SON DAKİKA
Hava Durumu

Bilgelik Ağacının Kökleri- Tüy Gibi Hafif, Çelik Gibi Sert (08.08.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 08.08.2021 11:15

Antik Mısır diye bildiğimiz toplum işte bu şekilde yaşam döngüsüne katıldı. Zaman geçti. Nil nehrinin kıyısı insan doldu. İnanılmazdı Nil… Büyüleyici, mistik, korkusuz ve ürkek…

Adalet timsaliydi de… Kendince tabi…  Bilgelik Ağacı, Nil’in aslında ilk başlarda bu kadar adaletli ve olgun olmadığını biliyordu. YA da eşit ve olgun…

Adalet ve eşitlik kavramlarını da tartışırlardı çünkü… Birbirlerinin yanış kullandığını iddia eder dururlardı.

Gel gelelim; Nil, zaman ve Bilgelik Ağacı arasındaki baş; son firavuna kadar aynı samimiyetle, tartışmalar ve kavuşmalarla sürdü, gitti.

Her yıl; Mısır’ı selamlayan yıldızlar ve güneşin döngüsü nedeniyle; coşkun sellerini akıtan Nil, sel basmalarına ve insanların ölmelerine hayvanların yaşamlarını yitirmelerine neden oluyordu. Zaman bunu bir türlü Nil’e anlatamıyordu. Bu adalet ya da eşitlik değildi. Saraylara vurmayan taşkınlar, köylüyü katlediyordu. Bazen ise; gökyüzünde yıldız bile olmasına gerek olmuyordu.

Zaman ve Nil’in arası açıldı. Zaman, Nil’ kendisini kötü, kullandığını söyledi Bilgelik Ağacı da gerçek adalet ve eşitlik için düşünmeye başladı. Ve aklına kadim dostu Ma’at geldi.

*Daima başında, zarif ince bir devekuşu tüy bulunan Ma’at’ın tüyü terazinin bir ucuna konur diğer ucuna da başka bir insanın kalbi konurdu. Tüyden hafif olanın yükü olmadığına, günahı olmadığına inanılırdı. Hatta günümüzde tüy kadar hafif olmak deyiminin de buradan geldiği söylenir.

***

Bilgelik Ağacının; Ma’at’ın yanına gitmesi, ona ulaşması çok zordu. Ne yapacağını düşünmeye başladı. En sonunda buldu.

Bir yaprağını, rüzgarlar eşliğinde sevgili dostuna gönderdi. Ma’at hemen oracıkta belirdi. Nil’e ne derse desin anlamayacağını biliyordu. Aslında bir şey yapamayacağını da… Çünkü ne zaman coşkun yüreği kabarsa sel oluyordu. Bu onun doğasında vardı. Ne zaman o en sevdiğini yitirse… İçine çekilecekti…

Ma’at’ın; Adalet ve eşitlik denildiğinde ilk akla gelen isim olmasının bir nedeni vardı. Akılcıydı da… Ma’at, Nil Nehrine bereketinden dolayı sonsuz teşekkürlerini sundu. Yıldızların arasındaki mesaj anlattı. Ne zaman hangi yıldızda olduğunu; Sabah Yıldızını, Venüs’ü ve Jüpiter’i, tabii Satürn’ü… Hepsini anlattı. Nil Nehri de daha çok beğendiği yıldızlarda sevdiği varlıkların yaşadığını anladı. Sadece onları gördüğünde yüreği coştu. Zaman, ona ne zaman hangi yıldızın geleceğini anlattı.

Zamanında devreye girmesi ile insanlar, ne zaman Nil’in taşacağını anladı. Bereketinden nasıl faydalanacaklarını… Tarlalarını buna göre ektiler. Evlerini buna göre kurdular.

Ma’at’ın adaleti netti. Nil’i terazinin bir ucuna koydu. Diğer ucuna ise devekuşu tüyünü. Korkuyla bekledi.

Nil, bir tüy kadar hafifti.

Nil’in dalgaları da bir çelik kadar sert ve iradeli idi.

Böylece, Ma’at’ın devekuşu tüyü; adalet ve eşitliğin çelik dalgalarla sarıldığı yeni bir forma dönüştü. Adalet ve eşitlikten bahseden kişilerin yüreklerinin de çelik kadar sert ve iradeli olmasının nedeni de Ma’at’ın tüyüdür.Herkes için adalet; herkes için eşitlik demek bu nedenle zordur.

Kuşlar, kelebekler, köstebekler; hayvanlar için…

Begonyalar, eğrelti otlar, papatyalar; bitkiler için…

Kadınlar, çocuklar; insanlar için…

Ama bu sözcükler söylendiğinde de yürek çelik gibi sert; tüy gibi hafif olur.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.