SON DAKİKA
Hava Durumu

Bilgelik Ağacının Kökleri/ Kurtuluşun Kökleri (19.05.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 19.05.2021 10:25

Zaman çetin acıları beraberinde taşıyor, Anadolu toprakları acı içinde kıvranıyordu. Her bir canlının kökleri o kadar derine iniyordu ki... O en derinde Kaf Dağı'nın ardındaki Bilgelik Ağacına kadar bile uzanıyordu. Bilgelik Ağacı hissetmişti zaten. Başka topraklarda, denizlerin ardındaki ülkeler gözlerini Anadolu'ya çevirmişlerdi.

Bilgelik Ağacı'nın en iyi bildiği şey kelime oyunu ve sözlerin arkasına gizlenmiş olan gerçeklerdi.

Manda kabul edilmezdi. Himaye kabul edilemezdi. Anadolu topraklarındaki insanlar birlik ve barış içinde yaşamayı hak ediyordu.

İstanbul’dan bir demir yığını yola çıkmıştı. O demir ve kalas yığınını da hissetmişti. Onlarca insanın zerre yerinden kaldıramayacağı kadar ağır bir demir yığını. Ahşaplar ve kumaşlarla... Onca ağırlığa rağmen denizin üzerinde tüy kadar hafif...

Bir vapurdu.

Bandırma Vapuru.

Çok işlevler görmüş, denizin derinliklerine inmiş, yük taşımış, insan taşımıştı…

Ama bu görev başkaydı. Bandırma Vapuru, denize dokunduğu o andan sonra en önemli görevini yüklenmişti. Bir fikir… Kurtuluş fikri…

Kantara vurulduğunda bilmek kaç basacak kadar ağır...

Bilgelik Ağacı'nın bildiği bir şey vardı. Bu vapur sadece yük değil özgürlüğü de taşıyordu. Hürriyet için mücadeleyi, Anadolu topraklarının Trakya'dan Anavarza'ya Zonguldak’tan çorak arazilere, Doğu'nun ve Güney Doğu'nun en sarp kayalıklarına, çöllerine kadar taşıyordu...

Herkes biliyordu. Şanlı bir tarihin ilk adımları. Son sürat koşmaya başlayacakları o ilk çizgilerden biri idi.

Dalgalar coşarak geliyordu. Bilgelik Ağacı’nın torunları olan denizin yosunları Vapur’a eşlik ediyordu.

Vapurlar insan ve yük taşımak içindi.

Bandırma Vapuru ise tarihi taşıyordu. Mücadeleyi. Yoklukla ayağa kalkan bir hayali… Hayalin gerçek olma dileğini taşıyordu… Kimisine gülünç gelmişti belki de. Kimisine yaşanamayacak kadar düş. Ama bazıları inanmıştı. Bazı insanlar, bu toprakların köklerinin, kök kardeşlerinin hürriyetle yaşayabileceğine inanmışlardı.

Bandırma Vapuru da biliyordu. Çetin dalgaların kendisini beklediğini… İstanbul boğazından eski toprakların başkentini selamlayacaktı, Köstence ve Yalta’ya uzaktan bakacaktı. Zonguldak’ın kömür karası denizinde yüzecek, Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla Samsun’a varmak için bir hayli gayret gösterecekti. Gemidekiler ne kadar inançlıysa, Bandırma Vapuru da o kadar inançlıydı.

Bilgelik Ağacı, Bandırma Vapuru’nun denizin dalgalarıyla nasıl mücadele ettiğini izledi. Rüzgarda uçuşan yapraklar ona fırtınaların haberini getirdi. Denizdeki yosunlar sihirli su kanalları ile nasıl tüy kadar hafif ve mermer kadar soğuk, demir kadar çevik olduğunu… Bu bir irade idi. Bu bir mücadele idi. Bu bir savaştı. Derin bir nefes almıştı, Bandırma’da Vapur. Senelerce sürecek olan derin bir soluk. Soluğu geri verdiğinde Cumhuriyet ilan edilmiş, ilk Meclis açılmış olacaktı.

İşte o derin nefesle beraber Samsun’a ayak bastı Bandırma Vapuru. Bilgelik Ağacı, vapurun çetin mücadelesi ve insanların haklı ve bir o kadar da hürriyet kokan azmini denk görüyordu. Öyleydi de.

Bandırma Vapuru, İstanbul’dan aldığı derin nefes ile kendini tarihin hürriyet kokan sayfalarına Anka Kuşu’nun tüylerinden yapılmış okkası ve Bilgelik Ağacı’nın özünden gelme mürekkebi ile yazmıştı.

Su zerreciklerinin birlikte hareket ettiklerinde oluşturdukları çetin dalgalar gibi Anadolu’nun kıvılcımları da ateş olacak ve tüm toprakları saracaktı.

Aslında çok adım atılmıştı.

Ama o gün ki adım, milli mücadelenin, kurtuluşun adımıydı.

Hürriyetle, barışla yaşamanın ilk adımı…

Tarih 19 Mayıs 1919

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.