SON DAKİKA
Hava Durumu

Bilgelik Ağacının Kökleri /Akhilleus’u vuran ok (04.08.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 04.08.2021 10:29

Bilgelik Ağacına göre herkesin zayıf bir noktası vardı. Bu zayıflığı kimi zaman canlının kendisi belirliyordu, kimi zaman ise evren, geçmiş ya da geleceğin yanılsaması. Ve bu zayıf nokta ne kadar güçlü ise o kadar zır sonuçlar doğuruyordu. Ya kahramanlık ya da yılgınlık.

En güçlüler bile ölebilirdi. En büyük tanrıçalar ve tanrılar bile.

Herkes yok olabilirdi.

Bazılarının ise yok olmak zayıflığıydı. Ölmek en büyük zayıflıklarıydı. Şanlı bir ölüm. İsmini, tarihin ötesine dahi taşıyabilecek bir ölüm…

Troya savaşı dünyanın en büyük en tanınmış savaşları arasında belki de bu zayıflıklarla girmeyi başarmıştı. Bir savaşın destanı ne kadar büyük ve görkemli olursa o denli konuşulur ve yüceltilirdi.

Paris ve Helen… Troya savaşının nedenleri ve bitişi… Paris’in aşkı ve Troya’nın çöküşü… Çoklu bir girdap. Çoklu denklemler ve Homeros’un İlyada adlı eserinden satırlar…

Bir de Bilgelik ağacının bizlere aktardıkları…

Troya savaşı belki de Helen hiç doğmamış olsa da gerçekleşecekti. Herkesin bir nedeni vardı. Ve Troya surlarına böylece geldiler. Bin köşe yazısına dahi sığmayacak büyük kahramanlıklar…

Savaşa herkes bir enden uğruna gelmişti. Herkesin kendince bir nedeni vardı. Kiminin güzellik yarışmasında birinci olabilmek, kiminin intikam, kiminin ise tarihte altın harfler… Sonsuzluk aşkı…

Büyük savaşa böylece girildi.

Akhilleus, Helen’i geri alabilmek için atıldı en öne. Tanrısal bedeni ile. Su tanrıçası Thetis’in tanrı oğlu, Kral Peleus’un biricik evladı, atıldı en öne. İlyada’da kahramanlıklarının satır satır yazıldığı Akhilleus ya da diğer bir adı ile Aşil, satırların bile en önüne çıkanı oldu.

Su tanrıçası olan anne Thetis; oğlu Aşil’i suların en mistik akan ırmağına götürmüştü. Ve  Aşil böylece daha kundakta bir bebekken annesinin hikmetine kavuştu. Suyla arındı. Suyu arındırdı. İnsan olan babasının ölümlülüğünü verdi suya. Annesi nedendir bilinmez sol topuğundan tutmuştu oğlunu. Sol topuğuna mistik sudan bir damla bile gelmemişti. Farklı rivayetler olsa da Bilgelik Ağacı, ‘Fark etmemişti su tanrıçası topuğun değmediğini. O kutsal su milyonda bir denk gelirdi. Tek şansı vardı, onu da kaybetti. Bütün canı topuğunda birikti. Akhilleus oldu sana ölümlü. Aşil oldu sana ölümlü. Yarı tanrı bedeni, vücudunu işgal etti. Ölümlülüğü ise topuğuna kaçtı. Sol topuğuna. Onu öldürecek olan topuğuna’

Böyle anlattı Bilgelik Ağacı. Kainat bile biliyordu Akhilleus’un ne zaman öleceğini. En zayıf noktasını. Herkesin bir zayıf noktası vardır dedik ya… Onun ki topuğuydu. Dillere destan kahramanlık hikayeleri için çarpıştığı savaşta, ölmekti… 

Nitekim öyle de oldu.

Paris, Akhilleus’u topuğundan vurarak öldürdü.

***

Binlerce kez anlatılan Troya savaşını; Tokyo 2020 olimpiyatlarında klasik yay bireysel kategorisinde altın madalya kazanan Mete Gazoz vesilesi ile tekrar hatırlatalım istedik.

Savaş tarihinde, önemli bir yere sahip olan ve ok-yay denklemini en çok duyduğumuz, Troya Savaşı’nda Aşil’in Paris tarafından sol topuğuna isabet ettirilen okla vurulma sahnesi bize birkaç şey fısıldıyor.

Tekrar tekrar ettiğimiz; herkesin zayıf bir noktası vardır. Ve her zayıf nokta bulunmaya mahkumdur. Bunu bulan kişi ise kendini o nokta için geliştirmiş, emek vermiş kişidir.

Rüzgar kadar ince hedefi görmek için kartal gibi gözlere ve çevikliğe, sahip olmak gerekir. Eğer bir kartal değilseniz de kartal gibi olmak için gökyüzünü hayal etmenize ihtiyaç vardır.

Mete Gazoz bunu hayal etti. Türkiye için unutulmayacak bir ödülü, olimpiyat ödülünü kazandı. Çabaladı, uğraştı, didindi ve kazandı. Zayıf noktası belki de kartal gibi olmaktı. Yenilmez denileni yenmekti. Akıllara belki de gelmeyecek olanı başarmaktı. Rüzgarı vurmaktı.

Geçtiğimiz günlerde, Troya Müzesi de; Mete Gazoz’u Troya’da ok atmak için davet etti.

Troya topraklarının kaderinde de, belki de zoru başarabilecek olanlara ev sahipliği yapmak ve konuk etmek vardı. Troya’nın kaderi rüzgarı bile oku ile vurabileceklere olan insanların izleri ile yazılmıştı.  Belki de zoru başaran ve adını tarihin sayfalarına isimlerini yazdıran insanlara; tarlalarından ekin, ırmaklarından su, destanlarından satır vermek onun en önemli göreviydi… 

Umalım ki, Troya Müzesi’nin anlamlı daveti, Paris gibi Mete Gazoz’unda yayını Troya topraklarında gökyüzüne kaldırmasına vesile olur.

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.