SON DAKİKA
Hava Durumu

Fotoğrafın Dili (11.11.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 11.11.2021 08:55

Düşünce ve fikri anlatmanın onca yolu varken biz insanlar ısrarla kelimeleri seçiyoruz. Sözcükleri de seçerken öyle bir seçiyoruz ki. Kelime havuzu bile uçsuz bucaksızken ya 200 kelime de dert anlatıyoruz. Ya da sessizlikle, suskunlukla anlatıyoruz.

Derdin, fikrin ve duygunun anlatılması aslında farklı birçok yöntemle olabilirken bütün yöntemlerde sınıfta kalan insan yığınından bahsediyoruz.

Dil.

Kelime.

Ses.

Görüntü.

Jest ve mimik.

Resim.

Müzik.

Heykel ve mimari.

Ama biz ısrarla kelimeleri seçiyoruz. Ama kelimeleri de doğru kullanamıyoruz. Halbuki kavganın da çok yöntemi vardır. Sevdanın da...

Mesela düşünelim; sinirlisiniz, öfkelenirsiniz ya da kırılırsınız… Kötü bir duygu gelir, oturur gönlünüzün tahtına.  Ya öfkeyle kalkar, zararla oturursunuz. Sesinizin tadı ekşi, kokusu bayat ve sözcükler balçık yüklüdür. Sesimiz olduğundan o kadar çok yükselir ki asla başaralı olamayız. Bir kaşı duruştur belki ama her karşı duruşun başka bir yöntemi olmalı başka bir yöntemi ‘daha’ olmalıdır.

Biz dahasına bakmadan, 200 kelime ile dert anlatıp derdimizin anlaşılmasını bekliyoruz. Sesimizin rengini önemsemeden yapıyoruz bunu.

Düşünelim.

Başka ne denebilir? Nasıl anlatılabilir?

Mesela; Güney Afrikalı fotoğrafçı Kevin Carter'ın 1993 yılında Sudan'da çektiği ''çocuğun başında bekleyen akbaba'' fotoğrafının hikayesine göz gezdirelim. O meşhur fotoğraf. Hikayesi ortaya çıktığında daha başka bir anlam taşıyan fotoğrafa…

1960 doğumlu Güney Afrikalı fotoğrafçı Kevin Carter, 1993 yılında Birleşmiş Milletler'e ait bir insani yardım gemisiyle gittiği Güney Sudan'da o dönem çok büyük bir kıtlıklar çekiliyordu.

Ve o fotoğrafı çekti.

Yaklaşık 800 metre ilerideki Birleşmiş Milletler Kampına ulaşmaya çalışırken bitkin düşen çocuk ve başındaki akbabayı ölümsüzleştirdi. Fotoğraf kısa bir süre içinde New York Times'ta yayınlandı. Büyük yankı uyandıran fotoğraf sayesinde Afrika'daki açlık ve kıtlığa hiç bu kadar dikkat çekilmemişti.

Çocuğun akıbeti soruldu…

Carter, fotoğrafı çektikten sonra akbabanın kaçtığını ve kendisinin de oradan uzaklaştığını açıkladı. Çocuğa yardım etmemesi tepkilere neden olan Carter; kendisini, yardım görevlisi olmadığını söyleyerek savundu.

Yardım örgütlerine büyük maddi kaynak sağlayan bu fotoğraf, Kevin Carter'a 1994 yılında Pulitzer ödülü kazandırdı.

Carter, tepkilerin ardından Temmuz 1994'te Johannesburg'da egzoz gazı verdiği kamyonetinin içinde walkmanden müzik dinleyerek intihar etti.

Carter’ın fotoğrafı yardım örgütlerine büyük maddi destek sağladı. Herkesin vicdanı rahatsızlandı. Tüm rahatsızlıkları yaşayanlarda belki de Carter’a eleştirerek bu rahatsızlıkları dindirmeyi denediler. Belgeledi. Başkası olsa, başka bir fotoğrafçı olsa belki de aynı yankıyı bulamayacaktı. Asla hatırlanmayan bir kare olacaktı. Yardım örgütleri maddi kaynak bulamayacaktı. Ama o çocuk belki de kurtulmak için bir şansı yakalayacaktı.

Kimse, o fotoğrafın anlattığını kelimelerle anlatamayacaktı…???

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.