SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Yardımlaşma ve Dayanışma

Yazının Giriş Tarihi: 21.01.2021 10:23

Rüzgar öyle bir esmişti ki, ağaçların yemiş veren o narin dalları kırılmış, dallarda çiçekler bile açmamıştı.

İnsanlar evlerinden çıkamaz hale gelmişlerdi. Sokaklar, bin yıllar evvelinden terk edilmiş gibi gözükmüş, tüm renkler solmuştu.

Ara ara gözüken ay ve güneşin renkleri bile griye çalmıştı.

4 mevsim dimdik yeşilleriyle boy gösteren çam ağaçları bile, ezilip bükülmüş, hikayemizin anlattığı kara parçası var olan bütün canını neredeyse kaybetmişti.

Kıtlıkla beraber hayvan ölümleri başlamış, yeni doğan buzağılar, oğlaklar mevsime yenik düşmüş, bahar bahçelerinde oynayamadan gözlerini hayatın esrarengiz ışığına kapatmışlardı.

Günler bitmek bilmiyordu. Ne geceydi. Ne de gündüz.

Zaman geçmiyordu ama sanki bin yıllardır süren kış, birde hastalıkları peşinde getiriyordu.

Hastalıktan hem hayvanlar ölüyor hem de insanlar yok oluyorlardı.

Ölenleri gömmek günler sürüyordu. Taşa mermere dönen topraklara kazma kürek işlemiyordu.

Her evde birkaç ürün kalmıştı yemek için.

Kara kışın haberi çok geç gitmişti Anka Kuşu’na. Haberci kuşları Anka Kuşu’na ulaşmak için mücadele ederken gökyüzünde son kez kanatlarını çırpıyorlardı. Ölüm onlarında peşindeydi.

Anka Kuşu, günler haftalar sonunda öğrendi. Hemen kıtlığın kentine doğru uçmaya başladı. Kanat çırpışlarında büyük bir korku olduğu çok belliydi.

Kıtlığın kentinin yok olduğunu düşünmeye başladı.

Anka Kuşu gözyaşlarına hakim olamamış, kıtlık köyüne ulaşmak için kullandığı yolda gözyaşları toprağı ıslatmış ve bu topraklar zamanla ırmağa dönüşmüş.

Kıtlık köyüne ulaştığında köy yeniden kuruluyormuş. Gönlü güzel bir köylü son patatesini komşuya götürmüş. Çocuklar doysun diye. Geri eve döndüğünde patates orada duruyormuş. Sonra onu başka bir komşuya götürmüş. Eve tekrar döndüğünde iki patates görmüş.  Bu böyle sürüp gitmiş. Ne zaman bir köylü bir başkasına yardım etse mutfağı bereketlenmiş. Kim bir başkasına şifalı bitkileri götürse, evine Lokman Hekim eli değmiş.

Söylenceye göre o köyün adı Birlik Köyü olmuş.

Rivayete göre, Anka Kuşu’nun gözyaşları ondan önce köye ulaşmış. Gözyaşlarının bu hikayedeki mucizevi yanı çoğaltmakmış. Az olanı ya da fazla olanı değil. Paylaşmayı, yardımlaşmayı, birlikte olmayı çoğaltmış. Dünya gezegeninde varlığın sürdürülebilmesi için en gerekli olan şeylerin, yemekten içmekten fazlası olduğunu kavramış.

Dayanışma, paylaşma, yardımlaşmayla…

İlham Alınan Haber İçin,

Sosyal Belediyecilik Böyle Emrediyor !