SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kuzu, kuzusunu kurtardı (06.10.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 06.10.2021 10:03

 Kim bilir kaç ölümle yüz yüze geldi.

Biz kim bilir kaç ölüm duyduk, tanık olduk… Doğanın kabul edilmesi en zor gerçeklerinden biri… Ölüm.

Hepimizin en iyi bildiği ölümden öte köy olmadığı…

Ölmenin hepsi erken olsa da genç ve çocuk ölümlerinde kalbimizin bir parçası da soğuyor…

Ne zaman bir çocuk ölümü duysak, kalbimizde bir çiçek soluyor. İnciniyoruz.

Her ölüme üzülsek de dünyayı deneyimleyemeyen, dünya da yaşayamayan çocukların ölümü…

***

Teoman’ın söz müziğini kendi yazdığı ve bestelediği ‘Çoban Yıldızı’, genç ve çocuk ölümleri denildiğinde aklıma il gelen sızılardan biridir.

Dinlemeyenler ve sözlerini bilmeyenler için paylaşalım;

 

Yüzme bilmeden daha, deniz görmeden

Hiç güneşte yanmadan

Şimdi ölmek istemem bir kalbi sarmadan

Aşkı tatmadan daha, onla sarhoş olmadan

Hiç sevişmeden daha

Şimdi ölmek istemem, daha hiç gülmeden

Çoban yıldızı

Sen benle kal,

Çoban yıldızı

Hep benle kal,

Zamanın varsa

Ben hiç kimsem olmadan

Tepeden tırnağa ona hiç sarılmadan

Şimdi ölmek istemem kalbine dokunmadan

Hadi al götür beni, hâlâ benimmişler gibi

Evime, yurduma

Taze meyve tatları yağmurlarında

***

Çoban yıldızları soluyor.

Henüz hiç gülmeden, meyveleri görmeden, yaz mevsimini teninde hissetmeden… gencecik bedenleri sanki bin yıllardır yaşıyormuşçasına ölüyor. O kadar da büyük işi… Yetişkin işi…

O miniklerden biri 12 yaşındaydı. 12 yaşında bir Çoban Yıldızı… Konya’da Ereğli’de yaşayan Çoban Yıldızı her çocuk gibi kahramandı…

Her çocuk gibiydi.

Yaşaması, yaşaması ve yaşaması gerekiyordu. Ama o tam bir çocuk gibi büyüklerin yapacağı işlere karıştı.

Büyüklerin bile yapamayacağı işlere…

Kötü işlerde değildi. İyi işlerdi.

Daha anasının kuzusuydu; Çoban Yıldızı.

12 yaşında bir çoban yıldızı.

Suni bir gölete atladı korkusuzca. Bir kahramandı çünkü… Kahramanlar yardıma ihtiyacı olan birini gördüğünde hemen o yöne koşarlardı. Kendilerini düşünmezlerdi.

Kahramanlar nasıl düşünsünler ki kendilerini?

Canı pahasına atlarlardı.

12 yaşındaki Çoban Yıldızı, atladı göle.

Göl dediğimize de bakmayın. Suni 8 metrelik bir gölet.

Gökçe Yazı Mahallesi Çiftlik altı mevkiinde hayvanlarını otlatıyordu, 12 yaşındaki Çoban Yıldızı. Kuzular, keçiler… Çoban Yıldızı o canlıların sahibi değildi, kahramanıydı.

Kuzular, keçiler otlandılar; sularını içtiler. Oyun oynadılar. 12 yaşındaki Çoban Yıldızı’nın kınalı kuzularıdan biri gölete atladı.

Gölet, derindi.

Soğuk ve sessizdi.

Belki su sesi vardı ama ölümünde sessizliği vardı.

12 yaşındaki Çoban Yıldızı; atladı suya. Çıkardı yüreğini. Sardı kuzuyu.

Çoban Yıldızı, gecenin yıldızları arasındaki yerini aldı.

12 yaşındaki bir çocuk yaşamını yitirdi.

Geri de ailesi kaldı. Çoban Yıldızı suni göletin dibine battı dediler. Çoban Yıldızı, gökyüzüne uçtu. Kuzu ise göletten canlı olarak çıkarıldı.

12 yaşındaki Çoban Yıldızı’nın babası şu sözleri söylemiş, “Buraya göleti yapmışlar. Muhtemelen arazi sahipleri yaptı. Şu anda araştırılıyor. Yaklaşık 8 metre derinliğe sahip. Dün kurtarma çalışmaları sırasında suyun büyük bir kısmı tahliye edildi. Ancak buraya göleti yapan kişi, neden etrafına hiçbir önlem almadı? Böyle bir şey yapılıyorsa etrafı telle çevrilmeliydi. Bizim canımız yandı. Başkalarının canı yanmasın"

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Olayla ilgili doğru şekilde soruşturma gerçekleştirilsin. Neden koruma yoktu? Neden tel yoktu?

12 yaşındaki çoban yıldızı, kuzuna kıyamadı. Kahramanlığını yaptı. Peki siz neden, çoban yıldızlarına kıyıyorsunuz? Önlem almayan, ihmal edilen onca ‘KAZAYI’ düşünün… Neden Çoban Yıldızlarına kıyıyorsunuz?