SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Kilitbahir evleri 1

Yazının Giriş Tarihi: 25.02.2021 08:50

 Toprak yollar, patikalar vardı. Denizin kıyısında dağlık bir arazi vardı.

Yağmur yağdığı zaman tepelerden sahile, denizin kıyılarına doğru yağmur süzülürdü. Yağmur tüm patikaları izlerdi. Çanakkale Boğazı’nın en dar yeriydi.

Bazen o kadar şiddetli fırtına kopardı ki… Çanakkale’nin iskelesi sanki bu kıyıya ulaşırdı. Bizim bahsettiğimiz kıyı Avrupa tarafında kalan minik bir köy, minik bir kasaba olmak için ilk adımlarını atan Kilitbahir.

Gecenin en deli yıldızları aralarında konuşmaya başlamışlardı. Bu Anadolu’ya ulaşmak için en yakın deniz yoluna sahip iki kıyı arasındaki güzergah hakkında. Yıldızlar, insanların bu alanı nasıl kullanacağı konusunda büyük merakla beklemeye başlamışlar. Anka Kuşu’da bu bekleyişte ki yerini almış.

Önce insanlar keçi yollarını takip etmişler. Bu takiplerinde develerini, atlarını allayıp pullamışlar. Sonra keçi yollarının kıyısına berisine evler kurmaya başlamışlar. Bu evler tarihin evleri olduğu o zamanlarda belli değilmiş.

Tarihin bir çok sahnesine tanıklık edecekleri ve bu tanıklığın korunması için yapılacak işlemlerin devamlılığı… o insanların hiç fikirleri yokmuş.

En deli yıldızların tartışması can bulmuş. Yıllar sürmüş gitmiş. O evlerde can bulmuş. Yıldızların trilyonlarca süren tanıklıklarının yanı sıra o evlerin tanıklıkları çok daha kısa sürmekteymiş. Zaman zamanı kovalamış. Kimi evin sahipleri ölmüş. Sahipleri dedimse öyle yanlış anlaşılmasın. O evler o insanların kendisiymiş.  Evlerin her bir taşı o insanların anılarıymış. Kendilerini sıcaktan ve soğuktan koruyan bu evler sadece barınma amaçlı kurulan yapılarında ötesinde yaşamın, yaşamanın ta kendisiymiş.

Anka Kuşu bu insanlarla evler arasındaki bağı gıptayla izlermiş.

Evlerden bazıları zamanla yıkılmış. Zamana yenik düşmüş. İçindeki inşalar ya terk etmiş o toprakları ya da yaşlanmışlar ve kendi yaşamlarına bakamaz hale gelmişler.

Bazen de harabeye dönüşmüşler.

Bazıları hala sağlam ayakta kalsa da yitirilen her ev bir anının ömrün yok olmasıymış.

Ama bazı yapıların durumu çok kötüymüş. Zamanla bir takım yasalar çıkmış. Sadece alın teriyle var olan yapıların resmileşmesi ve geleceğe kalmaları için bir takım yazılar yazılmış. Bu yazılardan ne Anka Kuşu anlam bulmuş ve de evler. Ne de gökyüzünün en deli yıldızları.

Ruhsat varmış. Tapu. Onarım belgesi. Restorasyon izni.

Kilitbahir evleri için bunlar sadece yazıymış. Bir takım harflerin kağıt üzerinde bir araya gelmesi.

Söylenceye göre gökyüzünün en deli yıldızları için sadece var olanın anlamı varmış. Bu anlamda geçmişin tanıklarının gözetilmesi ve korunmasıymış. Kimin neden koruduğunun çok bir önemi yokmuş. Mutlak ve topluma mal edilerek korunması yeterliymiş. Kimsenin özel mülkiyetine bırakılmaksızın korumak…

Çünkü bazen geçmişin sırlarını saklayan bir tablo ya da şamdan kişilerde kalıyormuş. Bu nedenle koleksiyoncular, müzeler, koruma kurulları olmalıymış. Ama gerçekten kültürü yaşatmak, ona saygı duymak ve geleceğe taşıma gibi gerçek görevlerini üstlenmeleri gerekirmiş. Yıldızlar dünya da o kadar kötü örneğe denk gelmişler ki… Bu nedenle koruyucu insanlara karşı özel bir duyarlılıkları gelişmiş.

Rivayete göre de Anka Kuşu için en önemlisi geçmişin tozlu raflarını geleceğin ışığında aydınlık bir yere korumak. Bu nedenle şans ve koruyucu tüylerini bu sırları taşıyan evlere, yapılara, saraylara, kiliselere, havralara, camilere, tapınaklara, köşklere, kalelere, saat kulelerine, çan kulelerine, kemerler, su kemerlerine, barajlara, okullara, eski mekteplere bırakırmış. İnsanlar o tüylerin ışığında geçmişin tozlarından yeni tohumlar bulabilsinler diye…

Anka Kuşu, gökyüzünün en deli yıldızlar ve o eski evler bir şey yapamasa da yeryüzünde onların temsilcileri bu görevleri üstlenmekte.