SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

DİL YARASI (22.10.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 22.10.2021 10:08

“Dil yarası dil yarası en acı yara imiş

Dudaktan kalbe bir yol var ki sevgi ve şefkattenmiş

Belki de çok mutlu olacaktık tutsaydık dilimizi

Tam aşkı bulduk derken nasılda kaybettik sevgimizi”

 

Söz ve müziği, Orhan Gencebay imzalı akıllara kazınmış olan ‘Dil Yarası’ şarkısı ismini verdiği albümde 1984'te Kervan Plakçılık'tançıktı. Bilen bilir. Orhan Gencebay, albümde yer alan bu şarkıda, dilin kemiği olmadığına işaret etti.

Yoktur da.

Dil yarasını da ikili ilişkilerimizin her hangi bir yerinde kendini gösterir.

Ses ve harfler bazen o kadar sert ve soğuk sözcüklere dönüşür ki. Hele birde acıtmak istiyorsak karşımızdakini… Küçümsemek ya da örselemek istenildiğinde, gülümseyerek ve alaycı şekilde konuşulur mesela. Sözcükler neşeli dökülse de dudaklardan, heyecanlı ve canlı bir ses tonu ile aktarılsa da oradaki mesele alay ve küçümseme olabilir.

Ya da sesler o kadar boğuklaşır ve gündelik rutin o kadar hızlanır ki herkes kendi bam teline yakın olanı ellerinde tutar.

(Güzel cümlelerin aksine, gergin olma ihtimali olanlar tercih edilir. Cımbız ile itina ile çekilir.)

İncitmek kolaydır bakıldığında. Biraz bencillik biraz öfke biraz antipati biraz haset biraz kıskançlık.

Kötücül duygulardan biri varsa ve karşındaki kişinin duygusunu önemsemiyorsan anında acıtıcı bir hal alır.

Dil yaralar.

Sözcükler demir bir mızrağın ucu olur. Saplanır, kalır.

Beklenmedik anda gelen minik bir taşa dönüşür. Dengeyi bozar.

Dil yarası ağırdır.

İzi kalır. İnsanlarda oluşturdukları izi fark etmez. Fark etseler de görmezden gelir. Çünkü hatayı kabullenmek, hata yapmamaktan da zordur. Hata yapmadığında eleştirilere maruz kalmazsınız ama hata yaptığınızda hem eleştirilere maruz kalırsınız hem de kendinizle yüzleşmeniz gerekir.

Kendinizle yüzleşmek ve eleştirilere maruz kalmak da o denli zordur ki.

Kimse kendisi ile yüzleşmek istemez. Kendisi ile yüzleşenin ruhu hafif olur. Sadece kendi hatalarını görmemek için değil, aynı zaman da kendisine yapılan haksızlıkları görmemek içinde yüzleşme tercih edilmez.

Canının nerede yandığını, neden yandığını, neden buna son veremediğini kendine itiraf etmek istemez.

En ince halkadan çıkar acısı kimi zaman. Ya da en gözden çıkartılabilir halkadan acısı çıkar. Dil yarası, halkayı deler geçer.

Başka bir deyişle…

Dudaktan kalbe giden tek yol sevgi ve şefkatten geçmez. Sözcükler birer zehirli mızrağa dönüşür. Dudaktan kalbe gider. Kalpten akan her bir damla, sözcüklerin aynadaki diğer yüzüdür.

Kelimeleri doğru seçmek insanın elinde. Sesinin tonu jest ve mimikleri kontrol etme genellikle insanının elinde ve dilinde. İnsanı incitmekte öyle. Sözcüklerin içinden cımbızla kelime çıkartmak da insanın elinde ve dilinde.

Her şey insanın dilinde.

Dil yarası da merhem de…

Kanırtarak incitmekte insanın dilinde severek sarmakta.

Yaraları deşmekte insanın dilinde sevgi ve şefkatle merhem olmakta.