SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Anka'nın Kız Kardeşleri 3

Yazının Giriş Tarihi: 14.03.2021 14:17

 Gözle görülemeyen, kulakla işitilemeyen, kavranamayan bir bağı bulunan Bilgelik Ağacı vardı. Anka Kuşu’nun ruh eşi, ruh ikiziydi.

Ama yine de bir eksiklik hissediyordu. Kardeşlik gibi bir duygunun yalnızlığı. Bilgelik Ağacı da aynı duygudan mustaripti.

Sonra bir gün, Bilgelik ağacının köklerinden birinin yanına oturdu Anka Kuşu. Köklerinden yeniden filizlenen Bilgeliğin dalları, ona gölge yapacak kadar büyümüştü. Sohbet etmeye başladılar. Şarkılar söylediler. Sonra ırmağın yanına birkaç tane kız kardeş geldi. Bu kardeşler, birbirlerine destek oluyor, kıyafetlerini birlikte yıkıyorlar, birlikte ağaçların dallarına asıyorlardı.

Anka Kuşu, o hep çok sevdiği kadınlarla arasındaki bağı anlamıştı. Onlar, Anka Kuşu’nun kız kardeşleriydi. Henüz nasıl bir bağları olduğunu, kız kardeşliğin tanımını yapamıyordu. Ama belliydi.   

Bilgelik ağacı, dallarına not etmeye başladı.

O kız kardeşlerle karşılaştıkları yerdeki dalları kız kardeşlik dalları oldu. Anka’nın Kız Kardeşlerinin her bir için bir yaprağı oldu. Her biri sonsuz yaşamda simgeleşen isimlere dönüştü.

Tarih eskidikçe, bu yapraklar yeşil kalmaya devam edecekti. Ama sonra, kadına zulmetmeye, Anka’nın kız kardeşlerine şiddet uygulamaya, onların sırtlarından fazla para kazanmaya başladılar. Annelere süt izni vermediler, işten çıkarttılar. Kadınlar erkeklerden daha çok çalıştı, ama onlardan daha az kazandı. Anka’nın kız kardeşleri okula gönderilmedi. İş yerleri onlara zulmeden işkence haline döndü. Taciz ve tecavüze uğrayan kadınların yüreklerinden acı silinmedi. Eşleri, akrabaları, yakınları tarafından ‘namus’ gibi yalan söylemlerle katledildiler. Nerede dur demek isteseler önlerinde barikatlar kuruldu.

Bilgelik Ağacının dallarında yazan o kız kardeşlerin isimleri de kanamaya başladı. Bilgeliğin dalları yaralandı. Kanadı. Hastalandı. Çürüdü. O kadar acı çekti ki…

Anka Kuşu da her zulmeden kadından sonra tüylerini kaybediyordu. Zulmünün arttığı bir dönemde, en sevdiği ışığın rengini bir daha görmemek üzere kaybetmişti.

Anka’nın tesellisi Bilgelik Ağacına kalmıştı. Her bir kadına zulüm edildiğinde solan ama dökülmeyen o yaralı yapraklar Bilgelik Ağacının canını yakmamaya başlamıştı. Çünkü aynı zamanda başka yapraklar da çıkıyordu dallarından…

Söylenceye göre, yeni yaprakların bazılar hatta büyük bir kısmı başka renktedir. Bir araya gelip haksızlığa karşı ses çıkartan kadınlar, o yaprakların rengini değiştirebilecek kadar kudretlidir.

Rivayete göre Anka Kuşu ve Bilgelik Ağacı tüm yaprakların renklendiği günü beklemektedir. Tüm kadınların artık yeter dediği günü. Tüm canlılarla eşit yaşamın ilk adımlarının atıldığı günü…