SON DAKİKA
Hava Durumu

Anka’nın Son Günü (17.05.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 17.05.2021 12:31

Bazı zamanlar geçmiş ve geleceğin tam arasında değildir. İnsan ‘An’ dediğimizi yaşar aslında. Geçmişin öfkesi, neşesi çok derinlerde geleceğin umudu ve ışığı ise çok uzaktadır.

Bazıları için bu duygu çok yok gibi gelir insanlara.

Hayali bir alemin kuşu için mesela. Anka Kuşu için. Her şeyin tam ortasında doğan mucizevi yaratık için böyle değildir. Karanlığın ve aydınlığın tam ortasında doğan, varlığın da ötesinde gözlerini evrene açan kuşun…

Ve o ilk doğumu sonsuza kadar sürecek yaşamının ilk anıdır. İlk doğum. Zamanla yaşlanacak olsa da o ilk asla unutulmaz onun için. Biz insanlar onu bir masal olarak görürüz. Ama Anka Kuşu gerçektir.

Tek gerçek değildir. Ama en gerçek olan o’dur. Ağaçların, suyun ve toprağın, gezegenlerin ve aşkın saygısını kazanmıştır. Yaşamın adaletsizliği, acımasızlığı, kederi, insanların birbirlerine olan öfkesi, ölüm ve savaşlar, hastalık ve kıtlıklar yüreğine dolar. Yüreğini yorar. Gönlündeki kor ateş uyanır.

Kor ateşi iliklerinde hissetmeye başladığında her şeyden ve herkesten uzaklaşır. Kaçar ve güvenli bir yere gider. Genellikle Bin Pınarlı İda Dağı’nın eteklerinde ki mağaralardan birinde yüreğinin korluğu ile dinlenmeye başlar. Dünya yükü her ağır geldiğinde saklanır. Birazda insanlar gibidir. Aynı bizim gibi yüreğimizin zor taşıdığı yüklerde güvenli bir liman aramamız gibi…

Anka Kuşu dinlenmeye başladığında düşünceler onu rahat bırakmaz. Yüreğindeki kor alev olup onu yakarak öldürür. Alev sönmeye başladığında ise küller belirmeye başlar. Küllerin arasında biraz bekler. İncecik ama demir kadar sert mermer kadar soğuk yumurtası içinde.

O soğuk yumurta sadece değecek bir şey hissettiğinde yeniden uyanır. Ve Anka Kuşu küllerinden yeniden doğar. Her coğrafya da başka ismi olan  Anka Kuşu için yaşamaya, yeniden doğmaya değecek bir şey gereklidir.

Bazen yaşam için mücadele, haksızlığa karşı geliş bazen çocuk gülüşü ya da kadınların kahkahaları, bazen bir su şırıltısı, bazen bir heyelan bazen rüzgarın sesi.

Rivayete göre, yeryüzünde Anka Kuşu görülmediği çağlar aslında onun iyiyi ve iyi için mücadele etme isteğini hissetmediği zamanlara tekabül eder. Anka Kuşu’nun yüzdüğü sularda, ayak bastığı topraklarda yetişen bitkilerle onun özünün de insanlara geçtiği söylenir. Herkesin içinde bir Anka Kuşu olduğu…

Bugün yeni bir gün. Topraklarımızda yeniden dükkânlar kepenklerini yavaş yavaş açmaya başlayacak. Hem ekmek parası hem hastalığın topraklarda dinginleşmesini umut edeceğiz. Bizim yeniliğimiz bu olacak. İçimizdeki Anka Kuşu sayesinde, daha iyi yaşamak için umudumuz bizi canlandıracak. Ya da Anka Kuşu gibi bizi kabuğumuzdan çıkartacak olan sesi beklemeye devam edeceğiz.

Söylenceye göre de Anka Kuşu’da bir süre dinlenmek için mağarasına gitti. Alev oldu, yandı. Küllerinden yeniden doğmak için sessizliğine ses verecek birini bekliyor… Onun ömrü için kısa bir veda..

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.