SON DAKİKA
Hava Durumu

HAYAL USTALARI (24.09.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 24.09.2021 10:02

Rüzgarın uğultusu, ağaçların yapraklarına dokunduğunda çıkarmaya başladığı ses, genellikle fark edilmez. Çünkü kimsenin durup ince şeyleri düşünmeye fırsatı yoktur.

Ağaçta konuşur, rüzgarda.

 O ses ikisinin de sohbetidir. Evren hakkında, çocuklar ve insanlar hakkındaki sohbetleri.

Evrenin bütün sırları da orada gizlidir.

Rüzgar, ağacın istediği sertlikle çarpmaya çalışır. Ona göre ağaç şekillenecektir çünkü. Bu şekillenme sayesinde, ağaç en istediği forma kavuşabilir.

İkisi arasındaki bağıda; bazı insanlar anlar sadece.

Bazen dal kırılır. Yen içinde kalır.

Kırık dal parçası, bir çocuğun eline geçer. Çocuk, elindeki dal ile yeryüzünde su aramaya başlar. Dal, ona su yolunu gösterecektir.

Çocuk için bu ciddi bir iştir. Oyun asla değildir.

Çocuk. Arar. Arar.

Bulur da. Kimsenin göremeyeceği, tadamayacağı suyu bulur. Sadece rüzgar ve ağacın konuşmasını duyanların görüp tadabileceği suyu…

Zaman geçer. Çocuk büyür. O ağacın bir çok dalı kırılmıştır. Kimisi, değnek olmuş kimisi çadırın parçası, helikopter ya da gemi.

Çocuklar, onu gözleriyle işler.

Gözleriyle, o dalı her şey yapabilir.

***

Su yolunu arayan çocuk da büyümüştür. Çocukluğunu özler durur.

Yolda giderken bir gün, bir dal görür. Sonra yeniden geçmişe döner. Dedesinin minik bir bıçakla, onun için oyduğu dal parçasını hatırlar. Dalın, kuşa döndüğünü… Nenesinin boş tenekelerin ortasından geçirdiği dalları ve tenekeleri nasıl dönderdiğini anımsar...

***

Çocukluğunuzdaki oyuncakları hatırlar mısınız?

Çocukken her şey oyuncaktı. Biraz kesme ve kırma işlemi biraz da yapıştırıcı varsa işin içinde… Değme keyfine… Evde kullanılmayan, kırılan eşyalardan; yolda bulunan malzemelerden her şey oyuncak olabilirdi.

Henüz oyuncak fabrikaları kurulmadığı için ve oyuncak sayıları az olduğu için fiyatlarda yüksekti. Yokluk zamanlarıydı.

Ve çocuklar için varlığın ta kendisiydi.

Hayal gücünün sınırlarında yaşanırdı her şey. Üretmek bilinirdi. Üretmek için çalışılırdı.

Güzeldi dünya.

Her dede, nene ve ebeveyn aslında birer oyuncakçı ve masal anlatıcısıydı.

Çocukların dünyalarını güzelleştirirlerdi.

Elektrik kesildiğinde, neşeli hikayeler anlatılırdı.

Çevredeki bütün yetişkinler birer hayal üstadı olurlardı. Çocuklar büyüyene kadar, kendi yerlerine gelene kadar; oyun mucidi olurlardı.

Elektrikler gittiğinde, mum ışığında birer Karagöz ve Hacivat gelmese de duvara; eller kuş olur uçardı gölgelerde.

Çocuklar, ustaydı.

Hayal ustası.

Onların çevresindeki bazı yetişkinlerde öyleydi. Çünkü hayal güçleri o kadar kuvvetliydi ki yoktan ve yokluktan oyuncak üretmeyi bilirlerdi

Hayal ustaları, günümüzde pek az. Teknoloji ustaları ise pek fazla.

Hayal ustaları olan çocuklar ve yetişkinlerin de henüz nesli tükenmedi. Son hayal ustaları, dimdik duruyorlar. Ve çıraklar yetiştiriyorlar.

Rüzgar ve ağaçların yardımıyla; sohbetleri ile tüm dünyaya ustalıklarını anlatıyorlar.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.