SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

DÜNYA DÜZENİ ve SANAT TARİHİ (14.09.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 14.09.2021 10:00

Dünya düzeni; devirler açılır ve kapanır.

Çeşitli dinamikler ile… Etkileşimler…

Bu etkileşimlerin nedenleri başka birçok köşe yazısının, makalenin, araştırmanın konusu. Ama bu etkileşimlerin ötesinde, o etkileşimlerin yansımaları/izleri/gerçeklikleri ise muazzam.

Toplumu derinden etkileyen her şeyin; farklı bir yansıması, farklı boyutta bir yansıması oluyor. Olmaması şüphe verici…

Liselerde ‘Sanat Tarihi’ dersi almış şanslı öğrenciler bu yansıma, etkileşim ve özgünlüğün naçizane örneklerini az da olsa tanımış oluyor. Yetersiz olsa da liselerdeki ‘sanat Tarihi’ dersi; eğer işlenebiliyorsa en azından öğrenciler, eserlerin fotoğraflarını görüyor. Ki genellikle de önemsenmiyor… O derslerde, ‘seçmeli derslerde’ üniversite sınavına çalışmak için öğretmenler izin veriyor. İzin vermek durumunda kalıyor. Burada ne öğrenci ne de öğretmen suçlu… ama yine de öğrencilerin bir yanı eksik kalıyor.

Üniversiteye giriş sınavında sorulacak soruların dersleri arasına girmeyen her bir ders, işlenmesine çok da gerek olmayan derslere dönüşüyor.

Bunlardan biri olan ‘Sanat Tarihi’ dersini de genellikle resim öğretmeni ya da tarih öğretmeni veriyor. Atama olmayan bölümlerden biri olarak sadece Güzel Sanatlar Lisesi gibi liselerde verilen bir ders durumunu almış durumda. Bu da beraberinde sanat eserini analiz etme konusunda eksiklik doğuruyor. Sanat Tarihinin analiz ve karşılaştırma özelliği arka planda kaldığı için öğrenci bağ kurmakta zorlanıyor. Analiz ve karşılaştırmanın temel özelliklerinden yoksun olan kişilerde hayatın diğer birçok alanında bağ kurmakta; neden sonuç ilişkisi kurmakta zorlanıyor.

Toplumun binlerce yıllık dinamikleri, etkileşiminin, çatışma ve kaynaşmasının ardından ortaya çıkan; özgünlüğü ve özgürlüğü bulunan eserlere dair, bir şey örenemeden mezun oluyorlar. O dönemin toplumunun yansımalarına, o dönemin ve devletin bakış açısına, felsefesine dair tarih kitaplarında yazılanların dışında bir şey öğrenmiyorlar.

Bu da ezberi beraberinde getiriyor. Sanat Tarihi ve Tarih derslerinin öğrencide birbirini besleyen yönlerini görmemek ise çok büyük bir kayıp olarak karşımızda duruyor.

Şurada bu savaş oldu, burada bu anlaşma ve şurada da bu barış. Ama savaşa, anlaşmalara, barışa gidilen süreçler; bu süreçlerin peşi sıra var olan toplumsal değişim, göçler, sanatçı göçlerine dair her hangi bir deneyim/bilgi edinemeden mezun oluyorlar. Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi ve Tarih derslerinde toplumların diğer yansımalarını göremiyorlar. Ezberin ötesine gidilemiyor. Destanların isimleri öğreniliyor, içerikleri ezberleniyor.

Toplumların öncüleri ve ardıllarının birbirini nasıl beslediğini, nasıl da yakın coğrafyaların birbirinden etkilendiğini, özgünlüklerini korumak için çatıştıklarını göremiyorlar. Bir devletin; son savaşında son bulduğu, dünya üzerinden silindiği gibi bir durum kalıyor geriye. Devletin devri kapandıktan onlarca hatta yüzlerce yıl sonra bile yansımalarının olduğu görülemiyor.

Toplumlar nasıl etkileşim halinde ise öğrencilerin zihinlerinin de sanat tarihi ile edebiyatla, müzikle etkileşimde olması; onların zihinlerine bir çok kapı açacaktır.

Aksi halde; kültürel mirası yok eden restorasyonlar, yol yapılırken düşünülmeyen orman ve kültürel bir mimari, kenara atılarak çürümeyi bekleyen sanat eserleri ve mimari yapıları kalacaktır. Kültürel yozlaşma sadece görülen mimari yapılar, eserlerle de sınırlı kapmayacak; toplumun tüm yanlarını saracaktır.

Kültür bir bütün.

Kültürü anlamak için; Kültür Tarihi, Sanat Tarihi gibi konu başlıkları irdelenmeli; okullarda ders olarak okutulmalıdır.