SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Anka’nın Kız Kardeşleri

Yazının Giriş Tarihi: 08.03.2021 16:47

Anka Kuşu, dünya gezegenin bu satırlarını hemen hisseder ve göğe yükselirdi. Her sene hiç kaçırmazdı bu tarih satırlarını.

Dünya gezegeninde gündüzleri o kadar telaşlı olurdu bu tarihler. Ama geceleri… Kadınlar susardı. Geçmişlerini, asla görmedikleri kız kardeşlerini düşünürlerdi.

Rüyalarında düş köprüleri kurulurdu. Bu köprülerin her biri, tüm dünyadaki kadınların sevgileri, fikirleri ve duyguları arasında dolaşan bir bağ idi. Bu bağ, görünmezdi. Bu mevsimde kadınlar sabahları çok çalışır, öğlen ve akşamları çok çalışır, geceleri susardı.

Zorbalık gören her kadının, öldürülen, tacize uğrayan, tecavüze uğrayan, iş yerinde mobbinge uğrayan, emeğinin hakkı ödenmeyen, sadece giydiği kıyafet yüzünde hor görülen, sevgilileri ve eşleri tarafından duygusal ve fiziksel şiddete uğrayan, aile baskısı ve mahalle kıskacında yaşamlarını sürdüren, dini ve mezhebi nedeniyle ötekileştirilen, okutulmayan, zorla çocuk yaşta evlendirilen, sözü ve sesi kesilen, işkence edilen tüm kadınların sessiz çığlığı idi.

O gece tüm kadınlar susardı. Düşlerinde, milyonlarca, milyarlarca dillerini, dinlerini, kimliklerini, renklerini, isimlerini bilmedikleri kız kardeşleriyle hayal köprülerinde buluşurlardı. Bu hayal bağları ve kız kardeşlik köprülerinin nasılda parlak, güçlü, eşsiz ve mücadele dolu olduğunu Anka Kuşu bilir ve kadınları gökte onları izlerken gücü yettiğince korurdu.

Sessiz gecenin sabahında, kadınlar o sonsuz suskunluklarını, öldürülen ve canı yanan tüm kadınların sesi olurlardı. Bir gün öncesinde sanki durağanlıkları bambaşka bir hal alırdı. Evlerinden birer ikişer buluşarak meydanlarda toplanırlardı. Siyasi partileri, isimleri, dış görünüşleri, renkleri, mezhepleri arasında bir benzerlik aramaksızın, tüm kadınları kız kardeşleri için bir araya gelirlerdi.

Kimisi iş yerinde toplanır, kimisi meydanlarda… Kimisi topluluklarıyla birlikte…

Medyayı çağırarak haklı mücadelelerini, taleplerini haykırır dünyaya duyurmaya çalışırdı. Basın zaten dünden azıydı, kadınların yanına gitmeye…

O bir gece önceki sessiz çığlık, alev olurdu. Ateş olurdu. Öldürülen her bir kadın için, ‘KADIN CİNAYETLERİ SON BULSUN’ denirdi. ‘EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET’, ‘KADINLAR İŞE, ÇOCUKLAR KREŞE’, ‘EMEĞİMİZ, KİMLİĞİMİZ, BEDENİMİZ BİZİMDİR’ denirdi. En çok da kız kardeşlerinin öldürülmelerine, karşı, ‘KADIN CİNAYETLERİ SON BULSUN’ denirdi.

Kadınlar, yılın her günü, her anı; barış, adalet, eşitlik, birlik ve beraberlik, dayanışma, özgürlük ister. Sadece 8 Mart günü taçlandırır.

Söylenceye göre, tarihin en derinliklerinden gelen Anka Kuşu, şunu sorgular, ‘Bir kutlamamı? Bir yas mı?’ Anka Kuşu, cevabını bilir. Her ikisi de…

Rivayete göre, Anka Kuşu rüyasında bir gün şu düşü görmüş. Yaşam dolu dünya gezegeninde insanların tamamen eşit ve mutlu oldukları, kadınların üzülmedikleri, çocukların sadece çok sevildikleri ve değer gördükleri bir zaman… Unutmayın ki Anka Kuşu’nun düşleri daima gerçek olur.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun…

Kirpiğiniz yere düşmesin…