SON DAKİKA
Hava Durumu

ANKA'NIN AMACI / Ex Libris Kitapevi

Yazının Giriş Tarihi: 07.02.2021 13:19

Anka Kuşu’nun doğumu gibiydi. Karanlık ve aydınlığın tam sınırında, her renk ve her duygunun sınırında doğan Anka Kuşu gibiydi. Topraktan başını ilk çıkarttığı anda Anka Kuşu onu hissetmişti. Hemen o topraklara gitmişti. En hızlı uçuşunu yapmasına rağmen gittiğinde o filiz insan boyuna ulaşmış bir ağaç olmuştu. Kaf Dağı’nına ardındaki o güzel ülke topraklarındaki gizemli ağaç, toprağın ve güneş ışınlarının sınırında, aynı Anka Kuşu’nun gözlerini açtığı gibi evrende yaşam bulmuştu. Rivayet o dur ki, aslında Anka Kuşu gibi o ilk anda doğması gereken bu ağacı oluşturacak ışıklar, karanlıklar ve duygular o sıra da birbirlerine denk gelememiş, ancak yüz bin yıllar sonra Kaf Dağı’nda denk gelebilmişti. Bir damla bulutlardan ayrılmış, güneş yağmurun o minicik damlasına sarılmış, havada süzülen damladan gökkuşağı doğmuş ve 7 rengin toprakla buluştuğu o noktada filizlenmeye başlamıştı.

4 element ve duygular o kadar güzel bir araya gelmişti ki orada doğumdan ötesi düşünülemezdi. Kutsal doğumdan doğan o güzelliğe yıllar sonra tanrıçalar, tanrılar, insanlar ve kuşlar ‘Bilgelik Ağacı’ diyeceklerdi. Anka Kuşu artık yalnız değildi.

***

Gerçeğin masalı o kadar güzel bir araya gelmişti ki… Bilgelik ağacının tohumlarını dünyanın dört bir yanına Anka Kuşu taşımalıydı. Her bir ağaç türüne tohumlardan bıraktı. Ağaçların görüntüsü farklı olsa da, verdikleri yemişler ve kokuları bam başka olsa da ‘Bilgelik Ağacı’nın varyasyonları olarak gezegeni sarıp sarmaladılar. Bazıları çam oldu, bazıları sazlık… ‘Bilgelik Ağacı’ kökleri sayesinde her şeyi duyar ve bilir hale gelmişti.

***

Anka Kuşu’nun mitleri ve masallarının günümüze dek uzanmasını da o sağladığı bilinir. Bilgelik Ağacının tohumları sayesinde ilk papirüs sazlıklarından ilk kağıtlar çıktı. Taşları, kil tabletleri, keten bezlerini ve ceylan derilerini kanırtarak yazılan hikayeler bu ilk kağıtlar sayesinde daha kolay geleceğe taşınmaya başlandı. Tohumlar hiç durmadı. Gittikleri yerde kodekslere dönüştüler. Ağaç kabuklarından, bazı bitki kabuklarına, papirüs ve parşömenlerden kağıda dönüştü. Kitaplar ortaya çıktı. Tarihin, bilimin, eleştirin, tartışmanın, sanatın, sporun, kültürün koruyucusu kitaplar çıktı ortaya. Ve bu sayede Anka Kuşu’nun insanların ellerinden, fikirlerinden ortaya çıkan yenidünyalar kalıcılığını korudu. Masallar gelecek kuşaklara taşındı. Söylenen her sözün kanıtı oldu.

Söylenceye göre Anka Kuşu için kitapların önemi evrenin öneminden daha güçlüdür. Bilinen ve bilinmeyen gerçekliği soran, yazan çizen, sanatı kültürü gelecek kuşaklara yazan herkes ve kitapları koruyan her yeri kutsamıştır. Kütüphaneler ve kitapçılar sadece şimdi için değil, gelecek için de çok kıymetlidir. Okumak dünyayı değiştirecekti. Bilgelik Ağacının tohumları yemek ancak kitapları okumakla mümkün olacaktır.

O nedenledir ki yeni yazılan rivayete göre, kitaba yardım etmeli, kütüphanelere, kitapçılara ve kitapevlerine… İzmir’de yaşanan sel felaketinden sonra Ex libris Kitapevi, Bilgelik Ağacı’nın tohumlarını taşıyan kitaplarını suların akıntısına kaptırdı. 19 bine yakın kitabı okunamaz hale geldi. Sahaf Emre Koca’nın Bilgelik Ağacı’nın meyvelerini okuyucuyla buluşturduğu Ex libris Kitapevi’ni yeniden eski günlerine kavuşması için 4 elementi tekrar bir araya getirme sırası bizde. Kim bilir. Belki İzmir’de Türkiye’nin dört bir yanından gelen tohumlar sayesinde bu sefer Dayanışma Ağacı doğar. Anka Kuşu, doğacak yeni ağacı kutsamak için sizlerin kitaplarını Ex libris Kitapevinde sabırsızlıkla beklemekte.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.