SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

FERHANGİ HATIRALAR (01.09.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 01.09.2021 16:42

Nasıl hayatlar yaşarsak yaşayalım her zaman bir soluk vardır.

Eğer soluk yoksa; hayatta yoktur. Soluk alamadığımız zaman; düşünceler bizi yok olan ülkeye, yokluğa götürebilir…

Öldürebilir.

Soluğu alırken de içimize bazen yaşamın kırıntılarını bazen ise tamamını çekeriz.

Ferhan Şensoy’da bu soluklardan biri olarak yaşadı.

Ömrünü tiyatroya, sanata, yazıya ve sahnelere adadı. Yaşamı byunca yazdı ve oynadı.

Oynadığı her oyunda dokundu. İnsanlara, doğaya, duygulara ve fikirlere… İllaki birini yakaladı.

Dokunması gerekiyordu. Dokunmalıydı da.

Sosyal medya sayfalarında siyasiler, sanat camiası ve seyircileri yazdı durdu.

Okuduk, okuduk…

Bir devir kapanıyor gibi geldi. O kadar çok usta sanatçıyı kaybettik ki… Bir devir kapandı da. Kavuk yeni nesle teslim edildi.

Ama perde kapanmadı.

Kapanmayacakta.

Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin’e kavuğu teslim etmişti. Bu güldürü geleneğin bir simgesi idi. Öztekin’de sağlık sorunları yaşamış; Şevket Çoruh’a teslim etmişti. Ve kavuk yeni dostu Şevket’e geçtikten 6 ay kadar sonra Rasim Öztekin gözlerini yummuştu.

Sağlık sorunları yaşayan belki Ferhan Şensoy, cenazeye katılamadığı için bir mektup göndermişti. Kim bilir belki de Ferhan Şensoy’un ruhunun kalbi dayanamazdı cenazede… Mektupta da şu sözler yer alıyordu; “Kavuğumu ona devrettim. Orta oyuncularda çok başarılı bir dönem yaşadı. Kimi rahatsızlıklarından ötürü sahneyi bıraktı, kavuğu Şevket Çoruh’a devretti. Günü geldi uçtu gitti gökyüzüne. Kavuklu fotoğrafı asılı durur Ses 1885’te. Bir gün ben de uçup geleceğim gökyüzüne. Buluşuruz gökyüzünde neşeli bir meyhanede”

Şimdi gökyüzünde neşeli bir meyhanede iki kavuklu oyunlarını sergiliyor.

Uçup gittiler gökyüzüne ama hatıraları o kadar belirgindi. Ferhan Şensoy hayatın birçok yanına dokunmuştu.

Şensoy’un dediği gibi “Çünkü söylemediklerimiz ve ağzımızdan kaçırdıklarımız var…”

Söylemediklerimiz kalmasın diye usta sanatçının; kavuklu Ferhan Şensoy’un sözlerini hatırlatalım;

Aşka dair de der ki; “Cinayet dediğin illa da kanlı bıçaklı olmak zorunda değildir, aşk da bir cinayettir.”… “Çok kadınlar bilmek gerek, Bir kadının kıymetini bilmek için…”

Ve kıymete dair, kıymeti bilmeye dair de der ki, "Her gün mektuplaşıyorduk. Hiç yazmaya vakit yoksa, boş koyardık kağıdı zarfa. Bu ‘seni seviyorum’ demekti."

Bu sözleri okuyup; sevince daha çok sevelim. Aşık olunca aşkı aşk gibi yaşayalım. Kıymeti sevdaya dahil ederek bilelim. Seni seviyorum demenin cesaretini gösterelim her zaman da bir yolunu bulalım.

Şensoy kelamından hayata dair soru işaretleri ve cevapları için de şu mısralarını da düşünelim;

“Güneşe sırtımı verdim,

Denize bakmıyorum,

Bulutlara küsüm,

Kimse bilmez mekanda

Kırk gün kırk gece içimi çektim

Korkmayın benden güvercinler,

Elim cebimde, yüreğimde sevgilim, sakıncasızım.” Sonra biraz sırtımızı güneşe verip cebimizdeki sevgi tohumlarını büyütelim. Yasımızı 40 gün tutalım.

“Hepimiz biraz balık, biraz bahar nezlesi, biraz şiir, bir o kadar parasızlık..” sözlerini hatırlayıp usta sanatçı kavuklu Ferhan Şensoy’a selam edelim… Hayattan şiir ve bahar isteyelim.

"Para olmasa,

Ev kirası olmasa,

Bakkal para almasa,

Kasap eti ikram etse,

Manav sebzeyi hediye.

Örneğin mesela,

Yol parası olmasa,

Doktor, ilaç bedava,

Gerisine

Bizim de bütçemiz yeter." Satırlarını düşünüp paraya ev kirasına yol parasına lanet edelim. Sonra yine şiir, aşk ve bahar isteyelim.

Gökyüzündeki sahnede dostlar meclisini toplamış; ortaoyunu oynayan tüm sanatçılara… Selam edelim.

***

Ferhat Şensoy’un “Ağustos yirmi iki, dediler ‘Ustan ölmüş’,

Çok komiksin Azrail, Turgut Uyar ölür mü?” diyerek Turgut Uyar’ı andığı gibi. Onun yaşadığını kanıtlar gibi bizde kanıtlayalım.

“Yazın son günü; Ferhan Şensoy öldü, güz geldi dediler.

Çok komiksin Azrail, kavuklular hiç ölür mü?”