SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bilgelik Ağacı’nın Kökleri (23.06.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 23.06.2021 09:43

Kalbur toz toprak iken, Samanlık yas olur iken,

Develer bekçi, keçiler gönle ilaç iken,

Ben bağda üzüm bekler, üzümler kararmaz iken,

Pamuk kediler beşikte sallanır, kuşlar onlara şarkı söyler iken…

Bir zamanlar Anka Kuşu, henüz Bilgelik Ağacının varlığından haberdar değil iken onu kimsenin anlamadığını düşünmeye başlamış. Kimsecikler onun kadar yaşlı değilmiş… Bedeni aslında çok gençmiş. Ama ruhu bir o kadar yaşlı. Zamanın evvelinden beri yaşamak çok acı vericiymiş. Karanlık ve aydınlığın ilk birbirlerinden ayrıldığı o andan beri yaşamak… O zamanlar kimse kendini anlamaz diye düşünürmüş. Çünkü evrendeki her şey yok olur. O tanık olur. Var olan her şey yok olur. O tanık olur. Toprak bile kaybolur.

Tanık olduklarından biri büyük kıtlıkmış. O kadar büyükmüş ki… Toprakta tek bir yeşil kalmamış. Kızılca kıtlığa birde tipi boran eklenmiş. Toprak mermer kadar soğuk olmuş. Ölenler dahi gömülememiş… Acısını asla unutamamış.

Zaman geçmiş bahar gelmiş. Zaman insanlara unutturmuş. Anka Kuşu da üzülmüş. Eğer insanlar unutursa, bir sonraki kıtlık alametlerini de göremezlermiş çünkü… Yaşamaya devam etmişler.

Anka Kuşu unutmamış.

Baharın en cıvıltılı zamanlarında, bir ırmak kenarında iki gencin gözlerini birbirine değmiş. O anda Eros, orada olamadığı için çok üzülmüş. Aşk doğmuş… Evrene yeni bir renk gelmiş…

Anka Kuşu kendi kendine demiş ki, ‘İnsanlar ne kadar da unutkan… Aşktan öte olmasa da bu vurdumduymazlıkları ya onları yeni kıtlıkta tamamen öldürürse?’

Zaman geçmiş. Bin yıllar geçmiş. Anka Kuşu o topraklara uzun süre ayak basmamış. Bir gün yakınlardan geçerken o iki aşığın ilk karşılaştıkları ırmağın yanında kalabalık bir topluluk görmüş. Dayanamamış…

İnsanlar şarkı söylüyorlarmış. Ağaç kavuklarından, kemiklerden, derilerden, kıllardan ve tüylerden yaptıkları enstrümanlar ve doğa da onlara eşlik ediyormuş. Şarkının başlangıcıymış.

Birden yüzüne bir soğukluk gelmiş… Kulağındaki müzik, onu o kıtlığın hemen öncesindeki ana götürmüş. Bu korkuymuş. Sonra kulağındaki müzik karnını acıktırmış. Bu üzüntüymüş, yansıması ise açlık. Müzik ölümü getirmiş… Ölüleri bile gömemedikleri o anı hatırlamış ve utanmış.  Öfkeyi yüreğinde hissederken şarkının sözleri ve melodisi Anka Kuşu’nun duygusuna eşlik etmiş. Sonra takvim yapraklarının bir bir düşüşünü izlemiş… Beklenti ve merak… Bahar melodileri eşliğinde baharın kokusu kulaklarına gelmiş… Sevinç…. Sonra dallar birbirine kavuşmuş. Baharın gelişi selamlanmış… Aşk ve huzur…

Anka Kuşu o an anlamış ki… Bütün bu sesler geçmişi asla unutmamış. Müzik bir bellekmiş…

Bilgelik Ağacı der ki, ‘Müzik doğanın, doğallığın bir yansımasıdır. Duygunun ve fikrin. Ortak bir bellektir. Aynı lisanı bilmeyenlerin 7 nota ile aynı şeyi hissedebilmelerinin bir yoludur… Müzik hayatın kendisidir. Acıyı, kederi, sevinci ve aşkı anlatmanın yolu…

7 nota 7 duygudur. Daima insanların yanında olacak olan…

Bazen bir ses duyulur ötelerden… Aynı anda insanların gözleri dolar… Bazense bir cıvıltı çıkar ortaya… Gülümser yüzler…’