SON DAKİKA
Hava Durumu

Bilgelik Ağacının Kökleri/Ahmet Alp Bebek (14.07.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 14.07.2021 10:13

Zamanın birinde, diyar topraklarında kıtlık başladı. Kıtlığın nedeni tatlı su kaynaklarının azlığı, var olan suların büyük bir kısmının da hastalıklı olasıydı.

Nasıl oluyorsa, o sudan beslenen canlılar hastalanıyordu. Hareket edemiyorlar, nefes alamıyorlar ve ölüyorlardı.

Ağaçlar, ekinler ve çiçeklerde ise durum başkaydı. Onların renkleri yok oluyordu. O yemişlerden yiyen canlılarda hastalanıyordu. Bu bitmek bilmeyen hastalığa ise çare bulunamıyordu.

Hastalık ise en çok çocuklara zarar veriyordu.

Canım çocuklara.

Oyunların peşinde koşuştururken terlemesi gereken, ayağı takıldığı için düşüp dizlerini çizmesi gereken çocuklara…

En büyük dertlerinin, o minik yaralar olması gereken çocuklara…

Hal böyle olunca, Bilgelik Ağacı kendi gövdesinden yapılan bütün kitaplara seslendi. Her bir ağaç aslında onun kolu bacağı sayılırdı. Saç teli sayılırdı. Kendi benliğinden birer parçaydı. Bu nedenle her zaman onları hissedebilirdi. Yeterince güç uygularsa, o ağaçlardan yapılan kitaplara hükmedebilirdi.

Sadece böyle zamanlarda emrederdi. Ve dedi ki, ‘Bulun! Çocukları, toprak ananın bağrına iten bu hastalığın çaresini bulun. Bütün bilgileri toplayın’

Öylede oldu. Masal kitaplar, simyaya karıştı. Simya bilime. Bilim Bilgelik Ağacına. Sonunda buldular.

Tek çare, her bir diyardan topraktı. O topraklar; zehrin, hastalığın kaynağına götürülecekti. Zehir bertaraf edilecekti.

Her bir diyardan…

Diyarlar ne de çoktu. Ama umutta o kadar çoktu. Her bir kuş kadar. Her bir canlı kadar. Kuşlara haber salındı. Arılara, kelebeklere.  Sineklere, uğur böceklerine. Yusufçuklara.

Kanatlı olan her varlığa.

Herkes şifalı gözyaşlarına sahip Anka Kuşu olmadan bu işin başarılamayacağına inanıyordu. Ona zamanında ulaşmak imkansızdı. Başka bir evrene kanat çırpmıştı. Onu mucize olarak görenler, tek çareyi onda görenler; isteksiz de olsa toprakları toplamak için yola koyuldular.

Bilgelik ağacı inanıyordu. Zamanında, zehrin aktığı delik kapatılacak, temiz sularda yıkanan çocuklar sağlıklarına kavuşacak, kahkahaları doğayı iyileştirecekti…

Gidenlerin hepsi geri döndü. İki toprak eksik kaldı. Kaf Dağı’ndan ve Kazdağlarından. Herkes çok yorulmuştu. Birini Hüma Kuşu getirdi. Diğerini Ağustos Böceği.  Zehir bertaraf edildi. Su, eski berraklığına kavuştu. Çocuklar iyileşti. Bilgelik Ağacı haklı çıktı.

***

Masal bu. Bu kadar. İnançsızlara rağmen mücadele etmekten öte de değil. Mücadele sonucunda, berrak suyu görmek, hareket etmek kadar kolay.

Azdan az, çoktan çok.

Bu satırların tamamı SMA TİP 1 hastası Ahmet Alp bebek için. Azdan az, çoktan çok. Anka Kuşu gibi bir mucizeye ihtiyacımız yok. Mucize her bir insan. Her bir canlı. Mucize, olağanüstü güçlere sahip bir Anka Kuşu değil. Mucize, umut dolu yürekleri uçan insanlar.

Ahmet Alp bebeğin şuan yardıma ihtiyacı var. Birazcık fedakarlığa ne dersiniz? Ağustos Böceği bile elini taşın altına koydu. Öğle yemeğini bir hafta evden getirseniz, termosa koyduğunuz çayla Kordona inseniz.

Birazcık fedakarlığa ne dersiniz?

Elbette, sağlık paralı olmamalı. Elbette senin göndereceğin birkaç lira çare değil. Ama bu koşullarda, bir bebeğe çare olabilirsiniz.

HAYAT yazıp, 1735’e göndererek 10 liralık katkı ile belki o mucizeler beklenen Anka Kuşu’nun tüylerinde birine dönüşebilirsiniz.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.