SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ANKA'NIN AMACI / zeytin

Yazının Giriş Tarihi: 08.02.2021 09:51

Ama dünya gezegeninin nasıl bir araya geldiğini, nasıl olduğunu adını dahi unutsa unutmayacağını biliyordu.

Dünya gezegeninin her karışını ayrı ayrı seviyor, değer veriyordu.

Bu değerini katlayan yerlerden birisi de Akdeniz kıyılarıydı.

Nasıl kendisi için bambaşka kara parçalarında çeşitli hikayeler yazılmışsa, Akdeniz kıyılarında yetişen bir ağaca da benzer şekilde methiyeler dizilmişti.

Bazı methiyelerde Athena'nın adı geçerdi.

Bu ağaç kendisi gibi kadim olan 'zeytinağacı' idi.

Bin şifalar dağıtılan bu kutsal ağacın nasıl ortaya çıktığını anlatan binlerce masal vardı. İsmi değişiyor, görevi değişiyor ama ‘zeytinağacı’ daima orada oluyordu.

Yaşından Afrodit’in güzellik sırları akıyordu, Lokman Hekimin şifası.

Zeytin Eski Ahit’ten Nuh’a, Firavun Tutankamon'un başındaki zeytin yapraklarıyla örülü tacından Solon Kanunları’na, Roma’dan Anadolu’ya ve kutsal kitaplara…

Zeytinin sırrı, adı, şifası, güzelliği, destanı coğrafyalarda ağaçlara yankı olmuş.

Hatta efsaneye göre Kaf Dağı’nın ardındaki ‘Bilgelik Ağacı’ zeytinağaçlarının ilki. Yağmur damlalarına sarılan o güzel güneş ışınlarının doğurduğu gökkuşağının ilk dokunduğu toprak parçasında doğan Bilgelik Ağacı, ilk kutsal ağaç olduğu bilinir. Ve bu ağacın tohumlarından bir tanesi ‘zeytinağacı’na dönüşmüş ve ağaçların kraliçesi olmuştur.

Anka Kuşu bütün bu süreci binlerce yıl anlatabilecek masalsı dile sahipti. Ama gerekmiyordu. Zeytin’in kendisi ağaçların en kutsalı olarak bu masalı anlatıyordu. Öyle ki tüm dünyada hakim olmuştu zeytin kültürü.

Zeytinyağı insana şifaydı. Zeytin de insanın ruhuna.

İnsanın bedeninin iyileşmesi, yaralarının kapanması, cildinin güzelleşerek ışıldaması, insanın bedeni ile barışması anlamına geliyordu.

Zeytinyağından aydınlanma hem geceleri insanlara kolaylık sağlıyor hem de karanlık düşüncelerden bu gaz lambaları sayesinde arınıyorlardı. Kendi iç dünyalarıyla barışıyorlardı.

Zeytinden yapılan sabunlar, ellerindeki kirleri uzaklara götürdükleri gibi içlerindeki kindarlığı da söküp atıyordu.

Söylenceye göre bu nedenle zeytin dalı masallarda, mitolojiler de kendisini ‘barış’la özdeş bulmuş. Fiziksel yararı, evrensel bir yarara, aydınlanmaya ve barışa dönüşmüş.

Rivayete göre, Anka Kuşu’u nasıl karanlık ve aydınlığın tam ortasında doğarak her ikisini oluşturan yani evrenin tüm renklerini içinde barındıran bir alevden doğdu ise, ‘zeytinağacı’da aynı şekilde doğdu. Anka Kuşu kanatlarıyla dünya gezegenini sararken, Zeytinağacı kökleriyle dünya gezegeninin topraklarını bir arada tuttu. Zeytinağacı kökleriyle İkisi de sonsuza kadar evreni ve canlıları kötüye karşı korumak, barışı ve sevgiyi mümkün kılmak için çalışacak.