SON DAKİKA
Hava Durumu

Bilgelik Ağacı Yanıyor /Kız kardeşlerimiz Yanıyor (03.08.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 03.08.2021 10:24

Bilgelik Ağacı, kökleri ile tüm dünyayı bir arada tutar. Toprak parçalarının bir arada durmasını sağlar. Kendi köklerinden, kendi tohumlarından başka ağaçlar filizlenir. Bambaşka meskenlerde, coğrafyalarda… Her bir ağacın bir diğeri ile bağı vardır. Ne zaman ki ağaçlar katledilir, yakılır ya da yıkılır; bu bağ ile her bir bitki bunu hisseder. Sevinci de neşeyi de, ölümü de kederi de…

Günlerdir Türkiye’nin bir çok ilinden gelen yangın haberlerini; mitolojideki bir diğer adı ile Hayat Ağacı derinliklerinde hissediyor. Yangının çıkış nedenine dair çok söz var ise de; bu sözlerin hiçbirinin doğada bir anlamı yok. Bilgelik Ağacı bu durumu şöyle açıklar; ‘Doğa için tek gerçek var. Yaşamı korumak. Yaşayanları korumak. Yaşamak için mücadele edenleri korumak. Doğada sözün bir anlamı yok davranışın anlamı var. Ne denenle olursa olsun; sabotaj, doğa katliamı, iklim krizi, ne derseniz deyin burada ilk olarak doğayı, bizi yani sizi korumanız gerekir. Ben artık ölüyorum. Bunca katliama karşı gövdem duramıyor. Dallarım kırık, köklerim cılız. Sadece doğayı incitmekle de kalmıyorsunuz; bizi anlamadığınız gibi kendinizi de anlamıyorsunuz. Kendi insanlarınızı öldürmeye, onları korumamaya devam ediyorsunuz. Sözün benim için hiçbir anlamı yok. Tek anlamlı şey; iyi için hareket etmek. Yaşam için mücadele etmek. İnsanlar arasında en sevdiğim çocuklar ve kadınları göz göre göre ateşe atıyorsunuz. Dünyanın dört bir yanından orman yangınları haberleri geliyor. Ve yine dünyanın dört bir yanından kadın yangınları haberleri geliyor. Şu ya da bu biçimde yangınlara karşı çıkmadıkça; iyi olamayacaksınız’

***

Kadın yangınları; dur denemeyen, denmeyen, denmek istenmeyen tüm cinayetlerdir. Tüm tacizler ve şiddetlerdir.

Bilgelik Ağacının Kökleri nasıl birbirine bağlı ise; dalları nasıl gökyüzünü, günü selamlarken birbirine sarılır ise; kadınlarda böyle bağlıdır birbirine.

Kız kardeşlerimizin saçları birbirine dolanmıştır. Kıvırcık, düz, dalgalı saçları; siyah, mavi, kızıl, turuncu saçları; kısa, uzun ya da kazıtılmış saçları, yemeni ile örtülmüş saçları ile birbirlerine bağlıdır. Her bir kadın cinayetinde; kadınlar yüreklerinde o acıyı hisseder.

Sanılanın aksine ne Ağaçların kökleri ne de kadınların bağları; olan yangınlarla birbirlerinden uzaklaşmazlar. Aksine birbirlerine daha güçlü sarılırlar.

Ama biz artık; kayıp verme korkusu ile sarılmak istemiyoruz. Dans ederek, gülerek sarılmak istiyoruz.

Kız kardeşlerimizden Azra Gülendam Haytaoğlu'nun yaşamının elinden zorla alındığı haberini aldık. Bir zorba, kendisine yaşam almayı hak görerek, kız kardeşimizi katletti.

Belki de İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi Azra, kadın hakları temelinde çalışma yürütecekti. Belki doğa üzerine belki siyaset belki spor.

Bir ses olacaktı. Yazacaktı. ‘Korkuyla sarılmak istemiyoruz’ diyecekti köşesinden.

Birkaç ay öncesinden de demişti aslında. Bugünü ne yazık ki ön görmüştü. Kadın cinayetine dur diyen bir kadının daha canı alındı. Sevgili Kız Kardeşimiz Azra, Sosyal medya hesabından; ‘adına sevgi dediğin bağnazlığın bir gün evimizden bi can alacak ve herkes gibi bizi de sonradan koruyacaklar her şey bittikten sonra kıymetli olacağız herkes gibi…’ sözlerini paylaşmıştı.

Sahi…

Her şey bittikten sonra mı kıymetli olacağız?

Kaç dalımız daha kırılacak?

İş görüşmesine gitmeye, sevgilimiz olmasına, yolda yürümeye, tatile çıkmaya, markete gitmeye, evlenmeye, kız çocuk sahibi olmaya, boşanmaya, kadın olmaya korkarak mı yaşayacağız?

Kadın haklarının, yaşam haklarından bağımsız olmadığının anlaşılmasını istiyoruz. Yaşam hakkı istiyoruz. İnsanca yaşam hakkı istiyoruz. Kadın haklarını koruyan, gerçekten koruyan yasalar; mevzuatlar istiyoruz.

İstanbul Sözleşmesi’ni istiyoruz.

Hatta İstanbul Sözleşmesi’nden daha da fazlasını…

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.