SON DAKİKA
Hava Durumu

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Sanat ve Tasarım

Yazının Giriş Tarihi: 31.12.2020 10:24

İnsanları takip etmeyi de hep ilginç bulurdu. İnsanlar sürekli hareket halinde bir oraya bir buraya koşuşturup dururlardı. Bu koşuşturma hiç bitmez ne zaman yavaşlar gibi olursa başka tarafa yönelir ve yeniden koşuşturmaya başlarlardı.

Kendilerini yaban hayattan korumak için evler yapmaya başladıkları zamandan sonra iyice durum Anka Kuşu için garipleşmişti.

İnsanlar bazen renklerle öyle halılar ve kilimler dokurlardı ki Anka Kuşu bunu hiç anlayamazdı. O muhteşem desenlerin üzerine basarlar ve eskitirlerdi. Zaman zaten onları eskitecekti.

Çamuru eşsiz kaplara dönüştürdüklerinde de aynı şeyi düşünürdü. Çünkü bu desenli kaplar dikkatsiz kullanıldığında kırılabilir, parçalanabilirdi.

Kumdan tesadüf eseri cam yapmayı öğrenmişler ama bunları da dikkatli kullanmıyorlardı. Yapılan, seramiklere, gümüş buhurdanlıklara, halılara, kilimlere, öylesine hayrandı ki.

 Bu hayranlık nedeniyle insanların neden kendi elleriyle ürettikleri bu güzelliklere hoyrat davrandığını anlayamıyordu. Bir gün Toprak Ana, ona anlattı. Aslında insanların bu güzel şeyleri yapma nedenlerinin aslında kullanmak, işlerini kolaylaştırmak olduğunu.

Pagan ritüelleri nedeniyle kullanım amaçlı yapmıyorlardı. Ritüellerini bu kaplara, halılara dokuyorlardı. Anka Kuşu yüzyıllar sonunda ancak bunu kabullenebildi. İnsanların sanatını çok seviyordu. Bu sanat ona tanrıçalar ve tanrıların ortaya çıkarttıkları güzellikleri hatırlatıyordu.

Böylece ellerinden ve yüreklerinden sanat doğan insanlara tüylerinden bırakmaya başladı. İnsanlar yaşamlarını yitirip dünya gezegeninden ruhani olarak ayrılsalar da yaptıkları o güzel eserler kalacaktı.

Anka Kuşu rüzgarlar ve yağmurların o güzel eserleri aşındıracağını pek hesaplamamıştı. Sadece insan elinden gelen zararlara yönelik koruma tüyleri vermişti.

Yüzyıllar sonunda Anka Kuşu, bu eski eserleri gezerken onlarla ilgilenen insanları görünce hep çok sevinirdi. O insanlar, sanatçılar, arkeologlar, sanat tarihçiler, tarihçilerdi…

Söylenceye göre onlarla ilgilenen insanları her zaman koruyup kollayacaktı. Ne zaman sanatı seven insanlar, sanatı korumak için bir şeyler yapsa tüylerinin renkleri canlanırdı.

Rivayete göre 21. Yüzyılda da Anka Kuşu’nun tüyleri renklenmeye devam etti. Eski eserleri araştıran, yeni eserleri yaratan insan elleri olduğu sürece de bu böyle sürüp gidecekti. Sinema-televizyondan resme, müzikten grafiğe… Sanatın şekli farklılaşsa dahi Anka Kuşu’nun dünya gezegeninde en sevdiği şeyler arasında, çocuklar, kadınlar, kuşlar ve sanat her zaman yerini koruyacaktı.

İlham Alınan Haber İçin, 

ÇOMÜ GSF'DEN YAYINCILIK ATAĞI

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.