SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bilgelik Ağacının Kökleri / Müsilaj 3 (08.07.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 08.07.2021 10:12

Müsilaj ile ilgili olan üç köşe yazımda da pencereden bahsetmiştim. Bu pencereler, aslında sadece bulunduğumuz yer değil, onunda ötesinde gözlerimizin rengi ile ilgili. Göz rengine göre baktığın yerdeki var olanı görme biçimi de değişiyor. Gözlerimizin rengini de fikirlerimiz ve duygularımızın karmaşasından doğan etkenlerin oluşturduğunu düşünecek olursak…

Müsilaj yazılarının olmazsa olmazı diyerek orta büyüklükte bir sıçrama ile birazda farklı bir karmaşalara bakalım. Müsilaj; ‘Doğanın kan kusmasıdır. Bir tepkisidir’ dedik. Bize dur diyor… Bazı (hepsi) bölgesel ölçekli gibi gözüken doğa olayları asında küresel büyüklerde etki ve tepkiye neden oluyor. Buradaki kelebek etkisinin boyutlarını başka bir müsilaj yazısında değinecek şekilde kenarda bırakalım.

Ve tekrar dönelim, müsilaj nedir? Doç. Dr. Muharrem Balcı, ‘Deniz salyası, deniz ortamında oluşan mikroorganizmaların aşırı artış göstererek ortama salgıladıkları organik bileşikler sonucunda oluşuyor. Bu organik bileşikler suyla temas ettiklerinde şişiyor, gözle görünür hale geliyor ve deniz salyası oluşuyor’ şeklinde tanımlıyor.

“Müsilaj neyin habercisi? Bu kadar artmasının nedeni ne? Bu kadar uzun süre denizlerden gitmemesinin nedeni ne? Aslında olağan, doğal bir doğa hareketinin insan gözü ile bu kadar görünür olmasının, insanların ‘fark’ edecekleri kadar belirgin olmasının nedeni ne?” sorularının cevabını da vermek gerekir.

Deniz suyu sıcaklığının artması, denizlerde dalga olmaması, denizin durgunlaşması, deniz salyasının dağılımını azaltıyor. Bunun yanı sıra çevre kirliliğinin denizlere yansıması, denizlerdeki kirliliğin ve atıkların çoğalması deniz salyasının hızla oluşmasına neden oluyor.

Bu bilgiler yukarıdaki satırlarda biraz daha üzerinde durulacak şekilde beklesin…

Devasa bir sıçrama yaparak sanata/kültüre tekrar geçelim. Kafaları karıştıralım. Okuyucularımızın aklında, ‘müsilajla doğanın ne ilgisi var. Biri denizleri öldürüyor, diğeri ise gönülleri doyuruyor’ cümlelerini akıllara gelmiştir.

Toplumdaki olayların yansımalarına gelecek olursak; öncelikle merak ve korkuyla gelen, bağışlanmak ve dua ile devam eden ilk pagan ritüellerden günümüzde hala edilen halk oyunlarına uzanalım. Ya da 3 Mayıs 1808 tarihinde İspanya ile Fransa arasında çıkacak olan Yarımada Savaşı'ndan önce gerçekleşen bir infazı betimleyen Francisco Goya’nın eserine göz atalım.

Biraz da topraklarımıza yaklaşarak Matrakçı Nasuh’un savaş için gittiği, gözlem yaptığı veya araştırdığı toprakları, anlattığı minyatürlerine göz atalım. Hem şehrin stratejik bölgelerini resmettiği ve önemli kültürel binalarını belirgin şekilde çizdiği minyatürleri.

Her biri toplumun o an yaşadığı ve büyük dinamikler olarak gözlerimizin önünde. O ve ya bu şekilde; tarih kitapları dışında dikkatli bakarsak; elimizi attığımız, gözümüzün menziline giren her bir anda bile mevcut olabilir. Toplumlara biraz daha farklı bakan insanların da yardımıyla… Kültür/sanat/yaşam alanlarında. Sanatçıların kullandıkları bambaşka diller ile…

İyi ya da kötü her büyük dinamiğin topluma yansıması, o anın bir sonraki nesle aktarılması yaşayan kültürle devam ediyor.

Ve yazının son sıçraması ile müsilaja dönelim.

Doğanın kinine… Merakla, heyecanla bekliyorum. Müsilajın yansıması; sanatçılarda nasıl olacak? Onlar ne diyecekler? Ya da bir şey diyecekler mi?