SON DAKİKA
Hava Durumu

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Tüylerden fırçalar

Yazının Giriş Tarihi: 14.04.2021 15:46

Eskinin hasreti de içinde hep bir yara idi. Geçmişi özler, o zamanlar dinlediği şarkıları tekrar duymak ister, yemeklerin lezzetini yeniden tatmak ister, konuşmaları, hikayeleri, masalları dinlemek isterdi.

Ölümsüz hayatında geçmiş zamana dair sohbet edebileceği pek kimseler de yoktu. Yıldızlar çok uzak, ay ve güneş zamansızdı. Biricik sevdiceği Bilgelik Ağacı ise Kaf Dağı’nın ardındaki ülkede hüküm süren güzelliklerin kalbi idi. Dünya gezegenindeki canlıların, özellikle de insanların yaşayış biçimleri hakkında çok bir bilgisi yoktu.

Anka Kuşu, insanlarla olan bağından dolayı çok mutsuzdu. Ne onlarla olan bitenleri paylaşabileceği canlılar vardı ne de onların seslerinin hala yankılandığı yerler.

Yeni insanları da çok seviyordu. Ama onlar da bir gün yok olup gidecekti.

İçini acı kapladı.

O ilk dostluklar kurduğu insanların haneleri üzerine toprak örtü olmuş, o toprağında üzerine başka insanlar ev kurmuş, ocak yakmıştı. Tarih boyunca böyle sürüp gitmişti. Her şey o kadar eskidendi ki.

***

Bir gün bir deprem oldu. İda’nın eteklerinde. Eteklerin denizle buluştuğu kıyıdan bir toprak parçası, suyla karıştı. Anka Kuşu, toprağın katmanlarını izlemeye başladı. O kadar güzeldi ki. Her biri renk renk. Her renk, orada yaşamış olan insanların yaşanmışlıklarının sihirli aurası.

Köklerle tutulmuş olan bir kara parçasını uçarak aldı. Güzelce yere koydu. Buradaki katmanlı renkleri incelerken tüyleri ile narin narin sevdi. Dökülen topraklar arasında bir seramik parçası olduğunu fark etti. Tüylerini daha narin bir şekilde kullanarak bu seramiğin üzerindeki toprağı attı.

Toprağı atması haftalar sürdü. Haftalar boyu, ince ince çalıştı. Vazo olduğunu anladığı seramikleri topladı. Ağaçlardan aldığı sakızlara gözyaşlarını katarak parçaları birleştirdi.

Desenleri gördü sonra. Figürler vardı. Vazo şerit şerit boyanmıştı. Ama boyaların bazıları zedelenmiş, bazıları ise dökülmüştü.

Tüylerinin renklerine baktı. Benzer renkleri vazonun yarım yamalak olan figürlerini boyamak için kullandı. O kadar ince çalıştı ki… Toprak yeni bir tabaka daha kazanmıştı. Temizledi, pakladı, kuruttu.

Söylenceye göre, vazo o ilk yapıldığı anın, fırından çıktığı o ilk anın formuna kavuşmuştu. Desenleri, bezemeleri, figürleri o ilk çizimlerin yapıldığı andakine çok benzerdi. Ve aslına uygun yaptığı bu özverili ve nazik işlemler sayesinde Anka Kuşu’ o dönemi yeniden yaşamış hasret gidermişti.

Rivayete göre bu nedenle; Anka Kuşu restorasyon ve konservasyon yapan insanları çok sever. Geçmişi unutmayıp, ona saygılı davrandıkları ve anlamaya çalıştıkları için… Anka Kuşu’na göre yaşamı anlamlı kılan, anlamak, özümsemek, saygı duymak ve evrenin geçmişten gelen sırlarını çözmektir.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.