SON DAKİKA
Hava Durumu

Bilgelik Ağacı’nın Kökleri/HATIR VE KATIR (09.06.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 09.06.2021 09:41

Bir sofra kurulmuş. Dost meclisi toplana dursun, azdan az çokdan çok gelen azıklarla yemekler pişirilmiş. Kazan kazan.. Kepçe kepçe… Yemeğin iyisi kötüsü ayrılmasın diye gözleri ama bir insan kepeleri kazanlara daldırmış. Herkesin önüne miğdelerinin ağırlığınca yemek konmuş.

Dost meclisinde aslında önemi olmamalıymış. Kimin tabağında ne kadar yemiş ne kadar su var… Ama yine de her şey düşünülmüş. Eskinin deneyimi geleceğe ışık olması umuduyla, dostlar meclisine güneş ve ay da davet edilmiş. Dost meclisinin sofrası da, dünyanın en büyük ağacının altına kurulmuş. Bilgelik Apacının… Kimisi bunun bilerek yapıldığını kimisi tesadüf eseri olduğunu söylese de bir şey fark etmemiş.

Meclis’in üstünde dallar, altında köklerle başlanmış yemek yenmeye…

Büyük bardaklarda sular içilmiş. Meyvelerin suları konmuş kadehlere. Karınlar doymuş, toklar ağırlanmış.

Aralarında en yorgunları eşek ile katırmış. Eşek, çok yük taşımış. Katır çok taş taşımış.

Zaman gelmiş kahveye.

Sohbetin en koyusu burada başlayacakmış. Biraz daha ağır aksak olan katır hiç söze katılamamış. Yılkı atı tez canıyla konuşup durmuş. Keçiler gezdikleri anlatmış.

Ama katır konuşmamış.

Dostlar meclisinin sofrasına katır geldiğinde, ona ait bir yer yokmuş. O unutulmuş. Dostluktan düştüm diye düşünürken Bilgelik Apacı köklerinden güzel bir oturak yapmış. Dalları ve çiçekleri ile köklerini yumuşatmış. Eşşeğinde oturağı varmış ama kimse yumuşak olması gerektiğini düşünmemiş. Hemen ona da çiçeklerinden bir buket minder yapmış.

Kahvenin son yudumlarında Bilgelik Ağacı konuşmaya başlamış. O kadar gür çıkmış ki sesi. Son yudum için herkesin beklemesi gerekmiş.

Demiş ki, “Ey dost diye geçinenler, eşeği düşün mediniz mi? Yumuşak koltuklara minderlere laik görmediniz mi? Katıra sofra da yer bile açmadınız mı?’

Hemen araya koyunlar girmiş, “Eşek yük taşır. Nasırdır her yeri. Gerek olmaz dedik. Katır zaten yorgundur. Ya uğrar kaçar. Ya uğrar oturmaz. Zaten alışkındır”

O an Bilgelik Ağacı daha da gür bağırmış. “Ey dostlar meclisi diye geçinenler. Herkesin derdi kendine değil mi? O ister oturur. İster oturmaz. Dostluklar nicedir sizin dünyanızda? Saygı nerededir sizin dünyanızda? Dostluk nedir sizin yüreklerinizde?”

O kadar hiddetlenmiş ki Bilgelik ağacı bahar solmuş. Her şey taşlaşmış. Meclis dağılmış.

Bilgelik Ağacı o günden sonra kimseciklerle ses etmemiş. Kimseciklerle konuşmamış. Utancından ne katıra ne eşeğe ses edememiş. Ruhunu o büyük köklerden cılız dallara taşımış. Meclisteki kimse de kimseyle konuşmamış.

40 yıl geçmiş. Tam 40 yıl. Meclisin yeniden toplanma zamanında yine o sofraya gitmişler. Herkes bir umut birbirlerinden habersiz kendi ocaklarından eşyalarla gelmişler sofraya. Kuşlar minik dallarla oturak yapmış. Koyunlar yünlerinden kuşlara yuva. Herkes birbirine hediyeler vermiş. Katır kum taşımış eşekle beraber. Bilgelik ağacının kökleri için oturak hazırlamış. Kırgında değillermiş. Birden bahar gelmiş. 40 yılsonunda… Kahvelerin son yudumları hala sıcak ve tazecikmiş. Meclis yeniden doğmuş.

Ve anlamışlar ki dost kendini düşünmese de dostu düşünmedikten sonra dost olmanın neye faydası var???...

Böylece hatanın sonu doğrunun başlangıcında doğmuş bir söz.

Bir kahvenin 40 yıl hatırı var…

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.