SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Sabahyıldızı

Yazının Giriş Tarihi: 06.02.2021 09:30

Hangi dipsiz kuyu daha derin olabilirdi? Anka Kuşu bütün kuyuların derinliğini biliyor, hepsini gezip insanların ve tanrıçaların dertlerini topluyor onları gökyüzüne yağmurlar ağdığında fırlatıyordu. Her bir dert, onlarca yağmur damlasının temizlemesiyle yok oluyordu. Ama bu çok zaman gerektiren işlerdi. Anka Kuşu hangi derdi taşırsa taşısın kanatlarının rengi solmaya başlar, tüyleri dökülürdü. Ve bu tüyler ilham ve şanstan çok uzaklardı.

Bir gün o kuyulardan birinin yanına gitti.

Kuyuya kendi derdini attı…

Derdi büyüktü. Eski bir dostu onu çok kırmıştı. Onunla tanıştıklarında henüz minicik bir çocuktu Sabahyıldızı. Zamanla büyüdü. Olgunlaştı. Ailesine baktı. Çiçekler ekti. Tarlalar sürdü. İnekleri besledi. Balık tuttu. Avlanmaya gitti. Ev yaptı. Tamir etti.

Bir gün aşık oldu.

Sonra Sabahyıldızı sevgisiyle birlik bir ağaç dikmeye karar verdi. Anka Kuşu’da onlarla birlikteydi. Minik bir tohumu Anka Kuşu’nun tüyleri arasında filizlendirdiler. Havalar biraz daha ısınınca toprağa ektiler. İlk can suyu Anka Kuşu’nun gözyaşları olmuştu. Anka Kuşu, onları sevgisiyle mühürlemişti.

Aradan geçen senelerin ardından o minicik tohum gökleri saran yüce ve kadim bir ağaca dönüşmüş, Sabahyıldızı ve sevgisi yaşlanmıştı. Anka Kuşu’nun tekrar ziyaretlerine gittiklerinde Sabahyıldızı ona ‘Neden sonsuza kadar sadece sen yaşayabiliyorsun?’ demişti. Anka Kuşu oradan hızla uzaklaşıp en derin kuyuyu aramaya koyulmuştu.

Kuyuyu bulur bulmaz yükünü atmak istedi. Ama kim yükünü yağmurlarda yıkanması için tekrar yeryüzünde çıkartacaktı? Sevgili arkadaşı ona neden böyle söylemişti. Neden kendisine kızdığını düşünüyordu.

Halbuki çok kısa bir ömrü kalmıştı. Neden onunla vakit geçirmek istemiyordu?

Sonra bu sorulara cevap bulmanın derdini dipsiz kuyulara atmaktan daha önemli olduğunu fark etti. Hemen Sabahyıldızı’nın yanına gitti. Sevgi’sini o kadim ağacın kökleri arasına, Toprak Ana’nın bağrına bırakmıştı. Anka Kuşu’na da ağacın kabuklarından ‘af’ sözcükleri yazmıştı. Anka Kuşu dostu Sabahyıldızı’nın son nefesinde yanına gitti. Anladı ki insanlar, çok sevdiklerini kaybettiklerinde bir daha sevdikleri olsun istemezler. Çevresindekilere kızmalarının nedeni de çaresizliktir.

Söylenceye göre o kadim ağaç Bilgelik Ağacının tohumlarından birisidir. Sabahyıldızı’nın Sevgisi o ağaçla birlikte sonsuza kadar yaşayacaktır. Sabahyıldızı’nı ise Venüs gezegenin bağrına emanet etmişler. Her gün ışıdığında Sevgi ağacını sarmalasın diye.

Rivayete göre Anka Kuşu, sözlerin ne kadar incitici olduğunu ancak o zaman anlamış. Aynı zamanda sözlerin bazen hiçbir şey ifade etmediğini de. Sabahyıldızı’nın Sevgisi’ni kaybettiği için sorduğu sert sözler Anka Kuşu’nun kalbinde derin bir soru bırakmıştı. Hangi dipsiz kuyu bu derdini saklayacaktı? Neden sonsuza dek tek başına yaşamak zorundaydı?