SON DAKİKA
Hava Durumu

Bilgelik Ağacının Kökleri/Hatıralar ve Toplumsal Bellek (26.06.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 26.06.2021 10:57

İnsanlar sadece bugünü yaşayarak geçirirler ömürlerini. Çoğu zaman geçmişi unuturlar. Bazen bir ses, bir melodi, yırtık bir afiş hatırlatır geçmişi. Bazen tek kişilik çay demlemek zorunda kalmak her şeyi yarıda bırakır.

Hayat böyledir. Hatıralar kendilerini bir melodi yardımıyla canlandırır. Yaşanan bütün bir tarih, sadece bilgi mi? Savaşlar, ölümler, katliamlar, kıtlıklar, salgın hastalıklar geçmişte yaşanıyor ve bitiyor mu? İnsanların zihninde yaşamıyor mu? Toplumların belleğinde varlığını binlerce yıl sürdürmüyor mu?

İnsanlar bugünü yaşamak için mücadele ediyor. Geçmişten kaçarak, saklanarak… Ya da geçmişe katlanamayarak. Hatıraları halıların altına süpürerek devam ediyorlar yollarına. Bugün içinde yaşamıyorlar aslında.

Ama geçmiş bir şekilde insanların yakasını bırakmıyor.

Suyu nasıl içtiğimizden, yoğurdu nasıl yediğimize kadar her şeyin içinde geçmişin bir nedeni yatıyor. Çocukluğumuzun geçtiği evin bahçesindeki bir yemiş ağacı biz ölene kadar bizi bırakmıyor mesela. Ya da çok sevdiğimiz sıra arkadaşımızın başka bir semte taşındıktan sonra yaşadığımız yalınlık gelecekte gerçekleşecek bütün ilişkilerimize yansıyor.

Geçmişin acılarından ders çıkararak çoğu zamanda fark etmeden yaşıyoruz. Çıkardığımız dersler bazen akla mantığa da uymuyor. Koruma içgüdüsü ile alınan kararlara dönüşüyor. Ya da başka bir duyguya… Her zaman içimizde geçmişin acısını ve mutluluğunu hissediyoruz.

Mesela rüyalarda görülen eskiden yaşadığımız ev; bizim en huzurlu ve mutlu hissettiğimiz ev oluyor. Rüyalarda dönüp dolaşıp o evin içinden çıkıyoruz. Ya da gizemli bir kapı bize o evi işaret ediyor. Psikoloji biliminin gerçeklikleri ile birlikte yapılan analizler bizlere bu çıkarımları söylüyor.

Bu sözlerin tamamı Dr. Mithat Atabay’ın “Tarihi Yapanlar Ama Yazmayanlar” kitabının arka kapağındaki değerli satırlar üzerine kurulu.

İnsanların psikolojileri aslında toplumun tepkilerini gösteriyor, belirliyor, etkisizleştiriyor, belirginleştiriyor ya da yok sayıyor. Çok fazla zıt, paralel ve aynı sözcüğün farklı anlatımları kişilerin gündelik yaşamındaki gerçeklerin topluma yansımalarını doğuruyor.

Sadece birer tarih mi? Kişiler neler yaptı? Kişilerin duyguları neydi?

Toplumsal bellekte, savaşların, anlaşmaların önemli olduğunu biliyoruz. Ama hatıralar? Kişilerin hatıraları. Gündelik yaşamlarının bir parçası olan ve toplumsal belleğe yön veren hatıralar… Çocukluk yıllarımızın, geçtiği evin bizim hayatımızdaki önemi gibi… Bize hala yön vermesi gibi…

Savaş cephelerinde yaşanan acılarda, o insanların gündelik yaşamı… Ve sadece ailelerine, eşlerine, çocuklarına ve dostlarına değil bütün bir topluma yansıyan duyguları…

Toplumun belleği…

Bilgelik Ağacı der ki, “Tarihlerin önemi büyüktür. Hepsi birer dönüm noktasıdır. Ama rotayı değiştirmek için yapılan hazırlık hatıralarda gizlidir. Bazen tarihler hatırlanmaz… Yıl, ay, gün hatırlanmaz. Duygu hatırlanır ama. Mevsimin verdiği duyguyla hatırlanır hatta; ‘Savaşta, kavurucu sıcak düşmanı da eritti’ denir mesela… Ya da ‘Karşı taraf askerleri sayıca üstün olmalarına rağmen bizim dirayetimiz karşısında kış gibi dondu kaldı... Kim bilir neler yaşandı, o anda… Hayal bile etmekten kaçınılan manzaralarda; insanlar birbirleri için kim bilir nasıl mücadele etti. Hatıraları unutmayın”

Kim bilir…

Belki de cılız bir çocuk, en umutsuz zamanda gülümsedi. Çocuk, gülümsedikten kısa bir süre sonra toprak ananın bağrında sonsuzluk uykusuna daldı. Ama o gülümseme o kadar içtendi ki… Kimse elinden mücadele ettiği gerçeği ve silahını bırakmadı… O gülümse ise hatıralar arasında en önemli yerini aldı… Gülümsemeyi görenler, sabah uyandıklarında ilk o sahneyi hatırladı. Gece o gülümsemeyle uyuya kaldı.

Kim bilir.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.