseniz de kanırta kanırta anlamı olmaz.

Asıl mesele gönüldedir.

Can kırılsa da gerçek dost anlamaz mı? Bin kilometre ötedeki Kafdağının ardından gelmez mi?

İpek böceğini incitmeyecek dostluklar, meltem gibi gelir ve yaraları öper.