SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bilgelik Ağacının Kökleri (25.06.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 25.06.2021 09:43

Çalışmakta zorlandığımız şu günlerde Bilgelik Ağacı’nın da dediği gibi, “Vatanımın topraklarında, toprak kavrulursa korkun! Ağaçlar susuzluktan ölürse, korkun! Asla ulaşamadığım beyazın diyarı; kutuplar… Kutuplar erirse korkun! Kokun ve suçu kendinizde arayın. ‘Ben ne yaptım’ diye sorun kendinize. ‘Kime engel olmadım’ diye sorun…”

Bilgelik Ağacının bu sözleri aslında günümüz dünyası için çok kıymetli. Korkmalıyız. Ama sadece bu da değil. Korku dışında bir dünya… Korkuya karşı mücadele de etmeliyiz.

Bilgelik Ağacı her cihanda kök salmasıyla tanınmış, bu köklerin sonsuza kadar filizleneceği bilinen ölümsüz bir ağaç olarak asla kutuplara ulaşamamış. Karla kaplı, buzullarla kaplı olan o diyar, onun için oldukça soğukmuş. Köklerinin ulaşabileceği bir damla toprak bile yokmuş. Hiç gücenmemiş… Tipiye borana… Ama bilmiş; eğer bir gün orada filizlenebileceği bir toprak olursa, dünyanın sonu da geldiğini…

Bizlerin iklim değişikliği, küresel ısınma dediği coğrafi gerçek, gerçekleşmeden bin yıllar önce Bilgelik ağacının ön görüleri bunlarmış… Bu ön görüler, dünya tarihi açısından bir hayli kıymetli ve mühim… Ne farkındayız ne de farkında olmaya yakın…

Kutuplardaki karların tamamen eridiğini hayal edin… Soğuk iklim şartlarında yaşamlarını sürdüren binlerce canlının yaşamlarını kaybettiklerini… Doğanın kendi katliamını gerçekleştirdiğini hayal edin… Deniz sularının ısısı değiştiği için göç yollarının değiştiğini, deniz canlıların sıcak ve soğuk deniz karmaşasında bir bir su yüzünde gözükmeye başladıklarını… Denizin koca bir mezarlık olduğunu hayal edin… Daha alçak kara parçalarının sular altında kaldığını…. Oralarda yaşayan insanların boğularak can verdiğini, şanslı olanların teknelerle kurtulduğunu, koca bir tarihin su altında kaldığını düşünün… Belki binlerce yıl boyunca da sır gibi sular altında kaldığını… Kayıp kıta Mu gibi varlığı ve yokluğu üzerine tartışıldığını…

Düşünsenize kuşların göç yollarında bulunan adaların sular altında kaldığını ve kuşların yorgunluktan denizlere düştüğünü…

Doğanın ölümünü…

Korkmalıyız. Dünya can çekişiyor. Ama henüz vakitte var. Nedenlerini anlayıp, doğru analizler eşliğinde adımlarımızı atmamız için hala zaman var. Dönülmez hatalar gerçekleşmiş olsa da, zaman var. Eskisi gibi olmayabilir dünya. Ama her mevcut koşula uyumlu olduğu da bir gerçek. Uyum sağlaması bazen uzun sürse dahi… Bu bir gerçek.

Çöllerde kaktüsler nasıl susuz yaşıyorsa, çeltikler nasıl suda yüzüyorsa…

Kurtarılacak dünyanın yaşaması da o kadar mümkün…

Sadece isteyelim.

Sadece gönülden isteyelim.