SON DAKİKA
Hava Durumu

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Mezar Taşları

Yazının Giriş Tarihi: 14.04.2021 15:51

 Zaman kumlarına dönüşmüşlerdi. Ay ve güneşin tanrıçaları… Tanrıları… Zamanın varlığının kanıtı…

İnsanlar bunları algılayamayacak kadar gencecik yitip gidiyorlardı. Bedenleri ne kadar sağlıklı olursa olsun, Anka Kuşu’na göre ömürleri bir kum tanesi kadardı. Zamanı kavramakta hep güçlük çekiyorlardı bu neden ile…

Zamanı dolan insanlar çeşitli nedenlerle, çeşitli kara parçalarında, toprak ananın bağrındaki sonsuz uykusuna teslim ediliyordu. Defin işlemleri bazen sessiz sedasız bazen de dini ritüellerle gerçekleşiyordu.

Mezarlar, yaşamın bu perdesine veda eden insanların sevdikleri tarafından genelde ziyaret edilirdi. Göçebe yaşamlarda bu ziyaretler çok mümkün olmazdı. Mezarlar önemli idi. Varlığın göstergesi idi.

Ve ölümün.

Mezarlar sayesinde, insanlar bilirdi, ‘Her zaman bir son var’ ve daima yaşam…

Yaşayanlar; o en kıymetlileri, en sevdikleri, en paha biçilmez değerleri, yaşam bağlarının olduğu o güzel insanları toprağın altında sonsuz uykularında da sevmeye devam edeceklerdi. Mezar taşlarında, dünyaya bıraktıkları iz yazacaktı. Kimlerdi… Nereden gelmişlerdi… Hangi vakitte zamanın kumlarına dönüşmüşlerdi…

Anka Kuşu, insanların mezarlardaki ruh hallerini izlerdi. Gözyaşlarını. Sevdikleri sanki cevap verirmişçesine konuşmalarını, onlara mutlu ve hüzünlü anlarını anlatmalarını, dertlerini paylaşmalarını…

***

Anka Kuşu’da biliyordu, mezar taşlarının değerini… Sembolik olan mezar taşlarının değerini de… Çünkü o mermer, buzullar kadar soğuk olsa da yaşanmışlıkları güneş kadar sıcaktı.

Bazı insanların taşları bile yoktu. Ama bulunuyordu. Bulunmalıydı da… Bu mezar alanlarından biri de Kumkale idi…

Tarih 1915. Tarih zaman kumlarına dönüşüyordu. Güzel insanlar toprağa karışıyordu. Ama o kadar çetin bir savaş vardı ki… Sevdiklerine o kadar uzak yerlerde, Kumkale’de… O kadar büyük bir muharebe vardı ki.

Zaman bu muharebeye ancak iki gün dayanabildi. Bu topraklarda başka muharebeler de yapılmıştı… Yapılacaktı… Bu son değildi… Ama bu insanlar bu topraklar için zamanın kumlarına dönüşmüşlerdi. Zamanın kumları olarak toprakla karışmışlardı.

Aradan çok çok uzun zaman geçti. Savaşlar dindi. İnsanlar sevdiklerini aramaktan hiç vazgeçmedi. Arayan tarihçiler, arkeologlar, araştırmacılar… Belki hiçbirinin zamanın kumları ile akrabalık bağı yoktu. Ama bu topraklarla bağlarının olması yeterli idi…

Söylenceye göre Anka Kuşu, yapılan araştırmalarda, 104 sene sonra yapılan araştırmalarda, zamanın kumlarının bulunmasına çok sevindi. Tarih yeniden yazıldı.

Rivayete göre, zamanın kumları 104 sene sonra bile hala topraklara bir mesaj veriyordu. Mesajı sessiz ve sakin veriyorlardı. Bu topraklarda daima tarih yazılmıştı ve yazılmaya devam edecekti.

Daima, ‘Uğruna savaşılacak’ güzellikler uğruna insanların zamanın kumlarına seve seve dönüşeceği mesajını…

Ve daime hatıralarda kalacakları, daima vefa duyulacağının mesajını…

Zamanın kumlarına saygı ile…

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.