SON DAKİKA
Hava Durumu

Bilgelik Ağacı’nın Dili (02.06.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 02.06.2021 09:41

Canlılar arasında bağın ilk kanalı iletişimdi. Farkı yöntemleri vardı. Farklı tarzları… ama hepsinin ortak bir amacı vardı. Amaç anlatmaktı.

Bir hissi, bir olayı, bir dünyayı, bir fikri… Ama anlatmak ve anlamak gerekiyordu.

Her anlatılanın da bir dili vardı, anlatanın da… Her şeyi sözle anlatamazsınız mesela. Ya da sesle, yazıyla… Bazı anlatılacak şeyler resimle ya da müzikle anlatılabilir. Bazıları ise sessizlikle…

Bilgelik Ağacı renklerle kendini anlatıyordu. O ilk kök verdiği koca gövdeden gökyüzüne ve yeryüzüne uzanan dallar ve köklerin eriştiği her coğrafyada da farklı bir lisan konuşuyordu.

Ama ortak şey hep renklerdi.

Çiçeklerinin renkleri duygularını anlatıyordu. Duygularına, hislerine göre çiçeklerinin şekli değişiyor ve renkleri belirginleşiyordu.

Kendisine bir şey danışıldığı zaman ise rüzgarın da yardımıyla çıkarttığı ses anlatıyordu. Çok lisanı vardı. Ama bazense hiç… Bir keresinde Anka Kuşu’na kırılmıştı. Ve bir daha konuşmamıştı o yanına geldiğinde. Tek bir dalında bir yaprak kalmamış, içek açmamıştı.

Bilgelik Ağacının dili lisanı da insanlardaki gibiydi yani. Sessizlikle çok şey anlatabilirdi. İnsanlarda anlatırdı. Ama dil dediğimiz, kelimelerden oluşan dil dediğimizin içinde başka bir şey vardı. Kelimeler… Kelimelerin aktarılması, yazı…

Dillere çevrilmeler…

Her dildeki anlam kayıpları…

Aynısını Bilgelik Ağacı da yapıyordu. Anka Kuşu’na bir yaprak gönderiyordu. Yeşil yaprak gidene dek soluyordu.  Ya da araya başka etkenler giriyordu, yağmur gibi. Yaprağın rengi değişiyordu.

Birde insanlarda bu etkenler çok daha fazla oluyordu. Hoş… Bilgelik Ağacı biliyordu da bu etkenleri. İnsanlar satırları yazarken, satır aralarını da aslında boş bırakmıyordu.

Yazılar aslında eski zamanlarda çok iyi bir lisandı. Duygular, fikirler aktarıldı. Yine satır araları olurdu. Ama iyi analizler bu işi çözerdi.

Ama şimdi ki dünya da satır araları çok kötüydü. Doğru bilgiye, bilgiler deryasında, bilgiler çöplüğünde ulaşmak hiç de kolay değildi.

İnsanların yeni yüzyılda buldukları elektronik aletlerde çok fazla saçma şey vardı. Yeni yüzyılda, Bilgelik Ağacı’nın Anka Kuşu’na göre daha hızlı kavradığı bir şeydi.

Yalan deryasının bu elektronik cihazlarda git gide büyüdüğünü de biliyordu. Asallar ve romanlar azalıyor bu yeni elektronik aletlerde yeni lisanlar türüyordu. Görüntülü ve sesli bir düzlemde hapsediliyordu. Hem de kaydedilmeyecek kadar kötü olanlar bile…

Bilgelik Ağacı bu yeni lisanı doğru konuşmayı ve okumayı pek az insanın bildiğinin de farkındaydı. Bunu pek az insan öğrenebilmişti. Pek az insan doğru okuyor ve bilgiye ulaşabiliyordu.

Hangi haber doğru? Hangi haber gerçek? Hangisi yalan? Binlerce soru vardı. Ama sadece sözcükler değil, resimlerle de başka bir evren çıkıyordu.

Bilgelik ağacı der ki, ‘Yeni lisanı iyi anlamalı, iyi bilmeli, iyi fark etmeli… İyi okumalı ve analiz etmeli… Kirin içindeki renkleri başka türlü ayıklayamazsın’

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.