SON DAKİKA
Hava Durumu

Bilgelik Ağacı’nın Kökleri (22.05.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 22.05.2021 13:14

Evrende ışığın rengi her bir diyarda bambaşkadır. Bazı diyarlarda sarı bazılarında ise beyazdır. Nar rengidir bazı coğrafyalarda. Bazılarında Bin Pınarlı İda Dağı2nın görkemli ağaçları gibi yeşildir. Adana Çukurova gibi pamuk gibi beyazdır. Altın gibi parlak sarı.

Her diyarın ışığı farklıdır. Kim neye ihtiyaç duyuyorsa o renktir. Umut hangi renk ise ışık da o renktir.

Bazılarında da karadır. Kömür karası. Zift gibi siyahtır.

1919 yılında da Anadolu’da siyahtı. Manda ve himaye altına alınmaya çalışılan insanlar için siyahtı. Siyah ışık umutsuzluk mudur?

Ne yapmalı sorusunu bile sordurmaz bazen. Hiçbir şey sordurmaz.

Siyah renkleri ve ışığı içine hapseder diyebilirsiniz. Ama ne benim için ne de Bilgelik Ağacı için asla böyle olmamıştır.

Siyahın asaleti büyüktür. Hor görülür ama hali nicedir. Hali dağlar, denizler kadar büyüktür.

1919 tarihinde de böyle idi.

Her şeyi içinde barındırdı. Mahpusluğu, idamı, acıyı, kederi, eski güzel günleri, savaşı ve barışı, kepenkleri, binlerce farklı insanı, onlarca farklı kültürü ve dili, yaşanmışlığı ve yaşanması hayal edilen hürriyeti…

1919 yılında her şeyi içinde barındırdı. O kara keder siyah.

Bilgelik Ağacı o renkte umut olduğunu biliyordu. Umudun rengi… Umudun renki Anadolu topraklarında siyahtı. Gecenin en ayaz saatinde, güneş herkes ve her şeyden uzak olduğunda.

Kara keder içinden bir rengi saldı. Anadolu’yu kaplayan umut rengi olan kara keder, kor rengini bıraktı. Takvimler 19 Mayıs 1919’a ulaştığında kıvılcımın rengini bıraktı. Kara keder hala umuttu. Her şeyi ve herkesi saran umudun kara keder rengi, Anadolu’da kederinde kederine koştu, umarsızca.

Ölüme rağmen, ölüm için, acıya rağmen, acı için… Ateşe yürüdü insanlar. Ayaklardan başlayarak bedeni saracak olan ateşe koştu insanlar…

Ateş kavurdu. Yaktı. Öldürdü. Bir parça ekmek kalmıştı heybede. Kırıntılardan doymayı Anadolu insanı kabullenemedi. Kara kederin rengine, umudun rengine koştu. Korun rengi ve kıvılcımın rengi birleşti, büyüdü ve kara keder hepsi ile yoldaş oldu. Yol arkadaşı.

Bilgelik Ağacının da bildiği gibi, ‘Umut daima vardır. Gerçekleşmeyecek olsa bile’

Ama gerçekleşecekti. İnsanlar geçmişi sırtladı çünkü. İnandılar. Korksalar da inandılar. Yansalar da inandılar. Toprak ananın bağrında sonsuz uykularına dalma ihtimallerine rağmen inandılar.

Çanakkale’den İstanbul’a Trakya’dan Hakkari’ye Artvin’den Hatay’a, Adana’dan Sinop’a ulaşan bu toprakları anlayın Anadolu dediğimde. Bu topraklar bu şekilde üzerlerinden manda ve himayeyi attı. Kolay olmadı. Kolay olmazdı.

Bilgelik Ağacı da biliyordu. En acıda, en kederde bile umut vardır. En çok da orada vardır. En ihtiyaç lan belki acı ve kederdir. Çünkü o zaman kaybedecek başka hiçbir şeyi olmaz insanın. Canlarından başka.

Kaybedecek bir şeyin yoksa da kazanacağın gelecek için savaşırsın. Kaybedecekleri ne vardı? Kazanacakları ne vardı? Kazandıkları topraklarda nefes alıyoruz.

Kazanacağımız ne var? Koca bir gelecek. Hür ve özgür bir gelecek.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.