SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bilgelik Ağacının Kökleri / Atlas, İnsan ve Umut (25.07.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 25.07.2021 12:30

Bin yıllar önce Tanrıçalar ve Tanrılar Olympos’un kadim ırmaklarında yüzerken bir savaş çıkar.

Adını gündelik hayatta da duymaya devam ettiğimiz Atlas, erkek kardeşi Menoitios (Menoetius) ile birlikte, Titanların Olympos’lu tanrılara karşı açtığı büyük savaşa katılır. Savaş nicedir…

Bilgelik Ağacı bu kavga da nerede duracağını bilemez. Premeteus’unda kardeşi olan Atlas’ın yanı daha ağır basmaktadır… Zaman geçer, savaş biter.

 

Iapetos ile Klymene'nin 13 çocuğundan en güçlü olan Atlas ve beraberindeki Titanlar kaybeder. Kazanan; Olympos’tan başkası da değildir… 

Herkes cezalandırılır. Atlas'a ise kimsenin taşıyamayacağı kadar büyük bir görev verilir.

Sonsuza kadar Gök Kubbeyi sırtında taşıyacaktır.

Bilgelik Ağacının anlattığına göre aslında bir kez omuzlarından bu yükü atmıştır. Anadolu topraklarının Herkül olarak bildiği Herakles’in bir görev için 3 altın elmayı ele geçirmesi gerekmektedir. Ve bu 3 altın elmayı da ancak ve ancak Atlas’ın alabileceği için de Herakles; Atlas’ın ejderhaların koruduğu elmaları alması için gittiği sırada ‘dünya’yı taşımıştır.

Bilgelik Ağacının ilk meyveleri olan bu altın elmaları alan Atlas’ın geri döndüğünde; Herakles’e ‘SEN TAŞIMAYA DEVAM ET’ dedi. Herakles ise kabul etti. Sadece birkaç dakikalığına dünyayı/gök kubbeyi/gökyüzünü taşımasını ve bu sırada bir omuzluk takmak istediğini belirtti. Atlas, bu kandırmacaya inandı. Ve sonsuza dek, Gök kubbeyi taşıdı…

Bilgelik Ağacı böyle anlatır.

Ama aslında hikayenin gerçeği de başkadır. Titanların yanında olan Bilgelik Ağacı, Atlas’ın kendisini ziyaret ederek 3 altın elmayı aldığı sırada; Anka Kuşunun ateşinde kavrulmuş bir tohumu da ona verir.

Bilgelik Ağacı, Zeus’u bu hikayeye inandırmak ister. Atlas’a verdiği tohum da Zeus’un asla fark etmeyeceği kadar küçük olan tohumun adı da umuttur.

Atlas, sırtında Gök kubbeyi taşımaya devam edince çok sinirlenir. Öfkelenir… Yorulur…

Bu yorgunluklardan birinde, alnından gözyaşı ile karılık akan ter; tohuma cansuyu olur. Cebindeki tohumu hatırladığı an onu toprağa atan Atlas, ‘yanmış tohumun’ filizlenmesi umudu ile beklemeye başlar…

Tohum filizlenir. Büyür. Serpilir. Yer yüzü ve gök yüzü arasında boylu boyunca uzanarak; Atlas’ın yükünü alarak teşekkürlerini sunar. Çünkü kimse yanmış bir tohumdan umut beklemez…

***

Yok olandan bile umut vardır. Hepimizin omuzlarındaki yükler; Atlas’ın taşıdığı kadardır. Kimi zaman paylaşırız. Kimi zaman ise tek başımıza göğüs gereriz.

Anka Kuşu’nun alevi ile yanan her bir tohum emek ve mücadele ile filizlenmeye mahkumdur.