SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bilgelik Ağacı’nın Kökleri (12.06.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 12.06.2021 10:46

Zamanın birinde, gönüllerin derinlerinde, sevdalılar aşk derdinde iken,

Siz beşiklerde, kuşlar yuvalarda, köpekler tarlarda koşturur iken,

Güzelinde güzeli, canın da canını aranır iken,

Güzel için can, can için gönül kırılırdı…

Tekerlemenin acısı, tekerlemenin derdini de anlatmak Bilgelik Ağacına düştü. Bilgelik Ağacı büyük yaralara tanık oldu. İnsanların kıyafetlerinin sadece bedeni korumak için değil, gönlü doyurmak  için olduğu zamanlardı.

Kıyafet ne kadar zahmetli ve ender ise o kadar kıymetli,

Ne kadar renkli ve el emeği ise o kadar ihtişamlıydı…

Zaman geçti. Bilgelik Ağacı bu kıyafetlerin nelerden nasıl yapıldığını izledi durdu.

İzlerken acı çekti. Kedere boğuldu. En güzel canlılar en acı şekilde can veriyordu. ‘Ben sebep oldum’ diye düşündü…

Daha eski zamanlardan birinde güneşin henüz çok parlamadığı anlardan birinde ay ışığı öyle güzel vurmuştu ki bedenine… O anda ay ışığı vuran gövdesinden bir tohum, karanlıkta kalan gövdesinden başka bir tohum toprağa düşü vermişti.

Filizlenen o iki tohum beyaz ve kara renkli yemişleri olan ağaçlara dönüşmüştü… Bu dönüşüm muazzamdı…

Zaman geçmiş, başka yaşamlar gelmişti o ağacın dalları arasına… Yaşam ne kadar hızlı ise ölümde o kadar hızlı idi.

Günlerin arkasından gelen ölüm, ağacın yapraklarından karnını doyuran mucizevi varlıkların üzerine çökmüştü…

Ağaç dut ağacı idi.

Varlıklar ise ipek böcekleri…

İpek böcekleri gelmiş, o ağaçlardan yemekler yemişlerdi. Döngüleri dünyaları öyle başkaydı ki… Kısacık zamanda geçirdikleri metamorfoz insanlar için neredeyse hiçbir anlam ifade etmez hale gelmişti.

Bazı eski insanlar, ipek böceğine kıyamaz; onları kutsar ve ipeklerini ardı sıra alırlardı. Bazı insanlarda acımasızca…

Bilgelik Ağacı, bu acımasızlığa katlanamaz hale gelmişti. Eğer ki dut ağaçları olmasa, bu güzel varlıklar asla görünür olmayacaktı belki de…

Ağlar ören minik canlılar, kendilerini ipekten bir koza içinde hapsediyorlardı. Bu koza onları koruyor ve gelişimleri sürüyordu. İpek böcekleri ince, uzun ve boğumlulardı… Minicik ayakları vardı. Bu minik ayaklar sayesinde tutunur, dallar arasında en görkemli yaprakları bulurlardı…

İnsanlar bu dallar arasında gezen ipek böceklerini toplar ve ipek elde ederlerdi… Ama bir zulüm ile… Ama bir acı ile… Ama bir katliam ile… Bilgelik Ağacı böyle derdi…

Binlerce ipek böceği kaynayan kazanlara atılır ve metamorfoz geçirmesi engellenirdi. Sadece bir kısım ipek böceği ayrılırdı… Ki kelebek olsun ve çoğalsın… Yeni kaynayan kazanlar için yeni yavrular doğsun…

Bilgelik Ağacı da bunun acısına dayanamazdı. Bir rivayete göre dalları arasında en sevdiği varlıklardı… İpek böcekleri…

Bilgelik Ağacı dedi ki, ‘Başka bir dünya mümkün… Başka bir yaşam mümkün… Daha zor gibi gelmesin… Sadece yol uzun…’